Yağmuru bile

97

Aydın’da bir süredir bedava su vaatleri havada uçuşuyor. Yerel seçimlerin yaklaşması ise bedava su vaatlerinin bir tartışma konusuna dönüşmesine, hatta “su savaşları” denecek bir boyuta ulaşmasına zemin hazırladı. Aydın’ın Germencik ilçesinin MHP’li Belediye Başkanı bir süre önce “Su haktır, ücretsiz olmalı” demişti. AKP’li Efeler İlçe Başkanı, büyükşehri aldıklarında suyun belli bir tonuna kadar para almayacaklarını iddia etti. Bunun üzerine Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, AKP ve MHP’lilere çağrıda bulunarak suyun bedava olması için Aydın milletvekilleri aracılığıyla bir kanun önerisini TBMM gündemine getireceğini açıkladı.

Zeytin ve incir gibi tarım ürünlerinin kökünü kurutan, yerüstü ve yeraltı sularını kirleten denetimsiz jeotermallere karşı direniş başlatan halkın bu vaatlere inanması epey güç. Tartışmalar, “O zaman bugüne kadar neyi beklediniz?” gibi haklı yakınmaların yanı sıra sorumluluğun bir valiliğe bir belediyeye atılmasına, iktidar ve muhalefet partilerinin ise birbirlerine karşı yaptıkları suçlamalara sahne oluyor.

Peki, bedava su mümkün mü? Öncelikle ve en basit şekliyle: Evet, su haktır. Herkesin temiz suya ücretsiz erişim hakkı olmalıdır. Ancak kapitalizm koşullarında bu mümkün değil. Örneğin, Aydın’dan Ege Denizi’ne dökülen ve eskiden Ege’nin en uzun nehri olmasıyla bilinen Büyük Menderes, başta sanayi atıkları gibi nedenlerle artık Türkiye’nin en kirli 3. nehri haline geldi. Kirliliğe yönelik eylem planları ise “maliyetli” olduğundan uygulanmıyor.

Daha can yakıcı bir örnek ise Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda “kamusal faydayı artırma hedefi” bahanesiyle yapılan değişiklikler. Kanun, DSİ’ye su kaynaklarını kiralama ve satma rolü biçiyor. Böylece bir su havzasını satın alan kişi, oradaki suyu başka bir şehre veya tesise dilediği gibi, dilediği kadar pahalı satabilecek; köylülerin, çiftçilerin kuyu ve çeşmelerini kapatabilecek veya bunlara sayaç takabilecek. Bu durum yağmur suyundan bile kâr elde edilebileceği anlamına geliyor. Suyun metalaşmasının, dolayısıyla su kaynaklarının talan edilmesinin önünü açıyor.

Yeni rejimin sunduğu su politikası böyleyken, yerel seçim öncesi yapılan bedava su tartışmaları gerçeklikten uzak kalıyor. Suyun bedava olmasını savunan herhangi bir partinin yapması gereken, suyu halkın temiz ve parasız kullanımına açacak bir mücadeleye girişmektir.

Yorumlar kapalıdır.