Barış için Akademisyenler: Tahliye yetmez, beraat istiyoruz!

73

Ülke hızla bir iç savaş rejimine doğru ilerlerken, devlet terörü toplumsal yaşamın her alanında fazlasıyla hissedilir hale geldi. Ülkenin doğusunda Kürt halkı silah ve tanklarla susturulmaya çalışılıyor, hükümetin Suriye’deki cihatçı çetelerle sıkı fıkı ilişkilerini açığa çıkaran gazeteciler ağır müebbet istemiyle yargılanıyor (üstüne suikast tehlikeleri ile korkutuluyorlar), barış talebinde bulunan akademisyenler hakkında idari soruşturmalar ve ceza soruşturmaları birbiri ardına açılıyor. Nitekim “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriye imza koyan ve daha sonra yaptıkları basın açıklamasında imzalarının arkasında olduklarını açıklayan Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy ve Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya, 15 Mart’tan beri tutuklanmışlardı. Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı ise yurtdışından döndüğü 31 Mart günü tutuklu yargılanmak üzere Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilmişti. Akademisyenlerin, ”terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 7,5 yıla kadar hapsi istenmişti.

Akademisyenlerin İstanbul Adalet Sarayı’nda görülen durulmalarında savcılık makamı, akademisyenlerin TCK 301’den yargılanabilmeleri için Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmasını, bu sırada davanın durmasını ve sanıkların tutukluluğunun devamını istedi. Ancak verilen aradan sonra savcı, dosyanın geç gelme ihtimali nedeniyle sanıkların tutuksuz yargılanmalarını istedi. Savunma avukatı savcının talebinin kabulü halinde mahkemenin davadan el çekmesi gerektiğini de söyledi.

Hükümetin son dönemde izlediği baskı ve şiddet politikalarına karşıt bir manevra olarak okunan tahliye kararı, açık bir şekilde, yakında başbakanlık görevinden zorla istifa ettirilecek olan Davutoğlu ile saray rejiminin arasındaki açıyı genişletti. Bunun yanı sıra tahliye kararının ancak ve ancak bir ilk adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yargı kurumları üzerinde beraat kararı yönünde kitlesel bir basıncın kurulması gerektiğini unutmamalıyız. Ancak bundan da önce, akademisyenlerin sadece barış istedikleri için tutuklanmasını normalleştirmemeli, bunu politik hayatın akışının olağan bir hadisesi olarak okumamalıyız.

Yorumlar kapalıdır.