Kadına yönelik şiddet ile her gün mücadele!

118

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücade Günü dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadının katıldığı gösterilerle geride kaldı. Biz de işçi Cephesi olarak düzenlediğimiz etkinlikte ve ardından tüm kadınlarla birlikte katıldığımız yürüyüşte taleplerimizi dile getirdik. Bugün bir kez daha belirli talepler üzerinden geçmekte fayda görüyoruz. Kadınlar olarak mücadelemizi belirsiz bir tarihe ertelemiyor ve bunu sınıfsal taleplerle birlikte, varolduğumuz her alanda sürdürmemiz gerektiğini savunuyoruz.

Sığınma Evleri ve Taciz-Tecavüz Kriz Merkezleri’nin önemi nedir?

Geçtiğimiz 25 Kasım’dan bu yana erkek şiddeti artarak devam etti. 2012’nin ilk 6 ayında 100’den fazla kadın öldürüldü. Katillerine baktığımızda ise bu şiddetin cinsiyetsiz olduğunu söyleyemiyoruz çünkü, bu kadınlar yalnızca kadın oldukları gerekçesiyle, en yakınlarındaki erkekler; babaları, kardeşleri, kocaları, sevgilileri tarafından öldürüldü.

Devlet ve yargı tarafından ceza indirimleri ile desteklenen bu cinayetler münferit vak’alar değil. Birçok olumsuz örnekte, kadınların cinayet öncesinde taciz ve tehditlere maruz kaldığını görüyoruz. Biz yalnızca katillerin yargılanmasını ya da yetersiz polisiye çözümleri değil, bu cinayetlerin önlenmesini de talep ediyoruz.

Yeterli sayıda, ücretsiz ve donanımlı sığınma evleri, ölüm tehditleri ve şiddet ile yaşayan birçok kadının şiddetten arındırılmış bir alanda mücadele etmeyi ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendikleri alanlardır. Sığınma evleri, birçoğu cinayetle noktalanan erkek şiddetinin önünde koruyucu bir önlem olarak acil taleplerimizin arasında gelir.

Öte yandan, Türkiye’de her 26 dakikada bir kadın cinsel şiddet mağduru oluyor. Denilebilir ki, hemen her kadın hayatında en az bir kez cinsel şiddet türünün en somut tezahürleri olan tecavüz, taciz, cinsel istismara maruz kalıyor.

Taciz veya tecavüze uğrayan kadınların, 24 saat içinde başvurmak zorunda oldukları kurumlarda görevlilerce defalarca sorgulandığı, aşağılayıcı tavırlar nedeniyle ayrıca psikolojik travmalar yaşadıkları ve bu sebeple şikâyette bulunmadıkları ise bir gerçek.

Bu yüzden mağdurların emniyet ve savcılıktaki şikâyet sürecinde, yargılama aşamasında mahkemelerde, bu aşağılayıcı durumla karşılaşmamaları, mağdurlara tam koruma sağlanması; kadın ve çocuk tacizlerinin son bulması için Taciz ve Tecavüz Kriz Merkezleri kurulmalıdır.

Erkek Adalet “haksız tahrik” peşinde!

Kadın cinayetlerinin herkesin gündemine oturduğu bugünlerde bile çoğu davada katillerin cezalarına “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimi uygulanabiliyor. Yani erkek adalet, faillerin cezasında üçte bir oranında indirim yapılmasına zemin hazırlıyor. Öldürülen kadınların davranışlarının erkeklere hak verdiği gerekçesiyle cezaların indirimle sonuçlanmasının, erkek egemenliğini ve erkek şiddetini meşrulaştırdığını, kadınları itaat etmeye çağırdığını söyleyebiliriz.

Kadın cinayeti davalarında indirime son, namus ve nefret cinayetleri nitelikli hal kapsamına alınsın!

Yorumlar kapalıdır.