Yeni bir eğitim öğretim dönemine daha sayılı günler kaldı. Bu yıl da geçmiş yıllarda olduğu gibi öğrencileri, velileri ve eğitim emekçilerini kangren haline gelmiş pek çok sorun bekliyor.
Okullardaki hijyen, temizlik sorunlarından güvenlik sorunlarına, yardımcı personel eksikliklerinden ücretli öğretmen istihdamına, eğitim emekçilerinin üst üste yığılan özlük sorunlarından ekonomik sorunlarına pek çok sıkıntı bu eğitim öğretim yılının başında da yine karşımıza dağ gibi dikilmekte. Şüphesiz ki bu sorunların temelinde, ülkeyi uzun yıllardır esaret altında tutan Tek Adam rejimi var.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, göreve geldiği andan itibaren eğitimin gericileştirilmesi ve piyasalaştırılması için birçok adım attı. Bu eğitim öğretim yılı başlamadan da kamuoyuna yansıyan birtakım genelgelerle görevini layıkıyla (!) yapmaya devam ediyor. Yeni çıkartılan genelgeye göre öğretmenlerin tek tip önlük giymesi zorunlu hale getirilecek.
Alınan bu karara gerekçe olarak “öğretmenin mesleki itibarını artırmak” ifadesi kullanılmakta bakanlık yetkililerince. Maalesef bakanlık yetkilileri öğretmenin mesleki itibarındaki aşınmayı kılık kıyafette görecek kadar eğitimden uzaklar. Nitekim bu gerekçe de oldukça içi boş bir gerekçe. Esas amaç, kurulmuş olan baskı rejiminin, tek tip kıyafet uygulamaları ile eğitim ortamlarına psikolojik olarak sirayet etmesini sağlamaktır. Bu tarz rejimler sadece kaba baskı araçları ile yetinmezler hiçbir zaman; mutlaka toplumun en küçük hücrelerine kadar işleyecek önlemleri de beraberinde uygularlar.
Yine bu genelge ile okulların güvenliğini sağlamak için “bahçe görevlisi” adı altında geçici bir istihdam sürecine gidileceği de söyleniyor. Eğitim öğretim ortamlarına pedagojik formasyonu olmayan bireylerin güvenlik görevlisi olarak sokulması, okullarda güvenlik sorunlarını çözmeyeceği gibi artıracağı da oldukça aşikârdır. Ayrıca bu görevlilerin istihdam biçimleri de oldukça sıkıntılı. İŞKUR üzerinden geçici sözleşmelerle kısa süreli olarak çalıştırılacak bu kişilerin iş güvenceleri bulunmamakta. Oldukça düşük ücretlerle çalıştırılacak bu kişilerin en küçük bir hatada iş akitleri de sonlandırılabilecek. Devlet, sorunları çözmek adına daha büyük sorunlar doğuracak adımlar atmaktan vazgeçmiyor.
Yayımlanan genelgelerde bu ve benzeri pek çok düzenleme bulunmakta. Her sene başında yapılan bu düzenlemeler hiçbir sorunu çözmediği gibi yeni birtakım sorunları beraberinde getiriyor. Nitekim Tek Adam rejiminin ve bu rejimin bakanlarının, bürokratlarının da sorun çözmek gibi bir amacı yok.
Ekonomik krizin çıkışını eğitim alanını sermayeye peşkeş çekmekte gören Tek Adam rejimi diğer yandan da tabanda oluşan öfkeyi bastırmak için ırkçı ve gerici eğitim politikalarını yaygınlaştırıyor. Tıpkı kendisinden önceki diğer burjuva iktidar partileri gibi AKP iktidarı da eğitim kurumlarının sorgulayan, düşünen, hesap soran öğrenciler yetiştirmesini istemiyor. Uygulanan farklı istihdam biçimleri ile eğitim emekçilerini de baskı altına alan iktidar, eğitim emekçilerinin kendisine bağlı sarı sendikaların güdümünden çıkmamasını, her ne olursa olsun kendisine biat eden “memurlar” yaratmayı hedefleyen uygulamalar geliştirmeye de devam ediyor.
