Bursa Renault işçilerinin işbirlikçi sendikaya karşı mücadeleleri ve işten çıkarmalar

147

Kasım ayının 2. haftasında Bursa Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları’nda çalışan Türk-İş Türk Metal Sendikası’na bağlı işçiler MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) sözleşme teklif taslağına karşı çıktılar ve bir günlük iş bırakmaları sonucu 32 tane işçi işten çıkartıldı. Olayın seyri ve direnişe dair bilgi edinmek için işten çıkartılan bir işçi arkadaşla röportaj yaptık.

İC: Yaptığınız eylem sendikanıza karşı yapılan bir eylemdi, Türk Metal Sendikası’nın hangi tutumlarından dolayı eylem yapmaya karar verdiniz?

İ: En başından beri hepimiz biliyoruz ki, bizim sendika hiçbir şekilde demokratik yöntemlerle yönetilmiyor. Mesela ben kendi sendika temsilcimi seçemiyorum! Bütün temsilciler tepeden inme bir şekilde başa geliyor. Bu sebepten sendikamız işçiden yana değil, patrondan yana oluyor. Sendikalar bile hep rant peşinde. Bir işçi sendikası %4 maaş artışı talebiyle patronla masaya oturur mu hiç? O masadan doğal olarak %2 gibi düşük bir artışla kalkılmıştı. Daha önce de mesai saatlerini protesto amacıyla yemekhanede çatal-bıçaklı protesto başlatmıştık ve bizzat sendikanın adamları tarafından fişlenmiştik. Eyleme karar verişimiz de MESS taslağının içeriğini öğrenmemizle gerçekleşti. Bu taslağa göre işçilerin hakları gözetilmiyor. Ayrıca işe 2003-2004 girişlilere yapılacak zam, yeni ve daha eskiden girişlilere göre çok daha düşük olacak. Ben de 2004 girişliyim ve burada en büyük adaletsizlik bize yapılacaktı. Biz de bu adaletsizliğin giderilmesi için 3 gün boyunca yaklaşık 200 kişi, vardiya çıkışlarında sendika binası önünde alkışlı protesto yaptık.

İC: Üretimin durdurulduğu gün neler oldu?

İ: Biz 16.00-24.00 vardiyasındaydık. Bant durdurma ilk olarak montaj bölümünde gerçekleşti. Ardından kaportaya ve en son teslim atölyesine gelindi. 600-700 kişi olmuştuk ve fabrikayı tekrar turladık, eyleme katılmayanları yuhaladık. Fabrika girişinde “Türk Metal taslağı al başına çal”, “İşçiyi satanı biz de satarız”, “Noter gelsin istifalar başlasın”, “Sendika dışarı” sloganları attık, oturma ve alkışlama eylemi yaptık. Başka sendikaya geçme talebi yürüyüş sırasında kendiliğinden gelişti, biz daha önceden tasarlamamıştık. Saat 22.30 gibi şeflerimiz bizi telefonla aramaya başladı, işe geri dönmemizi istedi. Vardiya sonunda olaylar durulmamıştı, akşam vardiyasını arayıp işe gelmemelerini söylediler, yoksa 2000 kişi daha katılacaktı ve çok daha kuvvetli olacaktık. Sonunda planlı bir eylem olmadığı için birleşemedik ve dağıldık. O gece de DİSK’ten adamlar geldi ve Türk-İş’ten gelenlerle fabrika dışında bir kavga da yaşandı.

İC: İşten çıkartıldığınızı nasıl öğrendiniz ve ardından neler yaptınız?

İ: İlk gün 22 kişi işten çıkartıldı, fabrikaya gittiklerinde giriş kartları iptal olmuştu, bu şekilde öğrendiler. Ben de bir sonraki gün işe gittim ve aynı şekilde öğrendim. 10 kişi daha işten çıkartılmıştı. Bunlardan 5 tanesinin çıkartılma nedeni performans düşüklüğü olarak gösterilmiş. Tek yaptıkları ise bizim eylemimize dışarıdan alkışla destek vermekti. Diğerlerimiz ise görev yerini izinsiz terk etmek ve eylemin örgütleyicisi olmak suçuyla işten çıkartıldık. Yaklaşık 1000 kişi eylem yaptık, yalnız 32 kişi işten çıkartıldı. Eğer yasaya göre bir şey yapılıyorsa herkesin çıkartılması lazım, ama hayır, onlar sevmediklerini ayıkladılar, sivrilenleri. Sendikanın bizim adımızı verdiği ise kesin. İş bırakma eylemimiz suç olarak sayılıyor, çünkü sendika yanımızda olmadığı için eylem olarak kabul görmüyor! Anlayacağınız bu ülkede sendikana karşı protesto yapmak gibi bir hakkın hiçbir şekilde yok! Görev yerini izinsiz terk ettiğimiz gerekçesiyle de hiçbirimiz tazminatımızı alamadık. 29’umuz işe alım için dava açtık (3 kişi avukata para veremediği için dava bile açamadı), ama Renault şu ana kadar çıkarttığı hiçbir işçiyi işçiler mahkemeyi kazandığı halde işe geri almamış. Hukuk burada işe yaramıyor demek ki.

İC: Son haberlere göre Renault’a yurtdışından işe alıma dair baskılar varmış.

İ: Evet, bizim bir günlük iş bırakmamız 2000 arabanın o gün üretilememesi demek. Bu kaybı şirket Fransa’daki fabrikada işçileri cumartesi günü mesaiye bırakarak kapamak istemiş ve Fransa’daki sendika buna karşı çıkmış. Fransa’dan da Bursa’ya uyarı gelmiş, iş mahkemeleri bizim prestijimizi sarsıyor, işi halledin diye. Anlayacağınız işe geri alımlar olsa bile sırf şirketin prestiji için, kimsenin emekçiyi düşündüğü yok.

İC: Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

İ: İşten çıkartılan hiçbir arkadaşımız tazminatını alamadı, bu sebepten daha ertesi gün iş aramaya başladık. Herkesin geçim derdi var, ödemesi gereken borçları var. Davayı açacak zamanı zor bulduk. Tek yapabileceğimiz davanın sonucunu beklemek, ondan da ümitli değiliz. Hepimiz parasal sıkıntı çekerken direnme, greve gitme gibi bir ihtimalimiz maalesef yok, sendika zaten yanımızda değil. Birleşik Metal-İş’e geçmek gibi bir talep olsa bile bütün işçilerin buna oy vermesini sağlayacak bir örgütlülük kurmak lazım, o da mevcut değil. Hepimiz şunu anladık ki, sendikalı olmak için de mücadele vermek gerekiyor, sendikaya karşı da! Kendi örgütlülüğümüzü kendimiz kurmamız gerekiyor.

Yorumlar kapalıdır.