Erdoğan 7 Haziran’ı hazmedemedi, tekrar seçim dedi! İDP diyor ki: Barajsız seçim, kurucu meclis, demokratik anayasa, işçi-emekçi hükümeti!

73

Erdoğan’a göre; AKP’siz bir Türkiye hatta Ortadoğu düşünülemez. Türkiye’de burjuva parlamenter sistem tıkanmıştır ve Türk tipi başkanlık sistemi kaçınılmaz hale gelmiştir. Türkiye’de toplum ve siyaset, dini muhafazakâr bir temelde yeniden yapılandırılmalıdır. Tüm bunları teminat altına almak ve sürdürülebilir kılmak için ise Sünni, otoriter, burjuva-kapitalist bir devlete ihtiyaç vardır. Üstelik Erdoğan’a göre bunlar tercih olmaktan çıkmış, zorunluluk haline gelmiştir. Dolayısıyla artık mücadele bir ölüm-kalım savaşıdır. Doğal olarak bu savaş ortamında muhalefetten, farklı düşünenlerden bahsedilemez; ya dost ve vatanperver ya da düşman ve vatan haini olunabilir. Erdoğan’ın ifadesiyle taraf olmayan bertaraf olur! Mesele bir kez bu şekilde tarif edildiğinde yasaların ve anayasal kurumların Erdoğan-AKP’ye uyarlanması da kaçınılmaz hale gelmektedir. Nitekim Erdoğan, 10 Ağustos 2014’de sistem değişti, artık yasaları bu duruma uygun hale getirmek gerekir, derken bunu ifade etmektedir.

Türkiye’nin önüne dört ay içinde ikinci kez seçim sandığının konuyor olmasının nedeni de 7 Haziran seçimlerinin yukarıdaki sonuçları üretmemiş olmasıdır. AKP tek parti iktidarını kaybetmiş ve bu şekilde Erdoğan’ın fiili başkanlığı dahi tehlikeye girmiştir. Erken bir seçim Türkiye’nin değil Erdoğan’ın ihtiyacıdır. Erdoğan 1 Kasım’da bu kez sallanan iktidarını sağlama almayı ummaktadır. Mesajı da açıktır: Ya istikrar (AKP) ya kaos (savaş)!

7 Haziran seçim sonuçlarının ön habercisi olan kamuoyu yoklamaları olası tabloyu göstermeye başladığı andan itibaren, sorumlu ilan edilen HDP’ye yönelik saldırıların başladığını hep birlikte yaşadık. O noktadan itibaren bırakın çözüm ve müzakereyi ya da Kürt sorununun olup olmadığını AKP’liler, “o yörenin insanına Kürt demek çok ayıp” noktasına kadar ulaşmıştı. Bütün bunların nedeni yüzde 10 barajını geçerek 80 milletvekili çıkaracak HDP’nin AKP’yi iktidardan, Erdoğan’ı başkanlıktan edecek olmasıydı.

Bugün genişleyerek ve derinleşerek devam eden askeri ve siyasi operasyonlar 7 Haziran öncesi başlayan o sürecin bir devamıdır. İçlerinde çocukların da olduğu yüzlerce insanın öldürüldüğü ve yaralandığı; Ağrı, Kars, Erzurum, Diyarbakır, Tunceli, Mardin, Hakkâri, Van gibi birçok ilde özel ve askeri güvenlik bölgelerinin ilan edildiği; Lice, Varto, Silvan, Yüksekova, Cizre gibi ilçelerde olağanüstü hal uygulamalarıyla sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve şimdiden 100 bin kişinin güvenlik gerekçesiyle göç ettiğinin söylendiği bölge tablosu doğrudan 7 Haziran seçim sonuçları ve 1 Kasım seçim beklentileriyle ilişkilidir.

Bu koşullarda doğal olarak bir erken seçimi doğru bulmuyoruz. Yapılması gereken 7 Haziran seçimlerinin gereğini yerine getirmek olmalıydı. Yüzde 10 seçim barajının kaldırılması, antidemokratik siyasi partiler ve seçim kanununun demokratikleştirilmesi, siyasal demokrasiyi genişletecek yasal-kurumsal düzenlemelerin yapılması, iş cinayetlerini durduracak bir çalışma rejiminin kurulması, ülkede ve bölgede savaşı değil kalıcı ve onurlu barışın sağlanmasını sağlayacak adımların atılması, toplumun ve siyasetin yolsuzluk ve rüşvetten temizlenmesi başta gelen gerekliliklerdi. HDP de meclise girdiği andan itibaren tamamen bunlara odaklanmalıydı ve bugün seçim hükümetine verdiği iki bakan aracılığıyla da bu konuda ısrarlı bir sözcülük üstlenmelidir.

Hepimiz şunu biliyoruz; büyük Türkiye ideali/davası denilen şey, kişisel bir kurtuluş ve ikbal çabası haline getirilmiş durumda. Böylesi bir zemine oturan bir seçim ve sistemin sorgulanması da son derece doğal. Bu açıdan Türkiye’nin bir erken seçime değil bu durumları üreten antidemokratik seçim sisteminin ve sonucunda oluşan meclisin ve bunlara sebep olan 12 Eylül anayasasının emek, demokrasi ve özgürlük temelinde değişmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Lakin 7 Haziran’da istediği sonucu alamayan Erdoğan’ın Türkiye’yi yeni bir seçime sürüklediği de ortada. Öyleyse çok daha güçlü ve birleşik şekilde sesimizi yükseltelim: Nasıl bir seçim? Barajsız, engelsiz, eşit ve adil bir seçim! Nasıl bir hükümet? Ekonomik ve sosyal güvence ve eşitliği sağlayacak, siyasal demokrasi temin edecek, kalıcı ve onurlu barış diyecek bir işçi-emekçi hükümeti! Nasıl bir meclis? Temel amacı emekten yana demokratik, laik, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasa hazırlamak olan bir kurucu meclis!

Yorumlar kapalıdır.