19 Mart’ın nedeni, anlamı, dinamikleri?

Ekrem İmamoğlu bir yıldır cezaevinde. Çoklu bir suç isnadıyla tutuklandı. Belediye başkanlığı elinden alındı. Otuz beş yıl önce aldığı üniversite diplomasının iptali söz konusu. Casusluk dahil birçok suçtan yargılanıyor. Ailesi dahil birçok CHP’li belediye başkanı ve yönetimi de bu yargılama sürecinin bir parçası durumunda. Ayrıca yine bu süreçle bağlantılı olarak CHP kurultayları yargı kıskacında. İstanbul CHP yönetimine kayyum atandı. Bir ara CHP’nin kapatılması da gündeme geldi. Son olarak mevcut CHP yönetiminin yargı kararıyla azledilip Özgür Özel’in yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar genel başkan olacağı bir senaryo dillendiriliyor.

İktidar bloku bu sürecin tamamen bağımsız yürüdüğünü, yargının alanı ve tasarrufu olduğunu söylüyor. Bahçeli’nin çok sevdiği ifadeyle; herkes mahkeme kararını beklesin, telaşa kapılmasın, suyu bulandırmasın, masumsa zaten ortaya çıkar! Özeti; konu siyasi değil hukuki! “Kararı beklerken” bu yargı sürecinin başı olan bağımsız başsavcı adalet bakanı olarak atandı. Mecliste yemin etti ve AKP il başkanları toplantısında partisi için çalışma sözü verdi. Bahçeli bu atamaya ve usule sahip çıkmakta da beis görmedi. İktidar ve Bahçeli 2019 İstanbul belediye seçimlerinde seçim zarfının içindeki dört oydan sadece büyükşehir belediye başkanını belirleyen pusulanın çürük olduğunu iddia etmekte de beis görmemişti.

Bir zarf, dört oydan iktidarın beka meselesine…

Bahçeli, 2019 yerel seçimlerinde 25 yıl AKP ve muadili partilerin yönetiminde kalan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının el değiştirme ihtimalini beka sorunu olarak adlandırmıştı. O vakit söz konusu değişim olmasın diye iktidar bloku Öcalan dahil herkesi defansa çağırmıştı. Selahattin Demirtaş’ın muhalefet adayını destekleyen tutumu Kürt seçmenin iradesine yön verdi. İktidar bloku İstanbul’u kaybetti. Çürük oy peşinde büyükşehir belediye seçimleri yenilendi. Binlerce konut, polis marifetiyle tek tek mükerrer/sahte seçmen bulma umuduyla kontrol edildi. Sonuç: 13 bin oy farkı zoraki tekrar seçimde 800 bini aştı. İmamoğlu üç ay içinde iki kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandı. İktidar blokunu taşıyan ekonomi-politik, sosyopsikolojik kolonlardan en önemlisi darbe almış oldu.

İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te tutuklanması böylesi bir arka planda gerçekleşti. 2024 yerel seçimlerinde iktidar blokunun tarihi bir yenilgi alarak ikinci sıraya düşmesi, başta İstanbul olmak üzere önde gelen tüm kentleri açık ara kaybetmesi, gelmekte olan iktidar değişiminin ayak sesleriydi. İktidar bloku için meselenin özel olarak CHP/İmamoğlu alerjisinin ötesinde olduğu anlaşılmalı. Değişim dinamiğini taşıyan bir başka kişi/parti olsa o da aynı muameleyi görecekti, görecektir. İmamoğlu toplumsal şikâyetin tavan yaptığı, siyasi değişim talebinin yükseldiği bir anın portresi olarak öne çıktı. Değişim arzusunu İmamoğlu üretmedi. Değişim talebi İmamoğlu’nu popülerleştirdi. Küçük bir ilçe dışında hiç tanınmayan bir kişi olarak girdiği seçimlerde değişim arzusuna verdiği karşılık halihazırdaki rolü üstlenmesine imkân tanıdı.

Değişim potansiyeli ve arzusu CHP’yi de, İmamoğlu’nu da aşan bir niteliğe sahip. İktidar bloku bu tablonun farkında. Terörsüz Türkiye açılımı dahil her konu ve alan seçimlerin kazanılabilmesi için bu amaçla araçsallaştırılmakta. Dün olduğu gibi bundan sonra da bu araçsallaştırma adımları atılmaya devam edecek. Muhalefet toplumun siyasi değişim dinamiklerini görmezden gelir, değişim arzusunu kendi ikbaline yorarsa 2023’te olduğu gibi, kazanmakta olduğu seçim bir ay içinde ellerinden kayıp gider.

Toplum, adayların kaşına gözüne meftun olduğu için değil değişim talebine çözüm bulmak umuduyla harekete geçmekte. O yüzden 2023’ün parlayan yıldızı Kılıçdaroğlu bugün ışığını yitirmiş durumda. Keramet kişilerde değil değişim dinamiklerinde. Keramet işçi sınıfında, emekçi halkta! Değişim ancak emekçi halkın kolektif önderliği ve sahiplenmesiyle sağlanabilir. Unutulmasın, umut gibi umutsuzluk da bulaşıcıdır. 19 Mart’ın yıldönümünde sayıklamaları bırakmak; gerçeğe, değişim dinamiklerine yüzünü dönmek gerekiyor. Köklü, kalıcı, adil, eşit ve onurlu bir değişim talebi olan herkes için bu bir zorunluluk.

Yorumlar kapalıdır.