Barınak değil sığınak istiyoruz!

31

Sıdıka Platin ile ilk kez 25 Eylül 2009’da kocasının, kulağını kesmesiyle tanıştık. Kulağı kesilmeseydi belki düzenli şiddet gören ama bu şiddete fiziksel olarak katlanabilen diğer birçok kadın gibi adını hiç öğrenemeyecektik.

Bu yıl tekrar adını duymamızın nedeni ise bilinci kapanana kadar dövülmüş ve terk edilmiş olması.

Van Aile Mahkemesi’nde 11 ay önce görülen davada, Sıdıka’nın kocası Faruk P., “evliliğinin bozulmaması için eşinin evine dönmesi gerektiği ve bir daha hata yapmayacağı” yönünde ifade verdi. Mahkeme, Faruk P.’nin bu ifadesi üzerine “kadın sığınma evindeki eşini görebilmesi ve alabilmesi” yönünde karar verdi. Bu kararın ardından Faruk P., eşini kadın sığınma evinden alarak, köyündeki evine götürmüştü. 1 yıl 3 ay hapse çarptırılan Faruk P. aynı suçu “5 yıl içinde tekrarlamama” koşuluyla da serbest bırakıldı. Faruk P. ise Sıdıka’yı dövmeye devam etti. 15 Temmuz’da ise ölesiye dayak yiyen Sıdıka, daha fazla dayanamadı, yığılıp kaldı. Yardımına koşan komşular tarafından hastaneye kaldırılan genç kadın, ilk seferde olduğu gibi yine yalnız başınaydı. Faruk P. ise olay yargıya intikal ettiği için aranıyor.

Sıdıka’nın ikinci kez hastaneye kaldırılması bir anda “ilk seferde neden o eve döndün kızım?” sorusunu akıllara getirmiş olacak ki birçok yazılı ve görsel medya olayı 3 çocuğu için eve dönmüştü diye başlıklarla verdi. Oysa biz o günde, bu günde çok iyi biliyoruz ki Sıdıka eve başka hiçbir çaresi olmadığı için döndü. Sığınma evinde belli bir süreden sonra kalmayacak olan Sıdıka’yı ailesi de yoksulluk nedeniyle 3 çocuğuyla istemeyince, çocuklarıyla ortada kalan Sıdıka eve dönmek zorunda kaldı. Kimse bu durumda Sıdıka’yı geçen yıl verdiği karar nedeniyle ya da ailesini kızlarına sahip çıkmamakla eleştiremez. Burada esas olan devletin ihmalkârlığıdır.

Türkiye’de 2009’un son 7 ayında 953 kadının öldürüldüğü düşünülürse -ki bunlara öldürülmeyen ama düzenli şiddet gören ya da intihara zorlananların sayısını ekleyince binleri bulur- sığınma evleri çok önemli bir yerde duruyor. Nedir sığınma evi? En önemli işlevi kadınlara can güvenliği sağlamaktır. Sığınaklar kadınları ve çocukları şiddet ortamından ayırarak iç güçlenmelerini sağlamak kendi hayatları ile ilgili özgür iradeleri ile karar alabilmelerinin olanaklarını oluşturmak için kullanılır. Kadınlar hukuksal ve psikolojik yardım alırlar. Kendileri gibi şiddet gören kadınlarla dayanışırlar. Türkiye’de tahmin edilebileceği gibi hayati önemi olan bu sığınakların sayısı çok yetersiz. Sadece 51 tane var. Bunlarda yeterli donanıma sahip değil. Kadınlar istihdam edilmeden sığınaklardan çıkarılıyorlar bu durumda eve dönmek zorunda kalıyorlar. Sıdıka ilk değil, tek değil son olmayacak… Donanımlı sığınma evleri için mücadele şart!

Yazan: Rukiye B., 1 Ağustos 2010

Yorumlar kapalıdır.