Yaşasın kadın dayanışması!

179

İşçi Cephesi olarak 25 Kasım’da düzenlediğimiz “Devlet, Yargı ve Erkek Şiddetini Tartışıyoruz” adlı etkinliğimiz başarıyla gerçekleşti. Tiyatro gösterisi ile başlayan etkinlik video sunum ve ne yapabiliriz, talepler bölümüyle devam etti.

Video sunumda, son dönemde kadına şiddet haberlerinden ve hükümetin aldığı tutumdan bahsedilirken ne yapmalı ve talepler bölümünde kadınların bu konuda nasıl bir araya geleceği ve acil taleplerimiz tartışıldı.

Taciz tecavüz kriz merkezleri, donanımlı sığınma evleri, kadına yönelik şiddete karşı yasal önlemler gibi taleplerin ön plana çıktığı toplantıda bir saatlik serbest tartışma bölümünden sonra bizim de bileşeni olduğumuz 25 Kasım Kadın Platformu’nun yürüyüşüne geçildi.

Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun!

25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü‘nde yüzlerce kadın “Bağır herkes duysun erkek şiddeti son bulsun” ve “İçeride dışarıda devlet şiddetine karşı yaşasın kadın dayanışması” pankartı taşıdı. İstanbul 25 Kasım Kadın Platformu’nun düzenlediği eylem saat 17.00’de Galatasaray Meydanı’nda başladı. Kadınlar, Türkçe ve Kürtçe sloganlar atarak Taksim Meydanı’na yürüdü.

Kadınlar olarak, “Merhamet değil sığınma istiyoruz”, “Gelsin baba gelsin koca gelsin devlet gelsin cop, inadına isyan inadına özgürlük” , “Jin jiyan azadi”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Emeğimiz bedenimiz kimliğimiz bizimdir”, “Kimsenin namusu değiliz”, “Kürtaj değil Uludere cinayet” sloganları eşliğinde Taksim Tramvay Durağı’na doğru yürüdük.

Oldukça coşkulu ve kitlesel geçen eylemde kadınlar kadına yönelik şiddeti, Uludere katliamını, devletin kürtaj yasasını protesto ettik.

Platformun 25 Kasım açıklaması şu şekilde idi;

ŞİDDETE KARŞI ÇARE “SİZ” DEĞİLİZ, ÇARE “BİZ”İZ!

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

Geçen 25 Kasımdan bu yana, erkek şiddeti hız kesmeden devam etti. “Erkeklerin sevgisi her gün 3 kadın öldürülüyor” sloganları artık geride kaldı. Hergün aramızdan 5 kadın ayrılıyor! Kadınların katilleri en yakınlarındaki erkekler; kocalar, eski kocalar, babalar, ağabeyler, sevgililer…Bu sayıya intihar sürü verilmiş cinayetler, tacizcive tecavüzcüler eklendiğinde, durumunkadına yönelik vahşete, katliama dönüştüğü açık. 25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve dayanışma gününde, erkek şiddetine karşı dayanışmak için buradayız.

Geçen 25 Kasımdan bu yana karakollardan, savcılıklara, adli tıp kurumundan mahkemelere devletin tüm kurumları erkekleri korumaya, kollamaya devam etti.

  • 2008 yılından bu yana tecavüzcülerin yargılanması ve ceza alması için birlikte takip ettiğimiz N’nin davası, Adli Tıp Kurumunun eksik ve hatalı raporu nedeniyle, “beraat” kararıyla sonuçlandı.
  • Daha iki gün önce, “eşi”nin şiddeti nedeniyle 3 kere koruma kararı verilen, son olarak da bıçak zoruyla balkondan atlamak zorunda kalan F.Ş.nin duruşmasında, tahliye kararı verildi. Mahkemeye önceki kararları da, Çetin Şen’in cezaevinden yazdığı “seni öldüreceğim” mektubunu da dikkate almadı.
  • Manisa’da boşanma davası “eşi” tarafından vahşice öldürülen Ş.E. dosyasında, Yargıtay Savcısı, Mahkeme kararının bozulmasını ve katil İbrahim Etik için “haksız tahrik indirimi” uygulanmasını istedi.
  • Taksim Polis Merkezi’nde görevli komiser yardımcısı, gözaltına alınan Rus uyruklu P.A.’ya karakolun tuvaletinde tecavüz ettiği için tutuklandı.
  • M.K. defalarca Fatih Şehit Tevfik Fikret Karakolu`na gitti ve kendisine şiddet uygulayan ve tehdit eden “kocasını” şikayet etti. Karakol hiçbir şey yapmadı, Mahmure defalarca şikayet ettiği Züfikar Bakır tarafından öldürüldü. Komşuları karakolun kendisini azarladığını, hatta “sen yalan söylüyorsun senin kocan iyi bir adam” dediğini anlattı.
  • 13 yaşındaki N.Ç.nin, 26 erkeğin tecavüzüne uğradığı davada “rıza”sı var diye alt sınırdan ceza uygulayan Mahkeme kararını, Yargıtay 14. Ceza Dairesi onadı.

Artık kadın cinayetleri haberlerinin ayrılmaz bir parçası, kadınların şiddetten korunmadığı gerçeği! “Savcılığın verdiği şiddetten koruma kararına rağmen”,”şiddet gördüğü için karakola başvurusu olmasına rağmen”, “sığınma evinde kalıp bilinmeyen gerekçeyle(!) eve döndükten sonra”, “katil kocanın daha önce şiddet gösterdiği için uzaklaştırma kararı almasına rağmen” …cümleleri haberlerden eksik olmuyor.

Kadın katillerine “iyi hal” indirimi, “haksız tahrik” indirimi yapılması ise yargının da, kadın düşmanı iktidarın yargısı olduğunu gösteriyor. Kadın katilleri, tecavüzcüler indirimli cezalarla “aile’nin içine” dönüyor. Erkekleri koruyan kollayan, ne yapsa maruz gören, cezaları kuşa çeviren, “namus” bekçisi ve cinsiyetçi bir adalet değil, gerçek adalet demek için buradayız.

“Aile” ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından “8 Mart hediyesi” olarak, yaldızlı pakette sunulan, kadın örgütlerinin görüş ve taleplerine rağmen yasalaştırılan yeni şiddet yasasının, kadınlara can güvenliğini sağlamadığı, cinayetlerin de tecavüzlerin de sayısını azaltmadığı görüldü, görülüyor. Her 7500 kadın için bir sığınak kurulması zorunluyken, 2012 yılı itibariyle sığınak sayısının sadece 72 olduğu düşünülünce de, geçen yıldan bu yana değişen bir şey olmadığı kolayca anlaşılıyor.

“kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ailenin korunması kapsamında” değerlendiren, kadını değil aile koruyan bu yaklaşımın çözüm olamayacağını söyledik/söylüyoruz. Aileyi değil kadını güçlendiren yasaların çıkmasını sağlamak, aile değil, kadınız demek için buradayız.

Başbakanın önce “kürtaj ve sezaryen cinayettir”, hemen ardından da “her kürtaj bir Uludere’dir” açıklaması ile gündeme düşen kürtaj tartışması, kadınların bedenlerine, cinselliğine, doğurganlığına karşı bir başka saldırı olarak tarihe geçti. Bu vesileyle kürtajın yasaklanması bir yana, kürtajın yasal olduğu durumda dahi, kadınların bu hizmete ulamadığı, pek çok sağlık kuruluşunun keyfi olarak kürtaj talebini red ettiği ortaya çıktı. Kürtaj haktır, karar kadınların demek için, bizim bedenimizden, bizim cinselliğimizden Başbakana ne demek için buradayız!

Erkek-devlet şiddetine karşı birlikte mücadele ettiğimiz Kürt Kadın Hareketi’nden arkadaşlarımızın bir kısmı şu anda burada değil. Kürt sorununu çözümsüzlüğe sürüklemek isteyen hükümet, KCK operasyonlarında, içlerinde pek çok kadın arkadaşımızın da olduğu binlerce kişiyi tutukladı. Kürt kadın milletvekillerine yönelik cinsiyetçi saldırı hız kesmeden devam ediyor. Operasyonların ve Kürt kadın hareketine yönelik saldırıların son bulmasını istiyor ve barış için ısrar ediyoruz. Açlık grevlerinin bitirilmesinin yarattığı fırsatın değerlendirilmesini istemek, barış için görüşmelerin başlamasını istemek için buradayız

Cinsel yönelim ayrımcılığı ve nefret suçları hız kesmeden sürüyor. Eşcinsel, trans ve biseksüel kadınlara uygulanan ayrımcılığa ilişkin hukuki düzenleme yapılması, trans kadınlara yönelik nefret cinayetlerinin durdurulması, acil önlemler alınması için buradayız.

Avcılar Meis Sitesinde, depremde hasar görmüş ve pek çoğu kendi mülkleri olan binalarda yaşanan “transfobik linç kampanyasına” dur demek, trans kadınların evlerinin mühürlenip sokağa atılmalarını protesto etmek için buradayız.

Hem evde hem işte çalışıyoruz, çifte mesai yapıyoruz, ev kadınlarına emeklilik ve tüm kadınlar için sosyal güvenlik hakkımızı almak, cinsiyetçi iş bölümüne son vermek için buradayız.

4+4+4 düzenlemesi ile kız çocukları eğitimden alıkonup, erken yaşta evlilik dayatmasına maruz kalıyor. 4+4+4 mağdurları, “çocuk gelin” olmaya mahkum ediliyor. Kadınların eğitim hakkına el koyup, kamusal alanda yer almasını engelleyen, kadını esnek ve güvencesiz işlere mahkum eden neoliberal muhafazakar politikalara karşı mücadele için, bu politikaları teşhir etmek için buradayız.

Muhafazakar ve kadın düşmanı politikalarıyla, erkek egemen sistemi pekiştiren AKP iktidarına, kadınların kuluçka makinası olduğunu sanan Başbakana, “aile sever” Bakanına sesleniyoruz! Türkiye “kadın erkek eşitliği’nde” 134 ülke arasında 124. sırada, kadın katliamında ilk beşin içinde yer alıyor! Haberiniz var mı!?

Kadınların can güvenliğini sağlamak yerine anneliği dayatan, kürtaj yaptırmalarını, sezaryen yaptırmalarını engelleyerek kadınlara karşı ideolojik savaşlarla oyalanan, kadınlar için ölüm, şiddet, baskı ve eşitsizlik yuvası olan evlilik ve “aileyi” yücelterek onların can güvenliğini hiçe sayan sizler, günde 5 kadının ölümünden sorumlusunuz. Yasakçı, denetçi gündemlerle kadınlara, haklarına saldırmak yerine artık görevinizi yapın. Kadın katillerinin suç ortaklığını bırakın!

Kadın katili erkekler ülkesi Türkiye’de kadına yönelik şiddeti artıran meşrulaştıran her türlü politika ve söyleme karşı buradayız.

Çare”siz” değiliz, çare “biz”iz! Erkeklerin de devletin de sistemli şiddetine karşı, kadın dayanışması için buradayız. Yaşasın kadın dayanışması!

25 Kasım Kadın Platformu

Akader Kadın Faaliyeti, Gökkuşağı, İmece Kadın Sendikası, Kadın Emeği Kolektifi, İstanbul Feminist Kolektif, Halkevci
Kadınlar, HDK Kadın Meclisi, İşçi Cephesi’nden Kadınlar, KESK’li Kadınlar, Üniversiteli Kadın Kolektifi, TMMOB’li Kadınlar

Yorumlar kapalıdır.