Sanayi işçileri uluslararası arenada koronavirüse karşı harekete geçti

Covid-19 olarak bilinen yeni tip koronavirüs dünya çapında yayılmayı sürdürürken birçok burjuva hükümet, insan hayatının önüne ulusal pazar kaygılarını koyarak, ekonominin patronlara kâr getirecek şekilde işlemesini sürdürebilmek için işçi düşmanı önlemler alma yoluna girdi. Hükümetlerin bu adımlarının ardında, elbette çokuluslu firmaların ve tekellerin kazanç odaklı yönelimleri yatıyordu.

Uluslararası kapitalist sınıfın ve onların hükümetlerinin, insan hayatlarını değil, kâr kaybını en aza indirmeye dönük hayata geçirdikleri emek düşmanı uygulamalar beklenen sonuçları doğurmayarak, büyük 2008 krizine oldukça benzer bir ekonomik krizi tetikledi. İşçiler gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı koşullarda çalışmaya zorlanırken, yaşam şartları da her geçen gün kötüleşiyor ve ekonomik kriz bütün emekçilerin ve çalışanların hayatını yakından etkileyecek şekilde derinleşiyor.

Sanayi işçileri, on yıllar boyunca kendileri aleyhine ortaya atılan ve kendilerinin öncülük rolünün yok olduğunu, kendilerinin artık sosyolojik ve politik düzlemde bir önem taşımadığını ileri süren teorilere rağmen, uluslararası düzlemde Covid-19 krizine karşı eyleme ve harekete geçen biricik toplumsal sektör oldu. Bu, onların kapitalizmin kalbinde olmalarıyla, yani koronavirüsün derinleştirdiği bütün çelişkileri en yakından olacak şekilde hissetmeleriyle yakından ilgili.

Koronavirüsü ciddiye almayan, ona dönük gevşek birtakım önlemler almaya çalışarak yaygınlaşmasına katkıda bulunan ve sonuçsuz kalan tedbir paketleri açıklayarak hâlâ kapitalistlerin kârlarını düşünen hükümetlere karşı, uluslararası işçi sınıfının, özellikle de sanayi işçilerinin eylemlilik ve grevleri yaygınlık kazandı.

İlk olarak Londra’da posta işçileri, Paris’te ise özel otobüs şoförleri greve çıktı. Kanada’da ise virüse karşı gerekli önlemler alınmadığı için Fiat-Chrysler işçileri iş bıraktı.

İtalya’da metal işçileri bir grev dalgası başlattılar; söz konusu dalga 6000 işçinin çalıştığı Fiat-Chrysler’ın Napoli’deki Pomigliano fabrikasında başladı. Yalnızca oldukça varlıklı zenginlerin satın almaya gücü yeten Alfa-Romeo serisini üretmek için üretim hattında durmaya zorlanan işçiler, bu despot tutuma karşı seferber oldular. Bunun üzerine Fiat-Chrysler yönetimi Pomigliano, Melfi, Atessa ve Cassino fabrikalarının tatil edilmesine karar verdi.

Metal işçilerinin bu başarısının ardından İtalya çapında grevler büyüdü. Bir İtalyan gazetesi olan Corriere della Sera’nın yazdığına göre “işçiler, koronavirüse rağmen fabrikaları açık tutmaya devam eden hükümete karşı greve çıkıyorlar.”

Lombardiya bölgesindeki Brescia’da, Taranto bölgesinin güneylerinde ve Grottaglie’de birçok fabrikada işçiler grev kararı aldılar ve seferber oldular. Bu grevler işçilerin kendi kararlarıyla başlatılıyor ve taban komiteleri aracılığıyla örgütleniyor.

Fincantieri’de gemi inşasında çalışan tersane işçileri, bir çalışma arkadaşlarında virüs çıkınca, gerekli sağlık önlemlerinin alınmamasını protesto etmek için greve çıktılar ve grev hızlıca Ligurian bölgesindeki bütün tersanelere yayıldı. Pogliano’da buzdolabı parçaları üreten, Cormano’da da araba parçaları üreten iki fabrika, greve çıkanlar listesindeydi.

Solaro’da çoğunluğu kadın olan 700 Electrolux işçisi mesaiye gitmeyi reddederek fiili olarak üretimi durdurdu. Cıva üretimi gerçekleştiren Lobo di Cornaredo ve Tecnomagnete fabrikaları da greve çıktı. 450 Corneliani tekstil işçisi, bir protesto yürüyüşü gerçekleştirerek gerekli önlemlerin alınmasını talep etti. Hitachi demiryolları işçileri 21 Mart’a dek grevde kalma kararı aldılar.

Tabandaki işçilerin bu hareketliliği sonucu İtalya’daki metal işçi sendikaları, hükümetin gerekli adımları atmaması halinde 22 Mart’a dek greve çıkacaklarını duyurdu. Fabrikaların tatil edilmesini ve işçilerin ücretlerinin ödenmesine devam edilmesini talep ettiler.

İtalya’daki grev dalgası kısa sürede İspanya’ya da yayıldı. Patronların Covid-19 virüsüne karşı, masraf olacağı için gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini almadığına tanıklık eden işçiler Airbus, Renault, IVECO ve Mercedes gibi birçok fabrikada üretimi durdurdu.

Vitoria-Gasteiz’daki Mercedes fabrikasında çalışan 5000 işçi, firmanın üretime ara vermeyi reddetmesini açıklamasından sonra, greve çıktı. Metal işçilerinin sağlık tedbirlerinin alınmasına dönük bu eylemi diğer otomobil ve uçak fabrikalarına da sıçradı.

11.000 işçisinin çalıştığı Getafe’deki Airbus fabrikası, 2400 işçinin çalıştığı Barajas’taki IVECO fabrikası, 13.000 işçinin çalıştığı dört Renault fabrikasının hepsinde şu an, işçiler greve çıkmış ve üretim durmuş durumda. Bütün bu fabrikalarda mavi yakalı işçilere, firmanın açgözlülüğüne karşı fabrikanın büro işçileri de katılmış durumda. İşçiler kendi eylem komitelerini kurdular ve düzenli olarak bu eylem komitelerinin aldığı sağlık önlemlerine dair kamuya bilgilendirici açıklamalarda bulunuyorlar. İşçi sınıfı bir kere daha, neden burjuvaziden daha iyi yönetebileceğini bütün dünyaya gösteriyor.

İspanya’daki grevlerin gün geçtikçe yayılması ve seferber olan emekçilerin sayısının yükselmesi bekleniyor.

Son salgına karşı seferber olan bir diğer sanayi işçileri bölüğü ise Kanada’daki Windsor Assembly’de bulunan Fiat Chrysler fabrikasının işçileriydi. Dodge Caravan ve Chrysler Pacifica üreten 6000 işçi, virüsün fabrika içine girmesinin sorumlusu olarak patronu göstererek, üretimi durdurdu. Fabrika yönetimi, işçilerden birisinde virüs çıkmasına rağmen üretime devam etme kararı alınca, işçiler sağlık tedbirlerinin alınmadığına işaret ederek, greve çıktılar.

Kanada’daki sınıf kardeşleriyle dayanışmaya gelen ise, Fiat Chrysler’ın ABD’nin Detroit kentindeki Warren Truck fabrikasının işçileriydi. Bu fabrikada çalışan 2613 otomobil işçisi haftanın başında şalterleri indirdi ve fabrika yönetiminin üretime ara vermesini talep etti. Kuzey Amerikalı metal işçileri arasında büyük bir huzursuzluğun olduğu, metal patronlarının gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini almadığı ve birçok sınai fabrikada işçilerin greve gitmeye hazırlandığı, basına yansıyan haberler arasında. 

Her gün ve her saat, uluslararası burjuva medya ajansları sansürlemeye çalışsalar da birçok ülkeden binlerce işçinin, patronların salgın krizine karşı gerekli önlemleri alamamalarına ve süreci yönetememelerine karşı greve çıktığı haberleri geliyor. Bu yeni uluslararası grev dalgasının öncülüğünü ise sanayi işçileri gerçekleştiriyor. Grevci sanayi işçilerinin kurdukları eylem komiteleri, bulundukları alanlarda kendi sağlık ve güvenlik önlemlerini kendileri almaya ve toplumu da bu yönde örgütlenmeye çağırmaya başladı bile. İşçi sınıfı bir kere daha bütün dünyaya, elinin altındaki bütün araçlara rağmen felç kalan burjuvaziden daha iyi yönetebileceğini gösteriyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.