Kazanımların kalıcılığı için birleşmek gerekiyor

150

Pandemi ile beraber ekonomik kriz ve işsizlik olabildiğince derinlik kazanırken, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi halkı vurmaya devam ediyor. Krizin faturasını işçi-emekçilere kesmeye çalışan sermaye ve iktidar her gün yeni zamlarla ekonomik sıkıntıları katmerleştirmekte.

Buna karşı ise işçiler başta olmak üzere, toplumun çeşitli kesimlerden direnişler görmekteyiz. Pandemi ve ekonomik kriz ile birlikte ağır çalışma koşulları ve düşük ücret dayatması ivme kazandı. Bununla beraber işçi sınıfı içindeki direniş ve grevlerin de arttığını görüyoruz. İşçilerin mücadelesinde sendikal hak, ücret artışı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi olmak üzere çeşitli mücadele konuları var.

Halihazırda devam eden direnişler ve grevler var. Tekgıda-İş’te örgütlenen makarna firması Indomie Adkotürk işçileri sendikal yetkinin tanınması ve toplu iş sözleşmesi için uzun bir süredir grevdeler. Yine Tekgıda-İş’te örgütlenen Fransız peynir firması Bel Karper işçilerinin grevi devam ederken patron masaya oturmayı kabul etti.

Gebze’de faaliyet yürüten Mitsuba otomotiv fabrikasında işçiler Birleşik Metal-İş’e üye oldular; patronun sendikalı dokuz işçiyi işten atması üzerine de işçiler fabrikayı işgal ederek direnişe geçtiler ve neticede patron sendikayı tanımak zorunda kaldı. 1280 gündür devam eden Cargill direnişinde ise sendikal yetki tanınmış ve direniş kazanımla sonuçlanmıştı.

İzmir’de Ptt-Sen üyesi üç işçi sendikal nedenle işten çıkarıldı, 17 günlük direnişten sonra işçiler işe geri alındılar. Nakliyat-İş öncülüğünde Uzel Makine işçileri, Neo Trend işçileri, Kastamonu Revsaş Tüvtürk işçileri, Şanlıurfa Polçak işçileri, Milas Kömürcüoğlu direnişleri başta olmak üzere birçok direniş devam ediyor.

Ülkenin birçok yerinde tekil direniş ve grevlerin olduğunu, işçilerin mücadeleden geri durmadıklarını görüyoruz. Bu grev ve direnişlerin sınıfın geneline yayılması ve sınıfın eğilimi haline gelmesi için mücadelelerin birleştirilerek yayılması, tekil kazanımların topyekûn işçi sınıfının kazanımlarına dönüşmesi ve büyümesi için ise kitlesel birleşik bir işçi cephesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. İşçi grev ve direnişlerinin lokal düzeyde etkili kalması onun toplumsal alandan yalıtık kalmasına neden olmakta. Bugünün ihtiyacı, bu lokal etkiyi toplumsal düzeye çekerek etki alanını genişletmektir. Ekonomik kriz cenderesinde işçi sınıfının kazanımlarını korumak ve genişletmek için temel talepler ekseninde geliştirilecek bir işçi cephesi bu saldırılara karşı verilecek en iyi cevap olacaktır. Bu başarıldığı ölçüde sınıfın grev ve direnişleri lokal etkiden sıyrılacak, toplumsal desteği de arkasına alarak büyüyecektir.

Yorumlar kapalıdır.