Kahraman olmak ne kadar kolaymış meğer!

87

Dışarıda barış güvercini içerde şahin olmayı tercih eden Başbakan Erdoğan’ın niyetini, neyin peşinde olduğunu tabii ki anlıyoruz. Kaldı ki “aynası iştir kişinin lafa bakılmaz!”

Gerisi laf-ı güzaftır… Burjuva politikacılar en çok neden korkar; hafızadan! En çok neyi sever; unutkanlığı! Bu durumda korkarız biraz Başbakanı üzeceğiz…

Başbakan Erdoğan, Davos’taki çıkışıyla gündeme bomba gibi düştü. “Gazze-Orta Doğu İçin Model” isimli panele Tayyip Erdoğan ile Şimon Perez arasındaki gerginlik damgasını vurdu. Panel yöneticisinin sürenin bittiğini söyleyerek söz hakkı vermek istememesine karşılık Erdoğan, Perez’e dönerek: “Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın, biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması suçluluk psikolojisinin bir gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin” dedi. Peres’in konuşmasının salonda alkışlanmasıyla ilgili olarak da Erdoğan, “Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur” dedi. Başbakan Erdoğan, oturum yöneticisine de dönerek, “Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos’a gelmem” diyerek toplantıyı terk etti… Başbakan Erdoğan da sesini çok yükseltmişti, acaba suçluluk psikolojinden mi?

Dışarıda güvercin, içeride şahin

Başbakan Erdoğan’ın söylediklerine illa muhalif olalım diye tu-kaka demeyeceğiz. Ama şunu hatırlatmak da boynumuzun borcudur: Evet, İsrail Filistin’de insanlık dışı uygulamalarda bulunuyor. Bu insanlık dışı uygulamaları birileri İsrail’e söylemeliydi. Başbakan Erdoğan bu açıdan haklıdır… Lakin İsrail bu insanlık dışı uygulamalarını ilk kez Gazze’de gerçekleştirmedi. İsrail onlarca yıldır bu vahşeti Filistin topraklarında sürdürüyor. Bu nedenle henüz Türkiye hükümetlerinin, AKP de dâhil herhangi bir somut tutum aldığı görülmüş de değil. Kaldı ki İsrail ile askerî anlaşmalar, silah alımları, istihbarat paylaşımları son hız devam ediyor. Konya’da İsrailli pilotların eğitim uçuşları yaptığını bizzat CHP Genel Başkanı Baykal söyledi. Eğer Başbakan Erdoğan söylediklerinde samimi olsaydı bunların hiçbirinin olmaması ya da bu aşamadan sonra gereğinin yapılması gerekirdi.

Dışarıda barış güvercini içeride şahin olmayı tercih eden Başbakan Erdoğan’ın niyetini, neyin peşinde olduğunu tabii ki anlıyoruz. Kaldı ki “aynası iştir kişinin lafa bakılmaz!” Gerisi laf-ı güzaftır…

Burjuva politikacılar en çok neden korkar; hafızadan! En çok neyi sever; unutkanlığı! Bu durumda korkarız biraz Başbakanı üzeceğiz…

İsrail’e Hamas ile konuş diyen başbakan DTP ile neden konuşmuyor?

Başbakanın Davos’ta en çok üzerinde durduğu konulardan biri Hamas’ın kabul görmemesiydi. Başbakan Erdoğan, Hamas’ın seçimlere katıldığını, bu şekilde en azından bir demokratik niyet gösterdiğini, Filistin ve Gazze’de de hatırı sayılır oy aldığını söyledi. Bu noktadan hareketle İsrail’e Hamas ile masaya otur, konuş dedi. Bunları söyleyen Erdoğan, DTP ile kesinlikle konuşmuyor. DTP’yi yok sayıyor. Her fırsatta DTP’yi terörizmle ilişkilendirmekten kaçınmıyor. Başbakan Erdoğan insanları bu kadar mı cahil sanıyor! Bir yandan İsrail’e ve dünyaya Hamas’ı tanı, ona bir şans ver diyeceksin, diğer yandan DTP’ye her yeri dar edeceksin. Bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir çifte standarttır!

Hamas silahlı bir örgüt. Başbakan Erdoğan bundan hiç bahsetmiyor. İsrail, Hamas’ın bomba attığını söylüyor, Erdoğan bunu da bir kenara bırakıyor. Sonra DTP’ye, ya PKK’ye terörist dersin ya da seni muhatap almam, tanımam diyor. Bu durumda Erdoğan, AKP, hükümet, devlet ne kadar inandırıcı olabilir? Türkiye’de, dünyada bu sözlere kim inanır? Kimse!

Erdoğan meselenin şiddetle değil diyalogla çözülmesini öneriyor ve masaya oturup konuşulmasını öğütlüyor. Pekiyi kendisi DTP ile bunu neden yapmıyor?

Çocuk her yerde çocuktur!

Başbakan Erdoğan’ın Perez’e kükremesinin en önemli nedenlerinde biri de Gazze’de bombardıman sırasında ölen çocuklardı. Gerçekten de yüzlerce çocuk hayatını yitirdi. Bu kabul edilemez bir katliamdır. Çocukların dünyanın hiçbir yerinde ölmemesi gerekir. Nedeni ne olursa olsun! Oysa

Biz Başbakan Erdoğan’ın aynen şunları söylediğini dün gibi hatırlıyoruz: “Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır!” Evet, gereken yapıldı. Bu sözlerin ardından Diyarbakır’da, 28 Mart 2006 günü, çıkan olaylarda 14 kişi öldürüldü… 7’si çocuktu… Birçoğu polis kurşunlarıyla can verdiler… Ya Uğur Kaymaz! Maalesef türlü sebep ve hikâyeyle tüyü bitmemiş çocuklar öldürüldü, öldürülüyor bu ülkede… Başbakanın bunları görmezden gelip başkalarına vicdan ve insanlık dersi vermesine kim inanır?

Davos, güzel bir seçim yatırımı!

Başbakan fırsatı tepmedi. Davos’taki ortamı derhal seçim yatırımına dönüştürdü. Davos dönüşü gece yarısı İstanbul’daki karşılama da bu niyetle organize edildi… Ardından hemen İsrail ile ara düzeltme çalışmaları gizli olarak yapılmaya başlandı. Böylece Başbakan 15 dakikalık tek kişilik bir gösteriyle bir değil birçok kuş vurma kıvraklığını göstermiş oldu. Başbakan’ın Davos sonrası çeşitli defalar asıl amacının İsrail’i eleştirmek olmadığını ifade etmesi de bu durumun bir açıklamasıdır.

Kısacası Davos Davos’ta kaldı. Getirisi iç politikaya hemen taşındı. DTP ise AKP hükümetinin Hamas liderleriyle içeride dışarıda görüşmeler yapmasını trajikomik bir film gibi izlemeye devam ediyor…

Yazan: Kemal Boran (20 Şubat 2009)

Yorumlar kapalıdır.