İşsizliğin olduğu bir düzen temelinden bozuktur!

6

Nasrettin Hoca misali, işsiz kalanın halinden gerçekten işsiz kalmış olanlar anlıyor. Çünkü işsizlik hiçbir şeye benzemiyor! Nazım’ın Galip Usta’sı gibi ömrünü “işsiz kalırsam” diye düşünerek, korkarak geçiriyorsun. Sonra işsiz de kalıyorsun, aç da… Ve düşünüyorsun, “Kaç yaşında öleceğim? Ölürken üzerimde yorgan olacak mı?”  

Emekçileri işsizliğe düşüren eşeğin kapitalizm olduğunu biliyoruz. Biliyoruz bilmesine de o eşeğin bin bir yüzü olması kafaları karıştırmıyor da değil. Yol engebeliydi, hava karanlıktı, yük fazlaydı, çalı hışırdadı derken eşekten düşmenin -işsiz bırakılmanın- bahaneleri bitmiyor. Hani şu, “Patlıcan, biber niye pahalı?” sorusuna “Bir mermi kaç lira, biliyor musun?” cevabında olduğu gibi! Bu burnundan kıl aldırmayan açıklık, işçinin emekçinin ihtiyaç ve önceliklerine galebe çalan katıksız bir sermaye yandaşlığını ne de güzel izah ediyor.

Gelin, bu arkası yarını hiç bitmeyen hikâyeye biraz daha yakından bakalım. Çalışma hayatı boyunca hiç işsiz kalmamış kimse var mıdır? Varsa bile istisna olduğunu söylemek gerekir. Özellikle esnek ve güvencesiz çalışmanın genelleştirildiği son 30-40 yıllık neoliberal dönemde işsizliği tatmayan yok gibidir.

Kuşkusuz şu son dört aylık pandemi döneminde dünyada on milyonlarca insan daha işsiz kaldı. İşsizlik ve gelir kaybı dünyanın bir numaralı meselesi haline geldi, etkisini hissetmeyen kalmadı. Lakin yine de işsizliğin pandemiyle ilgili, yani dönemsel, gelip geçici bir sorun olduğunu sanmak büyük hata olur. Ne de olsa insan beşer, sık sık unutuyor. Oysa işsiz kalan kolay unutmaz. O yüzden emekçiler olarak hayatımız boyunca işsizlikle ve/veya korkusuyla yaşıyoruz.

Tekrar etmekten çekinmeyelim. İşsizlik kapitalizmin özüdür. İşsizlik olmadan kapitalizm olmaz. Kapitalizmi kapitalizm yapan işsizliktir. İşsizlik kapitalizmdir. İşsiz kalıyoruz çünkü patronlar her zaman daha ucuz, daha esnek, daha güvencesiz ve örgütsüz emek gücü istiyorlar. Unutmayalım, “iş beğenmiyorlar” lafı köle emeği arayanların uydurmasıdır! Temel mesele işsizlik diye bir durumun olmasındadır. İnsanların işsiz kalabildiği, işsiz kaldıklarında aç ve açıkta yaşamaya mahkûm oldukları bir düzen insanlığın düşmanıdır, gayri insanidir. İşsizliğin olduğu bir düzen temelinden bozuktur.

Kapitalizm işsizliktir

Yine de “işsizliğin kapitalizmle ne alakası var, biz fakir ülkeyiz, o yüzden işsizlik var, bak Almanya’ya, ABD’ye” diyen ya da mesleğin, eğitimin varsa işsiz kalınmayacağına inanan ya da işsizliğin pandemi nedeniyle olduğunu sanan varsa, ki var, meseleyi biraz daha açmak iyi olur.

Örneğin, pandemi öncesinde, 2019 yılında, dünyanın en zengin ülkelerinin bazılarının işsizlik oranları şöyle: Fransa %8,4, Almanya %4,9, Birleşik Krallık %3,8, ABD %3,6. Kabul, Türkiye’ye göre daha düşük oranlar ama “taşı toprağı altın” olan ABD ve Almanya’da dahi “normal” zamanlarda milyonlarca işsizin olduğunu görüyoruz. Üstelik bu “düşük” rakamlar birçok gerçek durumu gizliyor, devam ediyoruz.

En zengin ülkelerin işsizlik rakamlarını tek tek yazmak konuyu uzatır. En önde gelen 48 ülkeyi ele alalım. Bunlar dünya üretiminin %84’ünü gerçekleştiriyorlar. Bu akıl almaz ekonomik büyüklüğe ve güce rağmen bu ülkelerin 2018 sonu itibarıyla son 40 yıllık işsizlik oranı ortalaması %5,2.

Hiç yoktan iyidir diyenlere bunların resmi rakamlar olduğunu hatırlatalım. Bunlar kayıtlı çalışanların durumunu yansıtıyor ve yapılan işin niteliğiyle, hangi şartlarda yapıldığıyla ilgilenmiyor. Günde bir saat çalışan da, esnek, yarı zamanlı, güvencesiz ve düşük ücretli çalışan da bu torbanın içinde çalışan olarak yer alıyor. Çalışıyor mu, çalışıyor!

Peki, aslında ne oluyor? Örneğin Almanya’da çalışanların üçte birini oluşturan yaklaşık 15 milyon kişi yarı ve daha az zamanlı çalışıyor. Benzer şekilde ABD, Fransa, İngiltere ve benzeri birçok ülkede de milyonlarca insan iş olmayan işlerde çalışıyor ve istihdamda görünüyor. Örneğin ABD’de yaklaşık 30 milyon insan yarı zamanlı işlerde istihdam ediliyor (%20).

Ya ücretler ne oluyor bu durumda? Tabii ki bu durumda süre kısaldıkça ücretler düşüyor ve iş güvencesi de ortadan kalkıyor. Kısacası ücretleri düşürmeden, çalışma saatini azaltarak tüm işleri çalışabilir nüfus arasında paylaştırmak söz konusu değil. Örneğin işsizlik oranı %4,9 olarak açıklanan Almanya’da istihdamdaki işçilerin %8’i, yani yaklaşık 3,5 milyon kişi, iki ve daha fazla işte çalışıyor. İnsanların değil işlerin paylaştırılması gerekmiyor mu? Bu nasıl zenginlik, işsizlik böyle?

Bütün bunların anlamı dünyanın en zengin ülkelerinde yaşayan insanların dahi işsizlikten, düşük ücretlerden, güvencesiz ve esnek çalışmaktan azade olamadıkları! “Ama emeklilikleri çok iyi, emekli olunca dünyayı geziyorlar” diye düşünüyorsanız: Örneğin Almanya’da 65-69 yaş grubundaki her altı kişiden biri çalışmaya devam ediyor. Üstelik bu oranlar, sayılar azalmıyor, giderek de artıyor. Bütün dünyada emeklilik yaşının sürekli artırılması da bu gerçeği gösteriyor.

Evet, Türkiye’ye geldiğimizde bu tablo çok daha vahim bir hal alıyor. Ama sadece zengin bir ülke olmadığımızdan, yeterince işimiz, imkânımız olmadığından değil. Bunlar da var, ama esas olarak Türkiye’de kapitalist bir ülke olduğu için işsizliği, düşük ücretleri, esnek ve güvencesiz çalışmayı yaşamak zorunda kalıyoruz. Dünyanın en büyük ekonomilerinin emekçilerinin durumlarını gördük. Tablo bu iken Türkiye en büyük 10 ekonomi arasına girse ne olur? Sayın kapitalist iktidarımızın 2023 hedeflerinden biri bu ya!

Pandemi biter, işsizlik bitmez…

İşsizlik kapitalizmin mütemmim cüzüdür; kapitalizmi büyüttükçe işsizliği, esnekliği, güvencesizliği, düşük ücretleri büyütürsünüz. Allayıp pullamak sonucu değiştirmez. İşsizliğin olmadığı bir düzen kurabiliyor musunuz? 2023 hedefi olarak işsizliğe son verme sözü verebiliyor musunuz? Tüm işler çalışabilenler arasında paylaştırılacak, herkesin insanca yaşayacağı bir geliri, işi, güvencesi olacak diyebiliyor musunuz? Kaynağı mermiye, maceraya, yandaşa, hortumcuya, hısım akrabaya değil sağlığa, eğitime, işçiye, emekçiye, topluma harcayacağız diyebiliyor musunuz? Bunu diyebiliyorsanız kapitalizmden kopacaksınız.

Peki, işsizlik fonundan işçiye günlük 39 lira verip, “pandemi döneminde bütün dünya yerlere serildi, biz dimdik ayaktayız” diyenlerin böyle bir niyeti, cibilliyeti var mı? Karar okuyucunun… Bildiğimiz, pandemi biter, işsizlik bitmez… İşsizliğin olduğu bir düzen temelinden bozuktur, gayri insanidir… Hiçbir dua, ibadet, iksir, hamaset bu gerçeği değiştiremez, aklayamaz, sonsuza dek gizleyemez.

Yorumlar kapalıdır.