Lübnan: On dakika içinde gerçekleştirilen mobil katliamlar
Vahşi Donald Trump yönetimi ve Soykırımcı İsrail ile İran rejimi arasında ateşkes ilan edilir edilmez, Siyonist düşman Lübnan’da herhangi bir tahliye uyarısı yapmadan mobil katliamlar gerçekleştirdi. On dakikadan kısa bir süre içinde ve yaklaşık 100 saldırıyla -kesin olmayan rakamlara göre- 254 şehit ve 1.100’den fazla yaralıyla sonuçlanan acımasız katliamlara tanık olduk. Sivilleri ve güvenli bölgelerdeki insanları hedef alan bu saldırılar, Siyonist düşmanın barbarlığını bir kez daha ortaya koydu. Soykırımcı İsrail’in, iddia ettiği üzere yalnızca Hizbullah üyelerini hedef almadığını, aksine Gazze’de başlattığı imha savaşını sürdürdüğünü, tüm insani değerleri ve Trump’ın Ortadoğu’da öne sürdüğü sahte barış planını hiçe saydığını açıkça görüyoruz.
Ateşkes açıklaması, Trump’ın daha bir gün önce İran’daki tüm bir medeniyeti yok etme tehditleri savurmasının hemen ardından geldi. Bu anlaşma, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının yanı sıra uranyum zenginleştirme ve balistik füzeler gibi başlıkları da kapsayan on ana maddeden oluşuyor. Söz konusu maddeler, Cuma günü Pakistan’da başlayacak müzakerelerin temelini oluşturacak. Ancak anlaşmanın Soykırımcı İsrail ile Lübnan arasında bir ateşkes içerip içermediği belirsizliğini koruyordu. Bu belirsizliğe cevap ise çarşamba sabahı Netanyahu ve Savaş Bakanı tarafından net bir şekilde verildi. Daha önce hedef alınmamış bölgeler ve şehirler de dahil olmak üzere Lübnan’ın birçok bölgesi yoğun bir saldırı dalgasıyla vurulurken, ülkeye yönelik askeri operasyonlar kesintisiz şekilde sürdürüldü. İşgalcilerin gerçekleştirdiği bu vahşi saldırılar, 1982 Lübnan işgalinden bu yana görülmemiş bir şiddete ulaştı ve soykırımcı rejimin ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığına dair açık bir mesajı niteliğindeydi. Buna karşılık İran rejimi, anlaşmanın Lübnan’ı da kapsadığını duyurmak için acele etti ve saldırıların devam etmesi halinde Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdit etti. Trump yönetiminin yanıtı ise açıktı; Lübnan ve Hizbullah bu anlaşmanın tamamen dışında tutuluyordu. Lübnan hükümeti ise ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıkladı, ancak İran’ın müdahalesini kategorik olarak reddetti.
Lübnan Başbakanı Nawaf Salam, İsrail ile yürütülen müzakerelerde tek yetkili tarafın Lübnan devleti olduğunu vurguladı. Ancak 2024 savaşından bu yana halkını koruyamayan ve İsrail saldırganlığına boyun eğen bu hükümet, tek bir mülteci kampını dahi yönetemediği halde, şimdi kendisini çözümün ana aktörü olarak sunmaya çalışmaktadır. Lübnan hükümeti bütün bu süreci İsrail’in bölgedeki saldırganlığına ilişkin anlatısıyla paralel bir şekilde yönetmiştir. Öyle ki son yıllardaki saldırılar yalnızca Hizbullah’a yönelikmiş, güney bölgeleri marjinal unsurlara aitmiş ve Lübnan’ın bir parçası değilmiş gibi bir tutum sergilenmiştir. Saldırı dalgası Beyrut’a ulaştığında ise ancak harekete geçilmiştir. Öte yandan Hizbullah, İsrail ile askeri çatışmasına rağmen, Lübnan halklarına İran rejiminin elindeki bir koz olduklarına ve İslami Rejimin çıkarlarının Lübnan ve İran halklarının yaşamından üstün tutulduğuna işaret eden politikalarını sürdürmektedir. Hizbullah, yetkilileri aracılığıyla kimi zaman iç muhaliflerine saldırmaya, kimi zaman da Filistin’i özgürleştirme söylemini kullanarak milis gücünün etkisiyle iç savaş çıkarma ya da hükümeti ve destekçilerini devirmeyle tehdit etmekte. Aynı şekilde İran Devrim Muhafızları da muhaliflere yönelik misillemelerini sürdürmekte; hapishanelerdeki infazlar ve mahalleler ile sokaklara yayılan saha yargılamaları neredeyse her gün devam etmektedir.
Lübnan ve İran halkları, onların insanlığını hiçbir zaman umursamamış, acılarını ve trajedilerini sömüren Amerikan-İsrail ölüm makinesi altında ezilmektedir. Sahte zafer yanılsamalarından uzak durularak, bu barbar savaşı durdurma çağrısının üzerinde hiçbir ses yükselmemelidir.
Soykırım rejimi ve onun suç ortakları kahrolsun!
Suç niteliğindeki sömürgeci Amerikan saldırısı kahrolsun!
Sömürgeciliğe ve soykırım rejimine karşı Lübnan, Filistin ve İran halklarıyla tam ve koşulsuz dayanışma!
Halklara, rejimlerinin pisliğinden kurtuluş ve özgürlük!
Yorumlar kapalıdır.