Kıdemin gaspı: “Eller yukarı, bu bir soygundur!”

Kıdem tazminatı, Saray rejiminin uzun süredir gözünü diktiği en önemli işçi haklarından birisi. Kasalar her boşaldığında “kıdem tazminatına Avusturya modeli gelecek”, “Güney Kore modeli denenecek” şeklinde yeni haberler çıkıyor. Özetle kıdem tazminatı uzun süredir iktidarın ağzını sulandırıyor ve niyetini kamufle etmek için bu soygun planını değişik isimlerle maskeliyor.

Bu maskenin yeni adı Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi. Detayları henüz belli olmasa da parça parça basın demeçlerinden anlıyoruz ki, kıdem tazminatının kaldırılması ve fona devredilmesi planlanıyor. Bu şekilde “istifa eden işçiler dahil herkes bu haktan faydalanacak, hem de emeklilik maaşları artacak,” deniyor.

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin zorunlu ve isteğe bağlı olarak iki modelde hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu plana göre işçi ve kamu emekçilerinden her ay en az yüzde 3 kesinti yapılacak ve bu tutar Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne (TES) yatırılacak. Ancak Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) farklı olarak, belirli bir sürenin geçmesinin ardından cayma hakkı da olmayacak. Yani görünen o ki, işçi istese bile 10 yıl sistemde kalmadan ve 56 ya da 60 yaş koşullarını yerine getirmeden sistemden çıkamayacak.

Gelin biraz matematik yapalım. Ortalama 2500 TL maaş alan bir işçi düşünelim; bu durumda TES’e zorla geçirilen bu işçiden en az yüzde 3 kesinti yapıldığında her ay 75 TL kesinti yapılacak ve maaşı 2425 TL’ye düşecektir. Bu kesinti sayesinde emekli maaşı ayda 60 TL artacak deniyor. Yani 20 yıl boyunca işçinin maaşından 18 bin TL kesilmiş oluyor. Peki, işçi 65 yaşında emekli olabildiğinde maaşından kesilen toplam 18 bin TL’yi geri alabilmek için kaç yaşına kadar yaşaması gerekiyor? 90! Yani işçinin, sadece kendi maaşından çalınanı alabilmek için emeklilikten sonra 25 yıl daha yaşaması gerekiyor.

AKP iktidarı, 2008 yılında yapılan yasa değişiklikleri ile hem emekli olma koşullarının ağırlaştırmış, hem de emekli aylıklarının düşürmüştü. Şimdi de düşen emekli maaşlarını arttırmak yalanıyla açığı emekçilerin cebinden çaldığı paralarla tamamlamaya çalışıyor.

Ancak bundan daha da önemlisi, fon sistemine geçildiği takdirde kıdem tazminatının iş güvencesi boyutunun ortadan kalkacak olması. Bir patron bir işçiyi çıkarmak istediğinde ilk sorusu şu olur: Kaç yıldır çalışıyor? Çünkü bir işçinin aynı işte çalışabilmesinin en büyük güvencesi kıdem tazminatıdır. Türkiye’de işçilerin yüzde 60’ı iş güvencesinden yararlanamıyor. Patronlar bu işçileri istedikleri zaman, bir gerekçe göstermeye gerek olmaksızın işten çıkarabiliyor ve işçiler işe iade davası dahi açamıyor. Kıdem tazminatı, patronları işten çıkarma kararı almadan önce iki kez düşünmek zorunda bırakan bir tampon görevi görüyor. Ancak TES ile kıdem tazminatı, emeklilikte taksit taksit alınabilecek bir ikramiyeye dönüştürülecek ve işten çıkarmalar kolaylaşacaktır. Kıdem tazminatsız bir çalışma rejimi süreksiz ve dönemsel işlerin kural haline gelmesi demektir.

Sistemin 1 Ocak 2022’de hayata geçmesi öngörülüyor. İktidar bugünden işçilere “eller yukarı, bu bir soygundur” diyor. İşçiler, onların emek örgütleri, sendikalar ellerini yukarı kaldırıp bu plana teslim mi olacaklar yoksa yumruklarını masaya vurup bu gidişata dur mu diyecekler? Belirleyici olan budur.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.