Tekstil – Bir işçinin canının ne önemi var ki!

49

Merhaba arkadaşlar,

Ben 300 kişilik bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Burada çalışmaya başlayalı 2 ay oldu. Tekstil sektöründe çalışma koşulları çok ağır, hani şu “esnek çalışma koşulları” dediklerinden.

Bizi günde 15 saat çalıştırıyorlar. Patronların gözünü bu da doyurmuyor, daha fazla çalışmamızı istiyorlar. Ay sonunda elimize geçen fazla mesai paraları ise “pul” değerinde. Tabii bu yoğun çalışma temposunda hastalanan arkadaşlarımız oluyor. Daha geçen gün bir arkadaşım dinlenmeden, saatlerdir çalıştığı için rahatsızlanıp bayıldı. Hemen önümde olduğu için kalkıp yardım ettim. Sonrasında ustalar geldi ve ne olduğunu sordular. Durumu izah ettiğimizdeyse bana yerime geçip çalışmaya devam etmemi söylediler ve arkadaşımı oradan uzaklaştırdılar. Ben de arkadaşımı hastaneye götüreceklerini düşünüp çalışmaya devam ettim. Bir ara arkadaşımı sormak için kalktığımda ne göreyim, meğerse arkadaşımı bir yandan depo olarak kullandıkları bir yandan da namaz kıldıkları odaya götürmüşler.

Hâlbuki 300 kişinin çalıştığı bir işyerinde bir doktorun ya da bir sağlık görevlisinin olması gerekirdi ama yoktu. Dahası herhangi bir ecza dolabı dahi yoktu. Kolonya bile bulamamışlar, bir kumaş parçasını yakıp, arkadaşımın burnuna tutmuşlar. O sırada arkadaşımın burnunu yakmaları da çabası. Bir kez daha bizim canımızın patronun hiç umurunda olmadığını anladım.

Ustalara arkadaşımı neden hastaneye götürmediklerini sorduğumda bana derhal işimin başına gitmem gerektiğini söylediler. Yetiştireceğim işleri düşünmem gerekiyormuş. Ben işleri düşünürüm ama siz de bu yaptıklarınızı düşünün diye karşılık verdim. Çünkü arkadaşımın çok daha ağır bir rahatsızlığı olabilirdi ve hastaneye götürülmediği için ölebilirdi de. Ama ne de olsa bir işçinin canının ne önemi var ki! Bir işçi ölürse, dışarıda bekleyen milyonlarca kişilik işsiz ordusundan yeni birini bulabilirlerdi.

İş bitiminde işlerimin hepsini yetiştirememiştim ve bu ustadan azar işiteceğim anlamına geliyordu. Usta bana başkalarına yardım edeceğime işimi yapmam gerektiğini söyledi ve “yoksa sen zor durumda kalırsın” diye de beni tehdit etti.

Arkadaşlar, bizler çalıştırdığımız makineler değiliz. Bizler her söyleneni yapıp, aralıksız çalışabilecek robotlar da değiliz. Bizler insanız! Sırf patronlar daha fazla kâr elde edecek diye hastalanıyor, canımızdan oluyoruz. Eğer patron o kadar üretim yapmak istiyorsa birkaç işçi daha alabilir. Ama birkaç işçi daha işe almak, patronun cebinden biraz daha para çıkması anlamına geliyor.

Yapılacak olan belli arkadaşlar! Bu dünya öküzün boynuzları üzerinde dönmüyor. Bu dünya bizim emeğimizle dönüyor. Madem öyle, bizler haklarımızı almak için bir araya gelmeli, birlikte mücadele etmeliyiz.

Yorumlar kapalıdır.