Dünya Sosyal Forumu’nun ardından

42

Dünya Sosyal Forumu (DSF) 2013 yılından sonra ikinci kez, Tunus’ta, El-Manar Üniversitesi’nde gerçekleşti. Foruma bu sene, pek çok ülkeden 5000’e yakın politik, sendikal sosyal örgütler ve kadın, gençlik vb. örgütlenmeleri katıldı. Bunun yanı sıra, beş gün boyunca toplamda 60.000’e yakın kişinin DSF’de bulunduğu tahmin ediliyor.

Forum, Porto Allegre’de ilk kez düzenlendiği günden beri dünya solunun farklı kesimlerinin ve diğer ilerici sektörlerin fikirlerini tartıştığı önemli bir mecra olarak kendini var etti. Ancak organizasyon anlamında forumun başını sivil toplum örgütlerinin, reformist odakların çekmesi ve ana motivasyonun “ehlileştirilebilir bir kapitalizm mümkün” şiarı olması DSF’nin sınırlılıklarını belirleyen etkenler oldu.

Tunus: demokratik kazanımların savunusu mu sosyal devrim mi?

Bütün sınırlılıklarına rağmen DSF’nin 2011 yılından sonra ikinci kez Tunus’ta düzenlenmesi ise, ayrı bir öneme sahip. Bilindiği gibi, 2011 yılında Tunus’ta diktatör Bin Ali’ye karşı iş, ekmek ve özgürlük talepleriyle seferber olan kitleler, Kuzey Afrika ve Ortadoğu devrimci sürecinin öncülüğünü üstlenmişlerdi. Özellikle, kitle mücadelesi içerisinde başı çeken Tunus gençliği aradan geçen 4 yılın ardından devrimin ne şekilde ilerletilebileceğini tartışmakta ve mücadeleye olan bağlılıklarını vurgulamakta. Devrimin temelini oluşturan iş, ekmek ve özgürlük talepleri bugün hâlâ Tunusluların gündeminde. Ülkede ortalama ücret düzeyi 300 dolar ve genç nüfus arasındaki resmi işsizlik rakamları %35 civarında. Ancak iktidarı elinde bulunduran Nida Tunus Partisi, temel politikasını radikal İslamcılıkla mücadele olarak öne çıkartmakta ve bu eksende ülke bütünlüğü ile milli birlik propagandası yapmakta. Bu sayede de ekonomik çöküşe karşı gelişen kitle mücadelelerini sönümlendirmeyi hedeflemekte.

Tunuslu kitlelerin mücadeleyi sürdürürken karşılaştıkları tek sorun iktidar partisi değil. Ülke solunun büyük bir kesimini içinde barındıran Halk Cephesi de takip ettiği çizgi itibariyle mücadelelerin önünde bir bariyer oluşturmakta. Politik hattını devrimden sonraki demokratik kazanımların savunusu ve laiklikle sınırlayarak düzen partilerine yedeklenen Halk Cephesi, ekonomik ve sosyal çöküş karşısında kitlelerin taleplerini sahiplenmekten uzak gözükmekte. Son seçimlerde 11 milyon nüfuslu ülkede 4 milyonun sandığa gitmeyişi de Tunusluların acil taleplerinin muhatapsız kaldığını kanıtlar nitelikte.

Bu tabloya ek olarak, ülkede sosyal devrim olmadığı takdirde mevcut demokratik kazanımların da kaybedileceği gerçeğinden hareket eden ve devrimin ilerletilmesi adına mücadele veren gençlerin kararlılığı gerek Tunus gerekse de Kuzey Afrika ve Ortadoğu devrimci süreci açısından umut vermekte.

Suriye devrimi ve Kürt halkıyla dayanışma

Bölge devriminin bir diğer kilit noktası olan Suriye’de ise kitleler 4 yıldır Esad rejiminin katliamlarına ve IŞİD ile diğer radikal İslamcı grupların saldırılarına karşı mücadele etmekte. 4 yılda 200 bine yakın kişi hayatını kaybetti, 7 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve pek çok şehir yok edildi. Dünya solunun önemli bir kesimi ise Suriye halkının, Esad rejimi ile IŞİD’in eş zamanlı katliamları karşısındaki (bugün Yarmuk’ta olduğu gibi) direncini ve mücadelesini şu ana kadar sahiplenmekten uzak bir tutum almış durumda.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI) olarak, Dünya Sosyal Forumu boyunca Suriye devrimiyle dayanışmayı güçlendirmek için çalıştık. Esad rejimine, IŞİD ve diğer radikal İslamcı çetelere karşı mücadele eden Suriye halkının yanında, emperyalizmin Suriye’ye müdahalesinin karşısında olduğumuzu, Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle dayanışma içinde olduğumuzu ve Kobane’de IŞİD’e karşı kazanılan zaferin tüm Suriye devrimci sürecini ileri taşıyabilecek bir etki yarattığını vurguladık. Ve bu hat doğrultusunda, Suriye devrimiyle uluslararası dayanışmayı amaçlayan bir kampanya çalışması başlattık.

UIT-CI Dünya Sosyal Forumu’nda

UIT-CI olarak Dünya Sosyal Forumu’na, Enternasyonalist Mücadele (İspanya), İşçi Demokrasisi Partisi (Türkiye), Sosyalist Sol (Arjantin) ve İşçi Demokrasisi için Komite (Almanya) seksiyonlarından oluşan güçlü bir delegasyonla katıldık. 24-28 Mart tarihleri arasında gerçekleşen forum süresince, Tunus, Suriye, Yunanistan, Venezuela ve Arjantin üzerine dört dilde hazırladığımız binlerce materyallerimizin bulunduğu standımızda katılımcılarla bağ kurma şansına sahip olduk.

Ayrıca, Tunus devrimci süreci ve Suriye devrimi ve Kürt halkıyla dayanışma temalarıyla gerçekleştirdiğimiz iki oturuma toplamda 200’e yakın kişi katıldı. Oturumlarımıza konuşmacı olarak davet ettiğimiz, Fathi Salaoui (Sol İşçi Birliği-Tunus) ve Salameh Kaileh’nin (Filistin kökenli Suriyeli Marksist entelektüel, devrimci) katılımları önemli bir etki yarattı. UIT-CI adına ise Cristina Mas (Enternasyonalist Mücadele- İspanya), Görkem Duru (İDP- Türkiye) ve Laura Marrone (Sosyalist Sol-Arjantin) oturumlardaki diğer konuşmacılardı.

Yorumlar kapalıdır.