Asgari ücret 1900 net! DİSK’ten basın açıklaması

178

8 Aralık öğlen saat 12’de Mecidiyeköy’de toplanan DİSK yönetimi ve işçiler “asgari değil insanca yaşam”, “asgari ücret, bin dokuz yüz net” taleplerini dile getirmek üzere bir basın açıklaması yaptı. Metni DİSK Genel Başkanı Kani Beko okudu. DİSK’e bağlı sendikaların yöneticileri ve Birleşik Metal-İş’li işçilerden oluşan toplamda yaklaşık 150-200 kişilik grup, “taşeron sistemi yasaklasın”, “direne direne kazanacağız”, “inadına sendika inadına DİSK”, “birleşe birleşe kazanacağız” sloganları eşliğinde açıklamayı dinledi. Basın açıklamasının ardından DİSK’in geçtiğimiz günlerde bastırdığı, asgari ücretle ilgili taleplerin ve açıklamaların bulunduğu bildirilerin dağıtımı yapıldı. Dağıtımın ardından eylem sona erdi.Açıklama metni:

ASGARİ ÜCRET 1900 NET!

Hepinizin bildiği gibi 2016 yılı için asgari ücret belirlenmek üzere. Asgari ücret belirlenirken masada yine işverenler var, hükümet var, işverenler ve hükümet ile uyumlu çalışan sendikacılar var. Ama masada yine işçinin sesi yok!

2016 için asgari ücrette yaşanacak reel artış işçi sınıfı mücadelesinin bir kazanımı olacaktır. Yıllardır DİSK olarak asgari ücret tespit sürecinde işçilerin insanca yaşam taleplerini sokaklarda, meydanlarda dile getiriyoruz. Bu yıl için de talep ettiğimiz asgari ücret net 1900 liradır!

Özellikle 2014 yılı Kasım ayından beri asgari ücret tartışması Türkiye gündeminden hiç düşmedi. O tarihte düzenlediğimiz bir çalıştayın ardından 2015 yılı için Asgari Ücretin 1800 lira olması gerektiğini ifade etmiştik. Bir ay boyunca Türkiye’nin dört bir yanında bildiriler dağıtarak, basın açıklamaları yaparak, yürüyüşler düzenleyerek bu talebi yükseltmiştik.

Asgari ücrete dair taleplerimizi muhalefet partileri de gündemine aldı. Bu konudaki vaatleri sermaye temsilcilerine şikayet eden AKP, 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarı kaybettikten sonra asgari ücretin 1300 lira olacağını vaat etmeye başladı.

Mücadelemizin küçük bir kazanımı dahi olsa şu gerçek değişmemektedir. 1300 liralık asgari ücret açlık sınırının altındadır. Türkiye’de açlık sınırı 1393 TL’dir ve açlık sınırının bile altında bir asgari ücret işçiye zulümdür. Türkiye’de yoksulluk sınırı ise 4403 TL’dir. 1300 lira asgari ücretle bir hanede 3 kişi çalışması durumunda dahi yoksulluk sınırı aşılamamaktadır. Türkiye’de bu kadar işsizlik varken, bir haneden 3 kişinin çalışması zaten çok düşük bir ihtimaldir.

Ülkeyi yönetenler milli gelir büyüyor diye övünmekte ama büyümeden işçiler pay almamaktadır. 2015 yılı kişi başına düşen milli gelir tahmini 2 bin lira civarındadır. Dört kişilik asgari ücretlinin evine, kişi başına milli gelirin birinin bile düşmemesi çarpıcıdır.

Ülke büyümekte, servetler büyümekte, saraylar büyümekte ama işçilerin ekmeği büyümemektedir. 1978’den bu yana asgari ücret kişi başına milli gelir oranında artsaydı 2015 yılı için brüt 2142 TL olacaktı.

Evet, Türkiye’de büyüyen bir şey varsa o da adaletsizliktir. Türkiye çalışma saatlerinin en uzun olduğu, sendikalaşmanın en düşük olduğu, her yıl yaklaşık 2000 işçinin öldüğü ve ucuz emek politikalarının geçerli olduğu bir ülkedir.

Ülkeyi yönetenlerin Avrupa’da en yüksek asgari ücretin Türkiye’de olduğu iddiası da tamamen hayal mahsulüdür. Türkiye asgari ücrette üçüncü ligdedir. Oysa aynı Türkiye kâr oranlarında zirveye oynamaktadır. Yani Türkiye’de ücretler asgari, kârlar azamidir!

Bu manzara ortada iken sermaye temsilcileri asgari ücretten “yük” olarak bahsetmekte, yükün paylaşılmasını istemektedir. Ücret, paylaşılması gereken bir yük değildir. İşçinin ürettiği değerin çok küçük bir bölümü olan ücret, işverenin sorumluluğundadır. Devlet işverenin işçiye karşı yükümlülüklerini fazlasıyla paylaşmaktadır. Örneğin 2008’den beri süren SGK prim indirimi ile işverenin devletten aldığı miktar 42 milyar TL’dir. Asgari ücretin artışının maliyetini 16 milyar TL olarak açıklayan işverenler bunun neredeyse 3 katına yakınını devletten almıştır.

Öte yandan sermaye cephesi asgari ücret karşılığında işçi sınıfından diyet talep etmektedir! Bu diyetlerden biri işsizlik fonunun yağmalanmasıdır. Resmi işsiz sayısının 3 milyon olduğu ülkemizde fondan aylık faydalanan kişi sayısı yalnızca 200 bindir. Fon işsizlere verdiği paranın neredeyse üç katı bir tutarı patronlara aktarmıştır. Patronlar bu fonu daha da fazla yağmalamak istemektedir.

İşçi sınıfından istenen bir diğer diyet de kıdem tazminatıdır. Kıdem tazminatını da fona devrederek yağmalanacak yeni bir kaynak yaratılmak istenmektedir. Bunun da ötesinde kıdem tazminatının kaldırılması, iş güvencesinin son kırıntılarının da kazınması demektir. Ayrıca 657 sayılı yasada yapılması planlanan değişiklikle kamu çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kaldırılması da masadaki diğer bir konudur. Öte yandan Özel İstihdam Büroları’na işçi simsarlığı yetkisi verilmesi de gündeme getirilmektedir. Sermayenin asgari ücret karşılığı istediği bu diyetler, Orta Vadeli Plan’da ve Ulusal İstihdam Stratejisi’nde de yer almaktadır. 64’üncü hükümet programında da defalarca işgücü piyasalarının esnekleştirileceği söylenmektedir. Kölece, güvencesiz çalıştırmanın yaygınlaşacağı ilan edilmektedir.  Ancak işçi sınıfı bu diyetleri ödemeyecek mutlaka ve mutlaka direnecektir!

Ayrıca hükümeti taşeron işçiler konusunda da uyarmayı bir borç biliyoruz. Zaten uymaları gereken mahkeme kararlarını “vaat” haline getirdiler; seçimden önce “kadro” sözü verdiler. Bugün ise “asıl iş/ yardımcı iş” ayrımı yaparak işçilerin güvenceli iş hakkının üstüne yatmaya çalışıyorlar. Bizim bu konudaki duruşumuz bellidir. Biz DİSK olarak kayıtsız, şartsız, ayrımsız kamudaki, belediyelerdeki tüm işçilere kadro verilmesini, taşeron düzeninin tamamen son bulmasını istiyoruz. Ve bu mücadeleyi büyüteceğiz!

DİSK üyesi olan ve olmayan, tüm iş kollarından taşeron işçilere de buradan sesleniyorum. Güvenceli iş hepinize ananızın ak sütü gibi helaldir. Bu hakkımızı almak için hiçbir siyasetçiye, sözlere, vaatlere değil önce kendi gücümüze, kendi birliğimize güvenelim! Unutmayalım ki asgari ücret biraz olsun artacak ise bu mücadelemizle sağlandı. Biz bu kavgada vardık, varız ve var olacağız! Taşeron düzeni başlı başına bir yolsuzluk düzenidir! İşçinin emeği üzerinden birileri zengin edilmektedir. Taşeron düzeni açlık düzenidir! Taşeron sisteminin amacı en az sayıda işçiyle, en fazla işi en ucuza gördürmektir. Taşeron düzeni ölüm düzenidir! Türkiye’de son 13 yılda 16 bin işçinin çalışırken ölmesinin en önemli sebebi taşeron düzenidir. Taşeron düzeni köleliktir! İnsan emeğinin ihale masalarında alınıp satılması her şeyden önce insanlık onuruna aykırıdır. Bu taşeron düzenini elbet yıkılacaktır.  Gelin taşeron köleliğine de sefalet ücretlerine de kol kola, omuz omuza son verelim!

Gelin emeğin hakları için hep beraber yürüyelim! Gelin kıdem tazminatımızı hep beraber savunalım! Gelin işsizlik fonumuza uzanan ellere dur diyelim! Gelin taşeron köleliğine son verelim! Gelin insanca yaşanabilecek bir ücretle güvenceli bir iş için omuz omuza olalım!

Yaşasın işçilerin birliği! Yaşasın DİSK!

Yorumlar kapalıdır.