İşkence Pozantı’da başladı, Sincan’da devam ediyor!

112

Cezaevinde, devletin koruması altında olması gereken mahkumlar cezaevlerinde taciz, tecavüz, darp gibi olaylara maruz kalıyor. Geçtiğimiz günlerde Pozantı Cezaevi’nde çocuk mahkumlara taciz ve tecavüz edildiğine dair iddialar gün yüzüne çıktı. Bu iddialar doğrultusunda devletin iddiaların doğruluğunu araştırması beklenirken devlet, çare olarak çocukların Pozantı Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne nakledilmesi yoluna başvurdu.

Cezaevinde yatan çocukların bazıları tahliye olduktan sonra cezaevinde taciz ve tecavüze uğradıklarını İnsan Hakları Derneği’ne açıkladılar. Çocukların kendilerine yapılan taciz ve tecavüzü, bir arkadaşıma yapıldı diyerek, taciz ve tecavüzün kendilerine yapıldığını direkt olarak söyleyemedikleri görüldü. Bu durumun çocuklar üzerinde yarattığı baskı ve psikolojik yıkım gerçekten insan olanın kabul edebileceği bir şey değil. Çocukların taciz ve tecavüze maruz kalması devletin ve cezaevi yöneticilerinin aczini ve vurdumduymazlığını gösteren bir durumdur.

Adalet Bakanlığı, çözümü çocukları bir başka cezaevine sürgüne göndermekte buldu. Bu çocukların büyük çoğunluğu kamuoyunda taş atan çocuklar diye lanse edilen Kürt çocuklar… Gittikleri Sincan Cezaevi aslında bir çocuk cezaevi değil. Şu anda çocuklar, büyüklerin yattığı koğuşlara birer ikişer dağıtılmış durumda. Bu da ayrı bir aymazlık ve sorumsuzluk anlamına geliyor. Taciz ve tecavüze uğrayan çocukların acilen gözetim altına alınıp psikologlar ve pedagogların gözetiminde tedavi ve ruh sağlığı açısından sağlıklı bir duruma gelmesinin sağlanması gerekiyor. Çözüm, çocukları daha iyi cezaevlerine tıkmak değil, bu çocukların acilen ailelerinin yanına gönderilmesidir.

Bir başka durum ise, BDP’nin çocuk mahkumlar ile ilgili araştırma komisyonu kurulup cezaevindeki infaz koşullarının araştırılması ve rapor haline getirilmesi için TBMM’de verdiği önergenin AKP’li vekillerin ret oylarıyla kabul edilmemesidir. Çocuklar için Kuran-ı Kerim ve peygamberin hayatının okullarda okutulması ve 4+4+4 eğitim yasasının çıkartılması için günlerce kavga, dövüş çıkartıp çocukların geleceğini ipotek altına alan AKP, çocukları ne kadar düşündüğünü cezaevindeki çocuklarla ilgili araştırma raporuna ret cevabı vererek, bizim bildiğimiz ama kamuoyunun da daha iyi bilmesi gereken o ikiyüzlülüğünü yeniden göstermiş oldu.

Cezaevindeki baskılar bununla da sınırlı değil. Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ziyaretçilerin ve mahkumların çırılçıplak soyularak arandığı iddia ediliyor. Aynı zamanda çocuklu mahkumlar, çocuklarına yemek verilmediğini belirtiyorlar.

Yine bir başka örnek 2007 yılından. Aralık ayında V.Ç isimli bir arkadaşıyla tutuklandıklarını belirten Ö.Ç, “Henüz adliyede iken polislerden biri Kürkçüler E Tipi Cezaevi komutanını arayarak, ‘Komutanım 2 terörist getiriyoruz, tören hazırlayın’, dedi. Biz arkadaşımla şaşkın şaşkın birbirimize baktık. Ne töreniydi bu? Cezaevine vardığımızda bu törenin ne olduğu anlaşıldı. Bizi çırılçıplak soyarak tekme tokat dövdüler. Bir sürü asker üzerimize çullandı. Bu çocuklar Apo’nun sağ koludur diyerek bizlere içeride dikkat edilmesini söylediler. Uzun süre cezaevinde baskı ve işkenceye maruz kaldık. Anlatılması çok zor işkenceler yaptılar. Şu anda hatırladıkça o günlere dönüyorum. Uzun süre uykumdan sıçrayarak uyandım. Hala üzerimdeki korkuyu atamadım. Her an yeniden cezaevine düşme korkusu yaşıyorum,” dedi.

Cezaevinde taciz, tecavüz ve işkence yapanlar acilen bulunup yargılanmalı. Devletin güvencesi altında olan mahkumların cezaevinde ikinci bir ceza durumuna düşürülmeleri engellenmeli.

Yorumlar kapalıdır.