Açlık grevindeki tutsakların talepleri derhal kabul edilsin! Olası ölümlerin sorumlusu hükümettir!

88

Kürt sorununda çözüm tartışmalarının varıp varabildiği son aşamada açlık grevlerinin başlamış olmasının, bu sorunu çözeceğini iddia eden siyasal iktidar açısından bir bilançosu olmalıydı. Ama 65 günün ardından söyleyebiliriz ki, meydan okumalar ve karalamalar dışında atılmış ve zaten halihazırda geç kalınmış tek adım olan “anadilde savunma hakkı” yasa tasarısına ilişkin verilecek karar bile kenarından köşesinden çekilerek uzatıldıkça uzatılıyor.

Bu tutum, hükümetin ikiyüzlü politikalarının bir göstergesi ve rejimin sınırlarının bir dışavurumudur. Dolayısıyla, siyasal iktidarın süreçteki sorumluluklarını gizleme çabasından başka bir şey değildir.

Tasfiyeci Politikalarının İflası

Kürt Açılımı boyunca hükümet tarafından uygulanan temel politika, Kürt siyasi hareketini tasfiye ederek, sorunu muhatapsızlaştırmak ve böylece Kürt sorununun çözümü noktasında tüm sınırları, sermayenin çıkarları doğrultusunda belirleyerek süreci kontrol altında tutmak oldu. Bu yüzden KCK operasyonları adı altında Kürt hareketinin neredeyse tüm temsilcileri tutuklandı, hak ve özgürlükleri ifade etme yolları kapandı, Kürt sorununda çözüm olarak ortaya koyulan her adım, Kürt hareketi üzerinde daha fazla baskıyı beraberinde getirdi. Temel toplumsal ve siyasal haklarını talep etme yolları engellenen Kürtler ve Kürt hareketi temsilcileri içinse açlık grevleri, irade beyanları yönünde bir çözüm olarak açığa çıktı.

Bu bir Siyasal Demokrasi Sorunudur!

Bu noktada açlık grevleri, hükümetin Kürt sorununun çözümü yolunda uyguladığı muhatapsızlaştırma politikalarının doğrudan bir sonucudur ve temelde rejimin en önemli sorunlarından birine işaret eder: Siyasal demokrasi eksikliği sorunu! Bugün bu açlık grevlerini bir şov, bir tehdit olarak lanse eden hükümet; kendi politikalarının iflasını örtme çabası içindedir ve bunu örtme yönündeki her çaba her seferinde yeniden siyasal demokrasi sorununu gündeme taşımaktadır.

Talepler Derhal Kabul Edilsin!

Açlık grevlerinin 3 temel talebi var: ana dilde eğitim hakkı, ana dilde savunma hakkı ve Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi. Bu 3 demokratik talep derhal kabul edilmelidir!

Ama yetmez…

Bu taleplerin kabulü ile birlikte hükümetin, Kürt sorununa çözüm adı altında sürdürdüğü muhatapsızlaştırıcı ve tasfiyeci politikalara da son vermesi gerekmektedir. Kürt sorununun Kürtlerin kendi geleceklerini tayin yolunda toplumsal ve siyasal var oluş taleplerini dile getirmelerinin önünde engel teşkil eden ifade, örgütlenme ve temsil haklarındaki sınırlamaların kaldırılması bu noktada ilk adımdır. Çözüme gidecek yol ancak böylesi bir ortamın sağlanması ile açılacaktır.

Yorumlar kapalıdır.