İntihar için değil, iktidar için sıra emekçilerde!

Mesele yavaşça kaynayan kazandaki kurbağa hikâyesini geçeli çok oldu. Un ufak ediliyoruz; yoksuluz, işsiziz, yalnız, mutsuz ve umutsuzuz… Sadece geçen hafta bu nedenle üç emekçi daha kendini asarak intihar etti. Yalnız, mutsuz ve umutsuz olmasalar, işleri güçleri olsa, ailelerini geçindirebilseler, yine de intihar ederler miydi? Biri borçlarının listesini bırakmış yakınlarına, biri geride bıraktığı evladından “seni seviyorum kızım” diyerek özür dilemiş… Siyanür, ip ya da ateş! 2019 yılı en çok da işçilerin kendilerine böylesine kitlesel şekilde kıymaya başladıkları yıl olarak mı kayda geçecek?

Emekçiler neden böylesine kederli, böylesine bıkkın ve çaresiz bir şekilde, boynu bükük bir yenilgiyle hayatlarına son veriyor? Milyonlarca emekçi benzer sorunları yaşarken, birleşip sorunlarını çözmek için harekete geçmek yerine, neden bu derece yalnız, çaresiz ve çözümsüz hissediyor ve bir çözüm yolu bulamıyor?

 “Sıra kimde” dememek için!

Bundan yaklaşık sekiz yıl önce, 4 Nisan 2012 günü, 77 yaşındaki emekli Dimitris Hristulas, Yunanistan’da Sintagma Meydanı’nda, ardında bir intihar mektubu bırakarak canına kıymıştı. Başına dayadığı silahın tetiğini çekmeden önce, “çocuklarıma borç bırakmayacağım” dediği söylenen Hristulas, bıraktığı mektubunda; “Adalet bulamıyorum. Çöpte yemek aramaya başlamadan önce yaşamıma onurlu bir şekilde son vermek dışında çıkar yolum kalmadı,” diye yazmıştı.

Bazen tek bir örnek bütün bir hikâyeyi anlamaya, anlatmaya yeter! Hristulas’la, geçen hafta canına kıyan Oktay, Gökhan ve Binnet’in hikâyeleri bir ve aynıdır! Emin olabiliriz; bizleri bu noktaya getiren kapitalist kriz ve çürümedir.

O dönem Yunanistan büyük bir ekonomik kriz yaşıyordu. Bugün Türkiye’de olduğu gibi Yunan hükümeti de çözümü krizin faturasını emekçilere yüklemekte görmüştü. Bunun sonucu Hristulas’ın 35 yıllık çalışmasının karşılığı emekli maaşı çöp olmuş ve hayatta kalma imkânı imha edilmişti.

Kapitalizmin yarattığı yoksunluklar cinayettir. Hayatlarımızın ellerimizden alınmasına, geleceğimizin çalınmasına hayır!

İntihar için değil, iktidar için sıra emekçilerde!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.