Petrokimya – Yeter ki bir arada olalım

56

Merhaba arkadaşlar,

Bundan önceki okur mektubumda yazdığım gibi sorunlarımız aynı şekilde devam ediyor, yani kısacası krizin bizi teğet geçtiği yok. Tam tersine kronik bir hastalık gibi bize bulaştı. Başbakanımız teğet geçti derken patronları ve kendi yakın çevresini kastetmiş, yanlış anlamayın çünkü her gün görüyoruz. İşten çıkarılan, iş bulamayan, evine ekmek parası götüremeyen, hakkını alamadığı için fabrika önlerinde direnen veya bizim yasal hakkımız olan sendika hakkını almak için işten çıkarılan ve halen direnen bir sürü işçi kardeşimiz var. Unutmamamız gereken ortak çıkarlarımız olduğu ve eğer direnen arkadaşlarımız kaybederlerse kaybedenin sadece onlar değil bizler de olacağıdır.

Kaybetmek istemiyorsak hem direnen arkadaşlarımızla birlik olup destek vermek zorundayız hem de kendi çalıştığımız alanda örgütlenmek zorundayız. Örneğin kendi çalıştığım firmada kış sezonu geldiği için yine işten çıkarmalar başladı. Şirkette son bir haftada üç arkadaş işten çıkarıldı. Patron bu arkadaşlarımızı işten çıkarırken bir yandan da bizlere gözdağı veriyor, çünkü kış sezonu geldi mi bizim işler duruyor. Patronda bu durumu fırsata çevirmek ve biz çalışanlara karşı kullanmak için elinden geleni yapıyor. Aslında yapmak istediğini yapıyor çünkü biz çalışanlar arasında birlik olmadığı ve örgütlü olmadığımız için karşı koyma şansımız yok.

Eğer örgütlü olsaydık durum değişirdi ve patron o zaman istediğini yapamazdı. Tabii ki sadece çalıştığımız yerlerde örgütlenmek de yetmez. Kendi çevremizde, mahallemizde ve okullarda da örgütlenmemiz gerekiyor. Aksi takdirde kazanmak artık zor. Ben bunun farkında olduğum için öncelikle kendi fabrikamda örgütlenmeye ve çevremizde olan direnişleri arkadaşlarıma aktarıp, sürekli arkadaşlarımla sohbet etmeye ve örgütlenmenin zorunluluk olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Bu konuda sohbet ederken arkadaşlarımdan birinin bana yönelttiği bir soruyu da sizlerle paylaşmak istiyorum:

Arkadaşım, “ya kardeşim bize sürekli bir şeyler anlatmaya çalışıyorsun ama seçimler geldiğinde hangi partiye oy veriyorsun? Gördüğüm kadarıyla hiçbir partiyle ilgilenmiyorsun” diye sorduğunda ben de ona şu an oy vereceğim bir parti olmadığını ama biz işçilerin ortak çıkarını savunan ve sadece işçi sınıfını bir araya getirebilecek bir parti varsa ancak ona oy verebileceğimi söyledim. Arkadaşım gülerek bana şöyle bir cevap verdi, “ya senin söylediğin düzeyde bir parti yok ki!” Ben de ona eğer biz işçiler bir araya gelirsek kendi partimizi kurabileceğimizi söyledim. Peki, bizi kim biraraya getirecek diye sorduğunda ise “sen” diye cevap verdim. Ama arkadaşlar, “sen” derken, tabi ki bir kişiyle olmaz. Ben, sen, sizler yani biz işçiler hepimiz kendi üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirdiğimizde kendi işçi partimizi kurmanın o kadar da zor olmadığını düşünüyorum. Yeter ki bir arada olalım.

Yorumlar kapalıdır.