Çilem Doğan’ın tahliyesi: Bu daha başlangıç!

35

Çilem Doğan’ı tanımayan yoktur. Adana’da kendisine şiddet uygulayan kocasını öldürdüğü gerekçesiyle 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Çilem Doğan 50 bin lira kefalet şartıyla tahliye edildi. Çilem evlendiği günden beri eşi tarafından şiddete maruz kaldığı ve en son da fuhuşa zorlanmak istendiği için eşini öldürdü. Savunmasında, “Ben onu öldürmeseydim zaten o beni öldürecekti.” diyerek kendisini korumak için eşini öldürdüğünü belirtti.

Öyle bir sistem düşünün ki, defalarca şiddet gördüğü için polise defalarca başvuruda bulunmuş, fakat her zamanki gibi hiçbir önlem alınmayarak eşine mahkûm edilen bir kadını ölüme ya da öldürmeye mahkum bırakıyorsunuz.

Bugüne kadar erkeklere uygulanan tahrik indirimi ilk kez bir kadına yani Çilem Doğan’a uygulanarak 50 bin lira kefaletle serbest kaldı. Fakat içeride hâlâ bu şekilde müebbet cezaya mahkûm edilmiş birçok kadın var. Nevin Yıldırım da bunlardan sadece biri! O da kayınbiraderi tarafından defalarca tecavüze maruz kalarak ve hiçbir çıkış yolu kalmadığı için öldürmek zorunda bırakılmış bir kadın. Fakat Nevin hala içeride ve tahrik indirimi uygulanmayarak cezası kesinleşmiş olarak hapishanede yatmaktadır.

Kadınların toplum içindeki konumunu bilen erkekler savunmalarında kadınları ezen ve aşağılayan bir üslup ile tahrik indiriminden yararlanıyorlar. Bu tüm kadınlar için aşağılayıcı bir durumdur. Bunu reddediyoruz. Olaylar tarafsız ve güvenilir bir şekilde araştırılmalıdır. Tüm kadınlar tehdit altında yaşayarak ya yaşadıklarına karşı bir ömür susarak şiddete ve tecavüze karşı savunmasız bırakılıyor ya da hiçbir çıkış yolu olmadığı için öldürmeye mahkûm ediliyor. Biz kadınlar olarak kendi hayatımızı kurtarmak için öldürmek istemiyoruz. Ve biliyoruz ki bunun çözümü bu değil. Kadınları öldürmeye mahkûm bırakan uygulamalar yerine onları koruma altına alan ve öldürmeye neden olan koşulları ortadan kaldırmaları gerekmektedir.

Öncellikle kadınların da erkeklerle eşit olduğu devlet/hükümet/sistem tarafınca benimsenmeli ve bu doğrultuda açıklamalar yapmaları gereklidir. Olaylarda kadın beyanının esas olduğu benimsenmeli ve yasalaştırılmalıdır. Kadın sığınma evleri sayısı artırılmalı ve tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır. Özellikle toplumda kadını aşağılayan ve emeğini ikinci sırada gören zihniyete karşı mücadeleyi asla bırakmamalıyız. Çilem bizim için bir ilk ve biliyoruz ki, kadına karşı şiddet toplumun her alanında var. Bu yüzden mücadeleyi elden bırakmıyor ve bu daha başlangıç kadın mücadelesine devam diyoruz.

Yorumlar kapalıdır.