Patronlar doymak bilmiyor! TİSK ne istiyor? İşsizlik rakamları ne anlatıyor?

Arife tarif gerekmez denir. Her şey ortada! COVID-19 virüsünün yol açtığı salgın sonucu yüz binlerce işyeri ya tamamen ya da geçici/kısmi olarak kapandı. Ekonominin çarkları iyice yavaşladı, hatta durma noktasına geldi. Salgın öncesi zaten raydan çıkmış ekonomi tamamen yerle bir oldu. Milyonlarca işçi salgın koşullarında güvencesiz çalışmak zorunda kalırken, milyonlarcası da tamamen işsiz kaldı. İşsiz sayısı birkaç ay içinde hızla ikiye üçe katlandı. 

İşsizlik çığ gibi…

İŞKUR verilerine göre sadece mart-nisan aylarında 532 bin kayıtlı işçi, işsizlik maaşı için başvuruda bulundu. Bu sayı şubat ayında 118 bindi. TÜİK’in yeni açıkladığı verilere göre şubat ayında resmi işsiz sayısı 4 milyon 228 bin olarak gerçekleşti. Yani şubat ayında resmi işsiz sayısı 4,2 milyonken sadece 118 bin işçi işsizlik maaşı için başvuruda bulunmuş!

Nisan ayında 312 bin işçinin işsizlik maaşı için başvurduğunu, mayıs ayı başında 592 bin işçiye işsizlik maaşı ödendiği düşünüldüğünde mevcut işsiz sayısının birkaç ay içinde ne kadar yükseldiği anlaşılabilir. İşsizlik maaşı alabilmek için gereken prim ve hizmet süresinin zorluğu düşünüldüğünde ise bu başvuru şartlarını sağlayamayan milyonlarca daha işsizin olduğu aşikâr.

Bunların dışında henüz işsiz kalmamakla birlikte milyonlarca işçi de kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin gibi uygulamalarla adeta askıya alınmış durumda. Göstermelik işten çıkarma düzenlemesiyle ücretsiz izin uygulaması yürürlüğe sokulmuştu. Günlük 39 liraya, üstelik ödemesi işsizlik fonundan yapılarak işçiye açlık, patrona destek sunulmuştu. Keza kısa çalışma ödeneği de mevcut haliyle işçiye destekten öte özünde patrona teşvik ve destek anlamına gelmekteydi. Görünen o ki patronlara bunlar da yetmemiş…

Deve havuduyla birlikte nasıl yutulur?

TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve TİSK başkanları “Memnuniyetle gördük ki devletimiz, kısa çalışma ödeneği ve diğer birçok düzenlemeyle, çalışanın ve işverenin yanında olduğunu gösterdi, bu zor zamanlarda nefes almamızı sağladı. Biz de tüm bu çalışmalar için teşekkürü bir borç biliyoruz” diyerek yazılı ortak bir açıklama yaptı.

Yukarıda kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulamasıyla ilgili söylediklerimizi Türkiye’nin patron sendikası TİSK’in, yanına iki işçi sendika konfederasyonunu da alarak, bu konulardaki memnuniyet açıklamasıyla birlikte, bir kez daha düşünelim. Çünkü patronlar hiç kimseye bedava teşekkür etmez!

Demişler ki açıklamalarında; “Bu nedenle işçi ve işveren temsilcileri olarak, önümüzdeki dönemde, bizlere can suyu olabilecek bazı düzenlemeleri kamuoyunun dikkatine sunmayı bir borç biliyoruz.”

Gerçekten de patronlara can suyu olacak beklentilerini sıralamışlar.

Öncelikle kısa çalışma ödeneğinin üç ayla sınırlanmamasını, yıl sonuna kadar devam etmesini istemişler. Üstelik bunun sigortalılık ve prim ödeme şartı aranmaksızın yapılmasını istemişler. Evet, inanması imkânsız gibi! Patronlar neredeyse tüm çalışanlar için kısa çalışma ödeneği istiyor! 

Acaba altından ne çıkacak?

Öncelikle patronlar işçilerini çalıştırmaya devam edecekler. İşçilerin maaşlarının büyük kısmı zaten kısa çalışma ödeneği olarak işsizlik fonundan ödenecek. İşçinin maaşıyla kısa çalışma ödeneği arasındaki farkı patron ödeyecek ama yeni teşvik mekanizmalarıyla bu özendirilecek!

Nasıl mı? 

Bu ücret farkı ödemelerine gelir vergisi muafiyeti sağlanacak. “Ayrıca, böyle zor bir dönemde istihdamını azaltmayıp koruyan ve toplu iş sözleşmesinin olduğu işletmeler normalleşme sürecinde ilave teşviklerle desteklenecek.” 

Sermayenin gönlü neler istiyor…

Bir de ortak açıklamayı “üzerimize düşeni de her daim yapmaya hazırız” diye bitirmişler. 

Üzerinize ne düşmüş ki?

Maaşımızın kaynağı işsizlik fonu! Ücret farkı için de yeni teşvik mekanizmalarıyla özendirme istiyorsunuz. Yetmiyor, kendi kişisel kârınız ve zenginliğiniz için yaptığınız işler için de ayrıca ilave teşvikler bekliyorsunuz. Buna deveyi havuduyla birlikte yutmak denir.

İşçi ve emekçi için çözüm belli…

İşten çıkarmalar gerçekten yasaklanmalı; hiçbir ücret kesintisi, kaybı olmadan maaşlar ödenmeye devam etmeli; mevcut çalışabilir işler işçi sağlığı ve güvenliği temel alınarak, çalışma saatleri düşürülerek ve vardiya düzeni oluşturularak paylaştırılmalı; gelirsiz tek bir hane dahi kalmayacak şekilde herkes için hayatını insanca devam ettirecek yaşam desteği sunulmalı.

Kaynak mı? Bugüne dek patronlara sunulan teşvikin, desteğin, muafiyetin yüzde biriyle tümüne kaynak sağlanır. Milyarlarca lira ödenmeye devam edilen köprülerin, tünellerin, havalimanlarının, hastanelerin kamulaştırılmasıyla kaynak sağlanır. Üstelik madem aynı gemideyiz, salgın koşullarında dahi milyarlarca lira kâr açıklamaya devam şirketler ve patronlar var. Hadi, pamuk eller cebe!

İllüstrasyon: https://www.counterpunch.org/

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.