Türkiye’ye satılan Heron casusluk uçakları Batman’da

228

1980’lerin ortasından itibaren güçlenen ve gün geçtikçe sımsıkı bağlarla örülen Türkiye-İsrail askeri ve ekonomik işbirliğinin yeni bir tezahürü olarak, uzun bir süredir beklenen Heron casusluk uçaklarının ilk teslimatı geçtiğimiz günlerde yapılırken, kalan 4 uçağın teslimatı önümüzdeki aylarda gerçekleşecek.

Türkiye-İsrail İşbirliği

Türkiye-İsrail arasındaki ilişkilerin tarihi, İsrail Devletinin kuruluşuna kadar uzanır. İsrail Devletinin ilanından birkaç yıl sonra kurulan Türkiye-İsrail-İran istihbarat ilişkileri, İran’da Şah’ın devrilmesiyle beraber Türkiye-İsrail arasında devam etti. Sovyetler Birliği’nin çökmesinden ve Türkiye’nin lojistik desteğiyle gerçekleşen II. Körfez savaşından sonra ise Türkiye-İsrail ilişkileri askeri, ekonomik ve diplomatik işbirliği ile ivme kazandı.

1996 Şubat ayında, İsrail’in İncirlik ve Konya üsleri ve hava sahalarını kullanmasına izin veren, Türkiye-İsrail ortak askeri tatbikatlarına “Stratejik Güvenlik Diyalog Forumu”na zemin oluşturan ilk aleni anlaşma imzalandı. Aynı yılın Ağustos ayında ise Türkiye Uçak Teknolojisini Geliştirme projesi imzalandı. 1998 yılına gelindiğinde, 80 milyon dolarlık Uçak Füzeleri Geliştirme projesi ve Türkiye’nin yüz K-İ-50 helikopter satın alması ile devam edildi.

Doksanlı yıllarda İsrail barış adı altında yaptığı Oslo anlaşmaları sayesinde meşru bir devlet görünümünü kazanmayı başardı. Filistinlilere verilen hiçbir sözü yerine getirmezken İsrail, “barış isteklisi” görüntüsüyle işgali derinleştiren yerleşim bölgelerinin inşasını örttü. Daha da önemlisi, bu anlaşma İsrail’e daha önce kimi ülkelerle gizli bir şekilde yürüttüğü ilişkileri aleni hale getirmek, (kimi Arap ülkeleri dâhil) yeni stratejik ilişkiler ve “normalleştirme politikaları” adı altında ekonomik ilişkiler kurmak için hayati bir fırsat verdi.

Hükümetler birbirini takip ederken, Türkiye Cumhuriyeti İsrail’le işbirliğini sürdürdü. Tansu Çiller ve Erbakan hükümetleri döneminde İsrail-Türkiye ilişkileri askeri düzeye taşınırken Ecevit hükümeti döneminde Türkiye, İsrail Hava Kuvvetleri’nin katılımıyla Konya’da Anadolu Kartalı kod adlı tatbikatların ilkini düzenlendi. AKP hükümeti döneminde ise bu ilişkiler, özellikle ekonomik alanda (iki hükümetin neoliberal politikalarına paralel olarak) zirveye ulaşmıştır. Türkiye parlamentosunda, hâlâ varlığını sürdüren Türkiye İsrail Parlamentolararası Dostluk Grubu, 183’ü AKP’li olmak üzere 289 parlamenterin üyeliğiyle AKP hükümetinin ilk yılında oluşturuldu. Diplomatik ilişkilerin güçlülüğüne işaret eden bu Dostluk Grubu’nun arkasında askeri ve ekonomik işbirliğinin gücü gizliydi. Örneğin, Türkiye’nin 2008 yılı ile beraber, İsrail ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi yıllık 3 milyar Doları aşmıştır. İsrail İstatistik Bürosu verilerine göre, Türkiye, İsrail’in ticaretinde ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Aynı yılda, Türkiye-İsrail arasındaki askeri ilişkinin parasal boyutu ise 1,8 milyar dolar civarındadır.

Türkiye-İsrail askeri ve ekonomik ilişkileri, her iki ülke arasındaki siyasi gerilimlerden faydalanarak ilerlemeye devam ediyor. AKP Milletvekilleri Gazze Refah kapısında taş attığı sırada hükümet yetkilileri Heron uçaklarının gelişine yönelik müzakereleri devam ettiriyordu. Aynı şekilde, İsrail’in yaratmış olduğu “alçak koltuk krizi”nin hemen ardından, Türkiye’de “İsrail’in ılımlı yüzü” olarak nitelendirilen savaş suçlusu İsrail Savunma Bakanı Barak’ın Ankara’ya gelişiyle askeri teknolojinin geliştirilmesi ve ihracatı için yeni anlaşmalar imzalanmıştı.

Ortadoğu Halkları Bu İlişkilerin Neresinde?

ABD’nin destek ve katkılarıyla gelişen ve derinleşen Türkiye-İsrail ilişkileri ABD’nin Ortadoğu üzerindeki hegemonik çıkarları gereği ve ABD’nin politikaları doğrultusunda iniş çıkışlar gösterse de askeri, ekonomik ve diplomatik ortak stratejik hedefler varlığını koruyor. Bu üç ülkenin stratejik ortaklığı, tüm bölge halklarına karşı emperyalist egemenlik politikalarının taşıyıcısı niteliğindedir.

Ankara ve Tel Aviv’in tanımlamış olduğu “ortak düşmanlar”ı izlemek üzere başlayan Türkiye-İsrail ilişkileri başlangıçta, tamamıyla istihbarat ilişkileri olarak kurulmuştu. Önceleri ortak düşman Sovyetler Birliği iken seksenlerin ortasından itibaren bu işbirliği, İsrail açısından daha çok İran, Irak, Suriye sınırını kontrol altında tutulması, Türkiye devleti açısından ise, hakları için mücadele eden Kürt halkına karşı inkâr ve imha politikalarına sağladığı lojistik destek nedeniyle önem taşıyordu. Bu iki amaç doğrultusunda İsrail, Türkiye’nin güney sınırını, tel örgüler, mayınlar, geliştirilmiş kontrol kameraları ve uzağı algılama cihazlarına kadar geniş bir teçhizatla donatmıştı.

Sonraki süreçte askeri, ekonomik ve diplomatik ilişkilerin gelişmesiyle Türkiye, İsrail’in Filistin halkına uyguladığı işgal, abluka ve hak tanımazlığı güçlendiren bir kaynak haline geldi. Aynı zamanda, İsrail’in tüm savaş suçlarına rağmen devam eden bu ilişkiler İsrail’in uluslararası alanda meşruluğuna zemin hazırladı.

Son dönemde Ortadoğu halklarının ortak mücadele alanını belirleme ve Ortadoğu halklarının bu tür tehlikelere karşı ortak hareket etme alışkanlığını arttırma arayışının örneklerinden birini Mezopotamya Sosyal Forumu oluşturuyor. Ortadoğu’daki ilerici güçlerin katlımı ve desteğiyle gerçekleşen ilk MSF’de, Ortadoğu coğrafyasında, halklarının ortak hedefleri doğrultusunda belli alanlarda hareket birliğinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştı.

Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi, İsrail’in Gazze’ye yönelik büyük saldırısının birinci yıldönümünde Türkiye-İsrail ikili ilişkilerinin kesilmesi hedefiyle bir Boykot kampanyası başlatıldığını ilan etti. Çok sayıda ilerici emek örgütü ve sol yapının bir araya gelmesiyle oluşan ve önümüzdeki dönemde ilerici muhalefet güçlerinin en geniş birliğini sağlamayı hedefleyen Girişim, İsrail saldırganlığına ve bu ülkenin Türkiye ile işbirliğine karşı somut hedefleri olan, sürekli ve etkili bir mücadele çizgisi oluşturmayı hedefliyor. Bu çizgi, özellikle son 20 yılda sıçrama kaydeden askeri-ekonomik ilişkilerle çıkarlarını bütünleştiren Türkiye ve İsrail egemenleri karşısında Filistin ve Türkiye halklarının çıkar ortaklaşmasından doğan ortak mücadele ihtiyacına da yanıt üretiyor.

Heron’lara Karşı Safları Sıklaştıralım!

İsrail’in Filistin direnişine karşı mücadelesi ile Türkiye devletinin Kürt hareketine karşı mücadelesi, aynı denklem içerisinde yer almakta, Kuzey Irak’a yönelik askeri harekâtlarda İsrail’den destek alan Türkiye, İsrail’in direnen Filistin halkına yönelttiği saldırılar karşısında, sözün ötesine geçen somut bir tavır geliştirememektedir. Sözde kalan çıkışlar yapıldığında bile İsrail’in Türkiye’ye karşılık kullandığı “önce kendinize bakın!” ifadesi karşısında Türkiye yanıtsız kalıyor. Türkiye ise Kürt düşmanlığı noktasında Filistin halkı için söylediği tüm sözleri unutuyor. Tıpkı, Gazze’yi vuran pilotların Konya’da eğitildiği gibi İsrail’den alınan Heron savaş uçakları da Kürt halkına yönelik bombaların daha iyi isabet etmesini sağlayacak.

Heron uçakları için verilen paranın, İsrail işgaline, inşa edilen utanç duvarına, askeri gücüne ve Filistinlilere sıktığı her kurşuna katkı sağlamasının yanında, “Teröre Karşı Mücadele” adı altında halklara karşı yürütülen saldırganlık noktasında iki ülkenin ortak istihbarat bilgileri için önemli bir kaynak sağlayacaktır.

Kürt hareketi ve Türkiye’nin demokratik güçleri uzun zamandır siyasi çözüm arayışında ısrarlıyken, Kürt meselesinin askeri operasyonlarla çözülmesinin imkânsız olduğu artık hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilmişken, Filistinlilere atılacak kurşunları finanse etme pahasına Kürt hareketine karşı kullanmak üzere İsrail’den Heron uçaklarının getirilmesini anlamak ve kabul etmek mümkün değil.

Türkiye-İsrail ilişkilerinin stratejik boyutuna işaret eden pilotsuz Heron uçakları Ortadoğu coğrafyasında yaşayan bütün halklar için aynı tehlikeleri taşıyorken, buna karşı tepkinin örülmesi gerekliliği ortada. Önümüzdeki dönemlerde farklı biçimlerde karşımıza çıkacak olan bu ilişkilere dur demek için Ortadoğu’daki tüm güçlerimizi birleştirmek durumundayız. Geçtiğimiz hafta, altısı Batman’da konuşlanmış olan Heron uçaklarına karşı tepkilerin örülmesi için herkesi sorumluluğunu almaya çağırıyoruz. İsrail ile tüm ekonomik, askeri, diplomatik ilişkilerin
kesilmesini istiyor ve Heron uçaklarının ülkeye sokulmasının durdurulması ve alınanların iade edilmesi için herkesi sesini yükseltmeye çağırıyoruz.

Yazan: Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot Girişimi ve Mezopotamya Sosyal Formu, 04 Mart 2010

Yorumlar kapalıdır.