Tarihte bu ay: Metal Fırtına
2015 yılının Nisan ayında Bursa Renault fabrikası işçileri, Türkiye tarihinin en önemli işçi mücadelelerinden birinin fitilini ateşledi. Türkiye’nin en militan sınıf kesimi olan metal işçileri, başta Bursa’nın sanayi havzaları olmak üzere ülkenin dört bir yanında on binler halinde mücadeleye atıldı. Adına “Metal Fırtına” denilen bu tarihsel mücadelenin hedefinde patronlardan ziyade sendikal bürokrasi vardı.
Direnişin emareleri, 2014 sonbaharına dayanıyordu. Bu dönemde on binlerce metal işçisini kapsayan MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri MESS ile Türk Metal, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş arasında tüm hararetiyle devam ediyordu. İşçilerin tüm taleplerine kulak tıkayan Türk Metal, MESS’in şartlarına boyun eğerek metal işçilerini 3 yıllık bir sefalet sözleşmesine mahkûm etti. Sözleşmenin imzalanmasının ardından Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu fabrikalarda ilan edilen grevler ivedilikle “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklandı. MESS ve rejim açısından asıl tehlike atlatılmış gibi gözükse de işçilerin öfkesi gitgide büyüyordu.
Biriken öfke ve sendikal bürokrasiye karşı büyüyen tepkinin üzerine, bardağı taşıran son damla bir başka sözleşme oldu. Bursa Bosch fabrikasında Türk Metal, gerek Birleşik Metal-İş ile girdiği rekabetten ötürü gerek işçilerin basıncına yenik düşmesinin sonucu MESS’ten daha ileri haklara sahip bir sözleşme imzalamak zorunda kaldı. Halihazırda MESS üyesi olan bir işyerinde MESS sözleşmesinden daha iyi bir sözleşmenin imzalanmış olması Renault işçilerinin mücadele fitilini ateşledi. Renault işçilerinin Türk Metal’e karşı başlattıkları mücadele çok kısa sürede hemen tüm havzaya yayıldı: Artık mücadele Renault’nun yanında Tofaş, Coşkunöz, Mako, Delphi ve daha pek çok fabrikada büyüyordu…
Fabrikada işyeri komiteleri etrafında birleşen işçiler, fabrika sınırlarının ötesine geçen birlikteliklerini Bursa Kent Meydanı’nda büyük bir buluşma ile ilan ettiler. Farklı fabrikalardan meydanı dolduran işçilerin etrafında kenetlendikleri üç talep vardı: mevcut sözleşmenin Bosch sözleşmesi düzeyine çekilmesi, eylemlere katılan hiçbir işçinin işten atılmaması ve Türk Metal bürokratları yerine işçilerin seçtiği temsilcilerin muhatap alınması. Mücadele büyürken bir yandan Bursa’dan taşıp Gebze, Eskişehir, Ankara ve İstanbul gibi sanayi kentlerine sıçrıyor, bir yandan da fiili grev ve fabrika işgali haline dönüşüyordu. Mayıs ayına gelindiğinde mücadele yeni bir faza geçti; metal işçileri on binler halinde Türk Metal’den istifa etti.
Bu kendiliğinden, kitlesel ve kudretli fırtına tüm bu mücadeleye rağmen sönümlendi. Rejimin ve Türk Metal’in oyunları, Birleşik Metal-İş’in işçilerin güvenini kazanamaması ve işçilerin mücadelelerini sürekli bir örgütlülüğe dönüştürememesi fabrikalardaki direnişlerin yalıtılmasına, teker teker çözülmesine sebep oldu. Bu geri çekilmeye rağmen Metal Fırtına, Türkiye yakın tarihinde işçi sınıfının mücadele potansiyelinin en berrak biçimde açığa çıktığı alan olarak adını tarihe yazdı.
Yorumlar kapalıdır.