“Anne sakin ol, bugün sokağa tek başıma çıkmıyorum”

Dünya çapında kadınlar tarihsel kazanımlarını ve hayatlarını savunmak üzere mücadele etmeye devam ediyorlar. Bu bazen kadınların hayatları pahasına gerçekleşiyor. Tıpkı İran’da maç izlemek için stadyuma girmeye çalıştığı gerekçesiyle hapse mahkûm edilmesine tepki olarak kendini ateşe veren ve yaşamını kaybeden Seher Hudayari gibi.

İran’da 1979’da gerçekleşen İslam Devrimi’nden bu yana, kadınların stadyumlara girmesi fiilen yasak. Yasağın gerekçesi ise “Yarı çıplak adamların izlenmesi.” İranlı kadınların büyük bir bölümü kadınların stadyumlara ve hatta birçok kamusal alanda bulunmasına yönelik yasakların kaldırılmasını istiyor. Kadınlar stadyumların önünde gösteri yapıyor ve birkaç kez de FIFA’ya başvurdu. Yasağa son verilmesini isteyenlerden biri de, 29 yaşındaki Seher Hudayari’ydi. Hudayari, taraftarı olduğu futbol takımının maçını izleyebilmek için Mart ayında Tahran’daki Azadi Stadyumu’na kılık değiştirerek girmeye çalıştı. Ancak, görevliler onun kadın olduğunu fark etti ve gözaltına aldı. İran medyasına göre, Tahran’daki Devrim Mahkemesi önünde kendini ateşe veren Hudayari, kaldırıldığı hastahanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Hudayari’nin ölümünden sonra İran’da ve dünya çapında oluşan tepkiler ve Türkiye dahil olmak üzere “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” şiarıyla kadınların dayanışma maçları oynaması sonucu İran’daki yasak geçtiğimiz günlerde kalktı. Kadınlar artık stadyumlara girebilecek. Ancak bu şimdilik milli maçlarla sınırlı.

 #AmINext (Sıra Bende Mi?)

Meksika ve Güney Afrika’da Ağustos ayının başından bu yana içinde polislerin de bulunduğu cinsel saldırı olaylarına karşı ülkedeki kadınlar sokakta. Meksika’da kadınlara yönelik artan cinsel saldırı vakalarının ardından, başkent Meksiko’da günlerdir yürütülen eylemlerde son olarak bir polis karakolunun ikinci katı yakıldı. Meksiko’da her gün ortalama 10 kadın öldürülüyor. Son yıllarda 9 bin kadın hiçbir iz bırakmadan kayboldu. Ölümlere karşı adalet isteyen kadınlar, artan kadın cinayetleri ve cinsel şiddete karşı hükümetten acil koruma talep ediyor.

Güney Afrika’da ise geçtiğimiz ay sırayla iki kız öğrencinin cinsel istismara maruz bırakılıp öldürülmesi sonucu kadınlar çeşitli kentlerde sokağa çıkarak tepkilerini dile getirdi. Eylemlerin yanı sıra sosyal medyada da #AmINext (SıraBendeMi) etiketiyle bir kampanya başlatıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2016 verilerine göre Güney Afrika, kadın cinayetlerinde dünyada 4. sırada yer alıyor.

Ekvador’da kadınlar kürtaj haklarını savunuyor

Ekvador’da ise cinsel saldırı sonucu oluşan gebeliklerdeki kürtaj hakkına ilişkin yasanın esnetilmesine dair görüşmelerin durmasına tepki gösteren çoğu kadın binlerce kişi sokağa çıktı. Ülkede kürtaj hakkı yalnızca iki durumda tanınıyor. Bunlardan biri hamile kadının hayati tehlike altında olması veya zihinsel engelli bir kadının tecavüze maruz bırakılması. Ancak sıkı kürtaj yasası sonucu merdiven altlarında denetimsiz olarak yapılan kürtajlar sonucu kadınlar hayatlarını kaybediyor. Çünkü ülkede her yıl ergenlik dönemindeki 2 bin 500 genç kadın ve çocuğun cinsel saldırı sonucu hamile kaldığı belirtiliyor. Dolayısıyla kürtaj hakkı aynı zamanda yaşam hakkını savunmak anlamına geliyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.