BMİS Genel Başkanı Özkan Atar: “Sermayenin en örgütlü kesimi olan metal patronlarına karşı yürütülen mücadele Türkiye işçi sınıfının bugünü ve geleceği açısından son derece önemli”

DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar ile MESS Grup TİS sürecine ve Smart Solar grevine ilişkin gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi paylaşıyoruz.

154 bin metal işçisinin çalışma koşullarını belirleyecek MESS Grup TİS görüşmelerinde 5. oturumda uyuşmazlık tutanağı tutuldu. MESS’in ilk 6 ay için ortalama yüzde 10 ücret zammı, sosyal haklarda yüzde 25 artış ve üç yıllık sözleşme süresi dayatması metal işçileri açısından ne anlama geliyor? Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

MESS’in bu dönem toplu iş sözleşmesinde ücretlerde yüzde 10 ve sosyal haklarda yüzde 25 gibi enflasyon altındaki teklifleri, üç yıllık sözleşme gibi dayatmaları ve kazanılmış hakları geriye götürecek saldırıları; AKP iktidarının yerli ve yabancı sermaye tekellerinin menfaati ve kaynak aktarımının ana programı olan IMF tandanslı orta vadeli programı doğrultusunda emekçilerin reel ücretlerini düşürme harekâtının bir parçası olarak metal işkolu sözleşmesindeki yansımasıdır. MESS, emek düşmanı sermaye hükümetinden aldığı destek ve cesaretle metal işçisinin haklarına saldırmaktadır.

Taleplerimizin karşılanması yönünde herhangi bir gelişme olmadığı takdirde, grev kapsamında olan 43 fabrikanın grev uygulaması stratejisini kurullarımızda belirleyip hayata geçireceğiz.

60 günlük yasal arabuluculuk süreci başladı. Bu süreçte sendikanın öncelikleri neler olacak? Arabuluculuk sürecinden sonuç alınamazsa grev seçeneği gündeme gelecek. Birleşik Metal-İş bu sürece nasıl hazırlanıyor?

MESS grup sözleşme sürecinde, yasal müzakere süresi 8 Aralık’ta doldu ve uyuşmazlık tutanağı tutuldu. Resmi arabulucu seçimi 16 Aralık’ta gerçekleşti ve 24 Aralık’ta arabulucuya görev tebligatı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapıldı. 24 Aralık’tan itibaren arabulucunun 15 günlük yasal süresi var. 30 Aralık’ta arabulucu yasal prosedür doğrultusunda tarafları bir araya getirecek. Arabulucunun toplu sözleşme açısından taraflar üzerinde herhangi bir yaptırımı ve etkisi yoktur. Toplu sözleşmenin gidişatına ve sonucuna herhangi bir etkide bulunamaz. Biz zaten bu süreçten herhangi bir şey beklemiyoruz. Esas olan ve sürece etkisi olacak şey işveren tarafının tekliflerini gözden geçirerek anlaşma zemini yaratmaya yönelik adımlar atmasıdır.

Biz uyuşmazlıktan sonra 13 Aralık’ta Merkez Toplu Sözleşme Komisyonumuzu topladık, süreci değerlendirdik ve kurulumuzun önerilerini aldıktan sonra yönetim kurulumuz eylem programı ve takvimi oluşturdu. Bu doğrultuda 18 Aralık’tan itibaren her hafta birer gün tüm vardiyalarda birer saat iş durdurma eylemimizi gerçekleştiriyoruz. 18 ve 25 Aralık günleri etkin biçimde üretimden gelen gücümüzü kullandık, üç vardiya çalışan işyerlerinde bir günde 3 saat üretim durduruldu. Eylem programımız çerçevesinde 21 Aralık günü Gebze’de 10 binin üzerinde üyemizin katıldığı ve MESS’e tepkilerin ortaya konduğu coşkulu bir miting gerçekleştirdik. 29 Aralık’tan itibaren tüm işyerlerinde fazla mesailer kaldırıldı. Yine bölgelerde kamuoyuna yönelik eylem yürüyüş ve basın açıklamaları yapıyoruz. Bizim dışımızdaki başka sendika üyesi olan metal işçilerini de eylemlilik sürecine katmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz. Muhtemel grev uygulamaları ya da TİS‘in olası bir anlaşmayla sonuçlandırılması sürecine kadar üretimden gelen gücümüz etkin bir şekilde kullanılacak ve eylemler sürdürülecek. Arabulucu 15 günlük süresinin dolmasını takiben raporunu yazarak taraflara resmi tebligatını yapacaktır. Raporun bize tebliğinden itibaren 60 günlük grev uygulama süreci başlıyor. O zamana kadar taleplerimizin karşılanması yönünde herhangi bir gelişme olmadığı takdirde biz de grev kapsamı içerisinde olan 43 fabrikanın grev uygulaması stratejisini kurullarımızda belirleyip hayata geçireceğiz.

Metal işkolu, asgari ücretin üzerinde ücret alan ayrıcalıklı bir işkolu olarak görülüyor. Ve bu argüman sürekli kullanılıyor. Bugün metal işçilerinin gerçek alım gücü ve yaşam koşulları bize ne söylüyor? Asgari ücretin açlık sınırının altında açıklandığı bu koşullar sizce toplu sözleşme süreçlerini ve sendikal pazarlık gücünü nasıl etkiliyor?

2025 ve 2026 asgari ücretleri enflasyonun altında, reel olarak ücret düşürme politikasının ve orta vadeli programın hayata geçirildiği bir alan oldu. Özellikle son 10 yılda asgari ücret sadece çalışanların neredeyse yarıya yakınının direkt kapsadığı bir ücret olmaktan ziyade toplu sözleşmeliler de dahil olmak üzere tüm emekçilerin ücret seviyelerinin belirlenmesinde en önemli parametrelerden ve etkenlerden biri haline geldi. Sermaye iktidarı tarafından toplumun ücret seviyesini ve yoksulluğu yönetme aracı haline geldi. Metal işkolu işçinin kalifikasyon ve niteliği açısından geleneksel olarak asgari ücretin üzerinde ve toplu sözleşmeli, sendikalı olma oranının göreceli olarak yüksek olduğu bir işkoludur. Asgari ücretin reel olarak düşürülmesi metal işkolundaki ücretleri ve toplu sözleşmeyi de baskılayan en önemli faktörlerden birisi. Sözleşmenin başlangıcı itibarıyla mevcut giydirilmiş ücretimiz asgari ücretin 2,5 katına yakın. Toplumdaki tüm emekçiler gibi metal işçilerinin de alım gücü uygulanan ekonomik politikalar neticesinde şiddetli olarak düştü ve bu toplu sözleşmeyle birlikte olması gereken yere getirmeye çalışıyoruz.

Türkiye sermayesinin en etkin ve örgütlü kesimi olan metal patronlarına karşı işçi sınıfının yürütülecek mücadelesi Türkiye işçi sınıfının bugünü ve geleceği açısından son derece önemlidir ve sınıftan yana tüm kesimlerin bu mücadeleye omuz vermesi, başarıya giden yolda önemli bir etken olacaktır.

TİS süreci yalnızca metal işçilerinin değil, tüm emekçilerin mücadelesini ilgilendiriyor. Sizce MESS TİS’i, Türkiye’de sermaye-iktidar blokuna karşı sınıf mücadelesinin neresinde duruyor ve nasıl bir ortak mücadele hattına ihtiyaç var?

Metal işkolu otomotivden demir çeliğe, beyaz eşyadan elektronik ve makine sektörlerine kadar ülke ekonomisinin ve ihracatının lokomotifi ve belirleyici işkolu. Kısacası ülke ekonomisinin can damarı. Dolayısıyla toplu sözleşme de hem sermaye açısından hem ülke yönetimi ve siyasi iktidar açısından, özel olarak metal işçileri ama genel olarak tüm emekçiler açısından son derece kritik öneme sahip.

Tarih boyunca metal işçilerinin mücadelesi her zaman sermaye ve sermaye iktidarlarının ortak direncine ve birlikteliğine karşı yürümüştür. 1980 darbesi öncesinde en çok üyeye sahip olan sendikamız Maden-İş, MESS grevleri ve mücadelesiyle siyasi iktidarı ve Türkiye burjuvazisini sarsmıştır. Zaten 1980 darbesinde işkolunda sendikal örgütlülük dengesi sermaye ve devlet tarafından zora dayalı biçimde değiştirilmiş ve kendi güdümlerinde yönetebilecekleri bir sendikal denge kurmaya çalışmışlardır. Burada her şeye rağmen metal işçilerinin bir kesimi sendikamız saflarında tutunarak mücadele geleneğini kesintisiz sürdürmüşler ve sürdürmektedirler.

Hatırlarsanız 2024 Aralık ve 2025 Ocak aylarında MESS üyesi uluslararası sermayeli önemli beş işletmede grevlerimiz hayata geçirilmiş, adrese teslim biçimde siyasi iktidar tarafından yasaklanmış, yasaklara rağmen tarafımızca kararlıca sürdürülmüş ve tarihsel kazanımlar elde edilmiştir. Bu kazanımlar 2025 yılı boyunca diğer sözleşmelere ve işkollarına da olumlu etkide bulunmuştur. Türkiye sermayesinin en etkin ve örgütlü kesimi olan metal patronlarına karşı işçi sınıfının yürütülecek mücadelesi Türkiye işçi sınıfının bugünü ve geleceği açısından son derece önemlidir ve sınıftan yana tüm kesimlerin bu mücadeleye omuz vermesi, başarıya giden yolda önemli bir etken olacaktır.

Bu grev Smart işçilerinin inancıyla, sendikamızın güçlü örgütlülüğü, deneyim ve birikimiyle mutlaka kazanılacak! Zafer direnen Smart işçilerinin olacak!

Bir yandan MESS süreci devam ederken öte yandan da Smart Solar’da sendikanızın grevi devam ediyor. Düşük ücret dayatmasına, patronun grev kırıcılığına karşı işçiler onurlu mücadelelerini geri adım atmaksızın sürdürüyor. Buradaki güncel durum ve eylem planı nedir? Emek örgütlerine ve sol-sosyalist kamuoyuna bir çağrınız olur mu?

Güneş enerji sistemleri alanında panel üretimi yapan Smart Solar işyerinde ikinci dönem sözleşme mücadelemiz grev boylarında sürüyor. Grevci üyelerimiz 68. günde ilk günkü inanç, kararlılık ve coşkularıyla grevlerini başarıyla sürdürüyorlar. Smart işvereni sendikalaşma öncesinde olduğu gibi asgari ücret seviyesinde düşük maliyetler ve yüksek kâr oranıyla işçi çalıştırma peşinde. Grev başladıktan itibaren toplu sözleşmeye yönelik taleplerimize işverenin verdiği cevap, sözleşmenin bağıtlanabilmesinden ve işçilerin kabulünden uzak noktada oldu. Smart patronu grevin etkinliği ve kararlılığı karşısında, çareyi grevi kırmak ve işçinin moralini bozmaya çalışmakta arıyor. Oysa içine düştüğü çaresizliği ve çıkmazı da gözler önüne seriyor. Bu da işçilerin grevine daha sıkı sarılmasına ve mücadelemizin yükseltilmesine yol açıyor.

25 Aralık’ta Gebze’de çok güçlü ve etkin grevle dayanışma şöleni gerçekleştirdik; mücadelemize maddi ve manevi önemli bir destek ortaya çıktı. İşverenin fason üretim yapmaya çalıştığı Kayseri’deki işyeri önünde, İstanbul Kavacık’taki şirket merkezi önünde, İzmir’deki diğer fabrikasında ve grevin sürdüğü Gebze fabrikası önünde değişik zamanlama ve biçimlerde etkin mücadele yöntemlerimiz ve eylemlerimiz çok yönlü hayata geçirilecek ve geçiriliyor. Yükselen mücadelemizle Smart işverenini tekrar masaya oturtarak olumlu bir anlaşmanın ortaya çıkabilme zeminini yaratmaya çalışıyoruz. Grevimizle dayanışma önemli ölçüde gerçekleşiyor, tabii ki daha iyi bir sahiplenme daha geniş alanda dayanışmanın sürmesi başarıya giden yolda kritik öneme sahip. Bu grev Smart işçilerinin inancıyla, sendikamızın güçlü örgütlülüğü, deneyim ve birikimiyle mutlaka kazanılacak! Zafer direnen Smart işçilerinin olacak!

Bu yoğun süreç içinde bizlerle süreci ve görüşlerini paylaştığınız için çok teşekkür ederiz. Gazete Nisan olarak, metal işçilerinin ve sendikanızın mücadelesinde yanınızda olmaya devam edeceğiz.

Yorumlar kapalıdır.