“Barış Kurulu” ve soykırım yönetimi

Gazze Şeridi’nde kurulmak istenen emperyalist yönetimi, “Barış Kurulu” adı altında kurumsallaştırma çabaları hız kazanıyor. Bu yapı, ABD-İsrail hegemonyasının icra kolu olarak işlev görmekte ve Filistin ulusal meselesinin nihai çözümünden sorumlu. Bu “barış,” şiddetin sona erdiği anlamına gelmiyor; aksine, soykırımın sonuçlarının uluslararası mali sermayenin çıkarına olacak şekilde istikrarını amaçlıyor.

Barış Kurulu’nun yetki alanına dahil edilen “Gazze’nin Yeniden İnşası Planı,” mülksüzleştirme yoluyla birikimin apaçık bir uygulaması. Önerilen “Gazze Riviera’sı” projeleri ve Gazze Marine doğalgaz sahalarının ticarileştirilmesi, Filistin nüfusunun fiziksel olarak silinmesinin yanı sıra Siyonist ve Amerikan egemen sınıflar için artı değer yaratılmasını temsil etmekte. Gazze’de “Sarı Hat” tampon bölgelerinin güçlendirilmesi, kalan toprakları Uluslararası İstikrar Gücü’nin (ISF) gözetiminde bağlantısız çalışma kamplarına dönüştürdü. Bu bölgeler, kalıcı bir sömürgeci devletin maddi altyapısını oluşturuyor.

Bölgesel Arap burjuvazisi, bu “barış”ın vazgeçilmez bir dayanağı olarak işlev görüyor. Kahire’den Riyad’a kadar bu rejimler, küresel enerji arzını ve bölgesel sermaye piyasalarını tehdit edecek bir devrimci alt üst oluşu önlemek için Filistinli kitleleri denetleyen güvenlik taşeronları gibi hareket ediyor. Sözde “Direniş Ekseni”nin stratejik bir alternatif sunamaması, ulusal burjuvazi ve bürokratik müttefiklerinin kurtuluşu sağlayamayacağını doğrulamakta. Onların sınıfsal çıkarları, işgalcinin askeri aygıtını finanse eden küresel finans sistemine bağlı kalmaya devam ediyor.

Filistin’in kurtuluşu, diplomatik kurulların veya kapitalist anlaşmaların işi değildir. Bu, Ortadoğu’daki her bir gerici rejimi devirmek için bölge proletaryasının bağımsız siyasi seferberliğini gerektirir. Barış Kurulu’nun işçi sınıfını kalıcı şekilde boyunduruk altına alma işlevi gören “barış”ını reddediyoruz.

Bu işgal mekanizmasını ancak bölgedeki işçilerin, mültecilerin ve ezilenlerin bağımsız örgütlenmesiyle inşa edilen devrimci bir kopuş kırabilir. Tahakkümün amaç olduğu yerde hiçbir kurul, anlaşma veya kapitalist “yeniden inşa” programı kurtuluş sağlayamaz. Filistin, imparatorluk yöneticileri tarafından değil; işgali yıkan, işbirlikçi yönetimi reddeden ve bir halkın kendi topraklarında özgürce yaşama hakkını geri kazandıran kitle mücadelesiyle özgürleşecektir.

Yorumlar kapalıdır.