10 soruda Kanal İstanbul: Fakirden alıp zengine vermek

1. Kanal İstanbul’un güzergâhı nedir?

Karadeniz’e Arnavutköy’ün batısından Baklalı-Terkos-Durusu mahallelerinin arasından açılacak olan kanal Sazlıbosna ve Dursunköy Mahallelerinden Sazlıdere barajına ulaşacak, oradan da Altınşehir ve Şahintepe mahallelerinden geçerek Küçükçekmece lagününe ve Marmara’ya bağlanacak.  Böylece bölgenin orman ve tarım alanları ile su havzalarının tamamı yapılaşma rezerv alanı haline gelecek.

2. Kanal İstanbul bizi bağımsız yapar mı? Boğaz trafiği rahatlar mı?

Söylenenlerin aksine projenin tamamlanması halinde, İstanbul boğazı ücretsiz olmaya devam edecek. Rusya ve Kafkaslardan geçen petrol ve doğalgaz boru hatlarından ötürü 2007-2017 yılları arasında boğazdan geçen gemi sayısı yüzde 27 azaldı. Trafiği zaten azalmakta olan Boğaz’a ücretli bir kanalın faydalı olacağını öngörmek güç; öte yandan kanalın büyük maliyeti için yabancı bankalardan alınacak borçlar yoluyla Türkiye’nin daha bağımlı bir hale geleceği söylenebilir.

3. Kanal’ın Marmara’ya etkisi ne olur?

10.000 yıl önce Karadeniz bir göldü. Suların yükselişiyle birlikte bu göl Marmara ve Akdeniz ile birleşerek tuzlanmaya başladı. Karadeniz ile Marmara’nın dengesi ancak son 3500 yılda kurulabildi. Daha az tuzlu olan Karadeniz bugün hâlâ Marmara’dan ortalama 50 cm daha yüksektedir. Bu farklılık Boğaz’da da hassas bir denge yaratır. Tuzlu Marmara akıntısı dipten Karadeniz’e ulaşırken, Karadeniz suyu da üst akıntı ile Marmara’ya ilerler. İkinci bir hattın açılması da zamanla bu tuzluluk değerlerini değiştirip bu dengenin/akıntının kaybolmasına sebep olur. Daha kısa vadede ise Karadeniz’den gelen besin yüklü su Marmara’da tek hücreli canlılarda nüfus patlamasına yol açar. Bu canlılar zaten çok az olan Marmara’nın oksijenini tamamen tüketerek Haliç’in eski hali ile kıyaslanmayacak şekilde Marmara’yı canlılığın olmadığı çürüyen bir deniz haline getirebilir.

4. Kanal’ın İstanbul suyuna ve bölge tarımına etkisi ne olur?

İstanbul su kaynakları kıt bir kenttir. Bu kaynaklardan biri olan Sazlıdere barajının kanala dahil edilmesiyle beraber İstanbul’un su bağımlılığı artar. Melen’den su pompalamak maliyeti arttırırken afet ve kazalar halinde tüm şehre zehirli suların pompalanması ya da su verilememesi riski doğar. Trakya’nın jeolojik yapısından ötürü ise kanaldan sızan tuzlu suyun Trakya topraklarında tuzlanmaya yol açma ve tarımı öldürme riski söz konusudur.

5. Kanal’ın hava kirliliğine etkisi ne olur?

Kanaldan 1,5 milyar m3’lük bir hafriyatın açığa çıkması bekleniyor. Hafriyatın çok daha yüksek olacağını ifade eden eleştirileri bir kenara bıraksak dahi, bu miktarda hafriyatın yalnızca taşınmasının atmosferde bırakacağı etkinin en iyimser bir tahminle 5 yıl boyunca sürmesi beklenir. Bu iyimser planın hayata geçebilmesi için de 3.300 ton dinamitin kullanılması, buna ek olarak da 600 yeni taş ocağının açılması gerekir. Tüm bunlar da dünyadaki her türden kirlilik limitlerinin misliyle aşılacağını ifade eder.

6. İstanbul depreminin kanala etkisi ne olur?

Fay hattına çok yakın olan kanalın beklenen İstanbul depreminden hasar almayacağını düşünsek dahi, Sakarya’dan İstanbul’a pompalanan suyun böyle bir depreme ne kadar dayanabileceği bilinmemekte. Ulaşımın köprülerle sağlanması ve adanın yalıtılması ise afet halinde bölgedeki zayiatın/salgın hastalıkların ciddi şekilde artmasına yol açabilir.

 7. Kanal’ın trafiğe etkisi ne olur?

Karayolu ulaşımının Kanal üzerinde inşa edilecek 6 köprü ile sağlanması planlanmış. İstanbul’un kuzeyinden güneyine tüm yollarının sadece altı köprüye sıkıştırılacak olması bir karayolu trafiği planlamasının yapılmadığını gösterirken köprü geçiş ücretleri hakkında 3. Köprü deneyimimiz dışında elimizde bir veri bulunmamakta.

8. Kanal’ın nüfusa etkisi ne olur?

Şu anda 369.222 kişilik bir nüfus kanala komşu olacak. Ancak kanal sayesinde imara açılacak bölgenin birkaç milyonluk yeni bir nüfusu barındırması önünde hiçbir engel bulunmuyor.

9. Kanal’ın işçi ve emekçilere etkisi ne olur?

Soma madencilerinin iş cinayetine kurban gitmesi karşısında Erdoğan 1800’lü yıllardan örnekler vermişti. Aldığı örnekler yine aynıysa yapımları süresince Süveyş Kanalı’nda 125.000, Panama Kanalı’nda ise 33.000 işçi iş cinayetlerine kurban gitmişti.

10. Kim/niçin ikinci bir boğaza ihtiyaç duyuyor?

İşçileri ölümüne çalıştırdıklarında bile kârları onlara yetmeyen patronlar son yıllarda kendi birikimlerine bir de kamu kaynaklarını dahil ediyorlar. Bugüne değin açılan adrese teslim ihaleler, geçiş garantili köprüler, imar planları, ihtiyaç fazlası güç üreten enerji santralleri bunların basit örnekleri idi. Bugün de patronlar hükümete “Daha fazlasını istiyoruz” diyerek İstanbul’u tarihten silmek pahasına böyle bir projeyi çağırıyorlar.

Arazileri tekellerinde toplayan hükümet yanlısı zenginler varlıklarını katladılar bile. Ancak rant denilen bu haksız kazanç buzdağının yalnızca görünen kısmı. İnşaat patronları İstanbul’u hiç ihtiyaç olmasa da kuzeyinden güneyine kadar kazarak buraya beton dökmek, hafriyatı taşımak ve bunların tamamını devlete fatura etmek için projeyi sahipleniyorlar. Bu da hem işçi emekçilerin vergileriyle oluşan kamu kaynaklarını patronlara açmak, hem de inşaat patronlarını yeni kredilerle ihya etmek anlamına geliyor. Hükümet sonucun ne olacağını hiç mi hiç umursamıyor. Kanalın kullanımı hayalden ibaret.

Patronların kazancının yalnızca görünen boyutu şöyle: Proje açıklanmadan önce Kuzey güzergâhı üzerinde bulunan en ucuz arazinin m2 değeri 5 TL, en pahalı arazinin m2 değeri ise 30 TL idi. Geçtiğimiz yıl bu değerler en düşük 250, en yüksek 600 TL civarına ulaştı.[1]


[1] Yazıda yer alan tüm veriler TMMOB ÇMO İstanbul Şubesi’nin Mayıs 2018’de yayınladığı “Kanal İstanbul ve Yenişehir Rezerv Alanları Teknik İnceleme Raporu”ndan alınmıştır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.