Migros depo işçisi yol gösteriyor! 2026 mücadeleyle başladı!

Migros depo işçilerinin mücadelesi ocak ayına damga vurdu. DGD-SEN öncülüğündeki Migros depo işçileri işverenin dayattığı sefalet ücretini reddederek günler süren iş bırakma-iş yavaşlatma eylemleri gerçekleştirdi. Binlerce depo işçisinin direnişi Diyarbakır’dan İstanbul’a, İzmir’den Bursa’ya ülkenin dört bir yanına yayıldı. Bu mücadelenin yanında, işçilerin hakkını verene kadar Migros’a dönük boykot çağrıları da söz konusu. Eylemlerin ilk kazanımı Migros’un, taşeron firmalar bünyesinde çalışan depo işçilerinin hepsini kadroya aldığını açıklaması oldu. Patronun bu geri adımı mücadeleyi dindirmedi. İşçilerin talebi maaşlara net yüzde 50 zam, vergi kesintilerini patronun karşılaması ve sendikal özgürlüklerin tanınması. Biz bu yazıyı hazırlarken eylemler tüm hızıyla sürüyor.

Sadece depo işçileri değil, bütün sektörlerde direniş ve mücadele sürüyor. İşçilerin yüzde 50 zam talebine karşılık patronun dayattığı yüzde 6’lık artış sonucu Smart Solar’da greve gidilmişti. Ücret mücadelesi ile başlayan süreç sendikal hak talepleriyle sürerken, Birleşik Metal-İş’te örgütlü işçilerin fabrika önündeki grevi 100 günü devirdi.

Sakarya’da bulunan SAG Hidrolik patronu, sendikanın yetkisine itiraz etmiş ve hemen ardından öncü işçileri işten atmıştı. Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlendikleri için işten atılan işçiler, 170 günü aşkın süredir fabrika önündeki direniş çadırında.

Temel Conta grevinin 400 günü geride bıraktığı günlerde patron, grevin olduğu Kemalpaşa fabrikasındaki makineleri polis işbirliği ile Torbalı’daki fabrikasına kaçırdı. Temel Conta işçileri geri adım atmadı, eylemlerini Torbalı’da sürdürüyorlar.

DIGEL Tekstil’deki direniş bir yılı geride bırakırken, işçiler ardı ardına kazanımlar elde etmeye devam ediyor. Olumlu sonuçlanan işe iade davaları ve patronun yetki itirazının reddi gibi gelişmeler, sektördeki tüm işçiler lehine artı yazıyor.

Mersin Limanı’nda Özgüneş Taşımacılık’ta çalışan işçiler, ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı TÜMTİS’e üye olmuştu. Taşeron firmanın işsiz bıraktığı 180 işçi, yaklaşık bir aydır kadrolu şekilde işlerine geri dönmek için mücadele ediyor.

Tüm bu direniş ve mücadeleler işçilerin güvencesiz, sendikal haklardan yoksun ve işten atılma tehdidi ile burun buruna olduğu koşullarda filizleniyor; eylem yasaklarına ve grev kırıcılığına rağmen sürüyor. Fakat ne yazık ki hâlâ bütünlüklü bir mücadele hattının uzağındayız. Her biri tek başına çok kıymetli olsa da, işyerlerindeki tekil mücadelelerden söz ediyoruz. Zira işçi ve emekçi konfederasyonları birleşik bir mücadele programına da niyetine de sahip değil. Pek çok grev ve direniş, işçi ve emekçilerin kararlılıkları sayesinde sendikalarını harekete geçirmesi sonucunda gerçekleşiyor. Sınıf, elindeki mücadele araçlarına da insanca ve haysiyetli bir yaşam sürme talebine de sahip çıkıyor. Bütünlüklü bir mücadelenin taşlarını döşeyecek olan da sınıfın kendisi.

Yorumlar kapalıdır.