Sebahat Tuncel’e 8 yıl 9 ay hapis cezası!

20

BDP milletvekili Sebahat Tuncel PKK üyesi olduğu gerekçesiyle 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı ve yurtdışına çıkış yasağı kondu. Tuncel, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 9 aydır tutuklu bulunurken İstanbul 3. Bölge’den bağımsız milletvekili seçilince, 25 Temmuz 2007 tarihinde cezaevinden tahliye edilmişti. Sebahat Tuncel’in, BDP’den milletvekili seçildikten sonra yargılanmasına Anayasa’nın ‘Yasama Dokunulmazlığı’na ilişkin 83.maddesindeki..ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla..” ibaresi sayesinde devam edildi. Dava bitimine az bir süre kala ortaya çıkan gizli bir tanığın ifadelerine dayanarak, somut hukuki bir delil olmaksızın cezaya çarptırılması, sürecin burjuva hukukunu dahi hiçe sayan gidişatına tekrar dikkatleri çekti.

Erdoğan : “Yargıya talimat verdik, BDP için gerekeni yapıyor.”

Şemdinli’de PKK’liler tarafından yapılan yol kontrolü sırasında BDP milletvekilleri ile PKK’liler arasında yaşanan kucaklaşma olayının medyaya yansıması üzerine, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmasında yargıya talimat verdiklerini söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, yargının aldığı talimatları yerine getirmesinin ardından parlamentonun da gerekeni yapacağının garantisini verdi. Sebahat Tuncel’in bu konuşmanın ardından cezaya çarptırılması bir tesadüf olmasa gerek. Başbakanın bu sözleri, bağımsız yargının, bir sanrıdan ibaret olduğunu ve yürütmenin ihtiyaçları doğrultusunda hükümler verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Oslo süreci

Mevcut küresel ekonomik kriz, Arap devrimlerinin patlak vermesi, Suriye’nin ve Yunanistan’ın içinde bulunduğu durum, PKK ile kolluk kuvvetleri arasındaki çatışmaların yoğunlaşması, ve dolayısıyla artan askeri harcamaların bütçe açığını daha da arttırması, iktidarın, Kürt sorununa çözüm yolunda atılmış önemli bir adım olarak lanse ettiği Oslo görüşmelerini tekrar gündeme taşımak zorunda kalmasıyla sonuçlandı. Hükümet, Kürt sorununu çözeceklerine dair söylemlerde bulunmaya devam ederken, gündemde BDP’nin kapatılması, Sebahat Tuncel’in aldığı ceza ve vekilliğinin düşme ihtimali, askeri operasyonlar ve KCK operasyonlarının tüm hızıyla sürmesi var. Bu şartlar altında, hükümetin girişimde bulunacağı herhangi bir barış görüşmesi ve/ya açılım süreci, kısmi tavizler yoluyla Kürt hareketinin tasfiye edilmesi amacına hizmet edeceği, yani rejimin demokratik gericilik ve muhatapsızlaştırma politikalarının bir uzantısı olacağı açıkça ortada. Barıştan söz edilebilmesi için öncelikle, Kürt hareketi üzerindeki baskıların ve operasyonların sonlandırılması, siyasi tutsakların serbest bırakılması ve Kürt halkının kendi kaderini tayin edebilmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekir.

Yorumlar kapalıdır.