ILO 193, esnaf kurye ve platform işçilerine ne vaat ediyor?

Date:

Share post:

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 12 Haziran’da Cenevre Konferansı’nda “Platform Ekonomisinde İnsana Yakışır İş Sözleşmesi (193 No’lu Sözleşme)” kabul edildi.

Sözleşme, dijital platformlarda (dijital uygulamalar üzerinden hizmet alınan temizlikçiler, ustalar, çevirmenler, taksi alternatifi platformlar, paket ve yemek teslimatı yapan kuryeler…) çalışan emekçilerin bir iş sözleşmesine bağlı çalışıp çalışmadığına bakmaksızın sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı gibi kimi haklardan faydalanmasını öngörüyor. Bunun dışında asgari ücret altında ücret alınmaması, gerekli ekipmanların, yakıtın ve kaza giderlerinin platform tarafından karşılanması vb. hakları da işaret ediyor.

Türk-İş Başkanı Ergun Atalay; 406 kabul, 8 ret ve 36 çekimser oy ile kabul edilen bu oylamada Türkiye’den toplantıya katılan hükümet, patron ve sendika temsilcilerin tamamının öneriye olumlu oy kullandığını ifade etti.

Peki ama bayram değil seyran değil, burjuvazi kuralsız bir çalışma düzenine karşı ücretli kölelik düzenini yaşatmak için kurduğu ILO üzerinden niçin harekete geçti?

Platform ekonomileri bir yandan dünya genelinde milyonlarca emekçinin kuralsızca sömürülmesinin önünü açarken, öte yandan bu adaletsizliğe cevap olarak küresel ölçekte sayısız mücadele açığa çıktı. Türkiye’deki kitlesel esnaf kurye eylemleri de dünyadaki bu büyük seferberliğin bir parçası idi. Latin Amerika ülkelerindeki platform işçilerinin sayısız seferberlikleri ve kısmi kazanımlarının yanı sıra, İtalya’daki platform kuryelerinin alt işveren değil, hukuken işçi statüsünde kabul edilmesi, benzer şekilde Fransa’da da büyük bir seferberliğin ardından kuryelerin hukuken işçi statüsünde kavuşması, ABD’de dünyanın en büyük platformlarına karşı verilen mücadeleler, Kanadalı kuryelerin 2020’de kazandıkları toplu sözleşme hakkı ve Güney Kore, Hindistan ve Avusturalya gibi ülkelerde bu ve benzer kapsamdaki işçilerin sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı kazanması gibi pek pek çok mücadele ve kazanım söz konusu oldu.

Dünya genelinde savaşlar, kıyımlar, baskıcı rejimler ve daha pek çok trajik olaydan bahsedilirken emek-sermaye çelişkisinin geri planda kaldığına dair yanıltıcı bir fikre inanmamız için büyük bir çaba sarf ediliyor. Oysa ki burjuvazi her şeyden çok emekçilerin hakları için kitlesel şekilde mücadele edip bilinçlenmesinden korkuyor. Türkiye üzerinden bakacak olursak, esnaf kurye modelinde olduğu gibi bir şahıs şirketi kurarak platformlarda çalışan, hukuken işveren statüsünde olan emekçilerin dünyanın dört bir yanında mücadeleye girişerek önemli kazanımlar elde etmeleri burjuvaziyi titretti ve kendinden yana bir düzenleme arayışına soktu.

ILO sözleşmesinin sayısız dert sahibi platform çalışanlarının dertlerine tek başına derman olacağını söylemek bir hayli güç. ILO’nun yapısı gereği sözleşmenin bir dilek ve temenni çerçevesinde kaldığını ve kazanımların garanti altına alınmasının yine sınıf mücadelesinin sorunu olduğunu elbette ki biliyoruz.

Peki o zaman ne yapmalı?

Sözleşmeye olumlu oy kullanan konfederasyonlar başta olmak üzere, ayrım yapmaksızın tüm konfederasyonların ve bağımsız sendikaların sözleşmenin hayata geçirilmesi için bir eylem programı yayınlaması oldukça elzem. Halihazırda başta sayısının bir milyonu aştığı tahmin edilen esnaf kuryeler olmak üzere platform emekçilerinin seferber olabileceği bir zeminin oluşması gerekiyor. Platform çalışanlarının sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı gibi temel işçi haklarından faydalanabilmeleri için sendikaların Türkiye’nin ILO 193’ü gecikmeksizin onaylaması, ILO 193’ün ulusal mevzuata aktarılması (ulusal mevzuata aktarılmaması halinde sözleşmeyi imzalamanın bir anlamı olmayacaktır) ve düzenlemenin -platform ekonomisi olsun olmasın- benzer koşullarda çalışan tüm esnaf kuryeleri kapsaması için harekete geçmesi gerekmektedir.

Bu doğrultuda, Türkiye’de taşımacılık sektöründe örgütlenen TÜMTİS, ILO 193 hakkında hazırladığı görüşte, sözleşmenin onaylanıp yasal mevzuata aktarılmasının ötesinde “Hükümetin atacağı adımlar yalnızca platform işçileriyle sınırlı kalmamalı; fiilen bağımlı çalışma ilişkisi içerisinde bulunan esnaf kuryeleri de kapsayacak şekilde genişletilmelidir” uyarısında bulunuyor. Zira Türkiye’deki esnaf kuryelerin ciddi bir kısmı dijital platformlar haricinde kargo şirketlerinde çalışmakta.

Son Yazılarımız

spot_img