Sorunların çözümü ortak mücadeleye dayalı siyasal dönüşümde

Kamuoyu araştırma şirketleri düzenli olarak toplumsal eğilim yoklamaları yapıyor. Bu eğilim yoklamalarının gerçeği ne oranda yansıttığı ya da belirli bir maksatla yapılıp yapılmadığı kuşkusuz her zaman tartışmaya açık bir konu. Belirli bir sonucu, durumu isabetle ölçebilenler olduğu gibi oldukça uzağında kalanlar da olabiliyor. Bu nedenle belirli bir andaki toplumsal eğilimi görmek, duyguyu anlamak için çok sayıda eğilim yoklamasının ortalamasına ve sürecine bakmak genellikle daha tutarlı bir fikir verebiliyor. Biz de öyle yapalım!

İki soru Türkiye’nin hali pür melalini anlamak açısından önemli bir veri sunuyor. Birinci soru: “Hayatınızdan memnun musunuz?” İkinci soru: “Hayatınız iyiye mi, kötüye mi gidiyor?” Cevaplar çoğunluğun hayatından memnun olmadığına işaret ediyor. Çoğunluğa göre gidişat da iyiye değil kötüye doğru gidiyor. Kabaca toplumun üçte ikisi bu duygu ve düşüncede. Tartışmasız ekonomi bu olumsuz nitelemenin baş sorumlusu durumunda. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelirlerin yetersizliği hemen herkesin baş şikâyet konusu. Kısacası toplumda tam manasıyla “bir dokun bin ah işit” tablosu söz konusu.

Sorunların varlığı konusunda hemen herkes hemfikir. Konu sorunların nedenlerine ve çözüme geldiğindeyse tablo netliğini kaybetmeye başlıyor. Yüksek enflasyondan, hayat pahalılığından, ücretinin düşüklüğünden şikâyet eden bir asgari ücretli ya da emekli, sorunun nedeni olarak iktidarı görmeyebiliyor. Çeyrek asırdır ülkeyi aynı iktidar yönetmesine rağmen sorunun muhalefette olduğuna inanabiliyor. “Bütün dünya benzer durumda” açıklamasıyla kendini avutabiliyor. Kamu kaynakları sermayeye akarken “kaynak yok” masalını doğru kabul edebiliyor. Böyle olabiliyor olmasının en önemli nedeni ekonominin siyaset ve tabii siyasetin de ekonomi tarafından belirlendiği gerçeğinin ideolojik-politik olarak çarpıtılmış olması. 

O yüzden toplumun çoğunluğu yaşadığı hayattan fazlasıyla şikâyetçi olmasına rağmen çözümün siyasal dönüşümde olduğunu görmüyor, göremiyor. Yüksek enflasyonun, hayat pahalılığının, düşük ücretlerin, düşük emekli aylıklarının siyasi iktidarın sermaye yanlısı bilinçli politik tercihlerinin bir sonucu olduğuna inanmıyor. Halkın ekonomiyle siyaset arasındaki bu bağı kendiliğinden görmesi, çözmesi beklenemez. Böylesi bir politik bilinç ancak emekçi halka sunulacak güvenilir, somut, emek eksenli bir sosyalist program ve mücadele aracılığıyla sağlanabilir. Emek ittifakı çağrımızı ve emekçiler yönetmeli talebimizi tam da bu siyasal dönüşüm ihtiyacına karşılık olarak dile getiriyoruz.

Yorumlar kapalıdır.