İşçiler insanca yaşam ve sendikal hakları için mücadelede
Güncel asgari ücret, açıklandığı tarihte dahi resmi verilerde sunulan enflasyonun altında kalmıştı. Bunun üzerine, emekçiler tarafından geçtiğimiz aylarda yapılması talep edilen ara zam da gerçekleştirilmedi. Şimşek Programı olarak adlandırılan Orta Vadeli Ekonomi Programı, krizin faturasını emekçilere kesiyor. “Aman efendim, asgari ücrete zam yapılırsa enflasyon fırlar!” safsatasıyla patronların önü açılır ve milli gelirden işçinin tabağına düşen pay gitgide kısılırken, mücadele etmek işçiler için bir zorunluluk haline gelmiş durumda.
Tabii patronlar için işçilerin sendikalar aracılığıyla birliklerini sağlayarak işyerlerinde mücadeleye başlaması, bunca zamandır yaptıkları gibi işçileri pervasızca sömüremeyecekleri anlamına geldiğinden pek çok sermayedar bu sendikal “tehdide” karşı saldırılarını esirgemiyor.
Birleşik Metal-İş’te örgütlenen SAG Hidrolik işçisinin ağustos ayında sendikal faaliyet sebebiyle işten çıkarılması, bu saldırıların güncel bir örneği olarak önümüzde duruyor. Sakarya/Hendek’te bulunan bu fabrikada çoğunluğu sağlayan ve yetki prosedürünü tamamlayan sendikanın aktardığına göre Koç Holding’in en önemli şirketlerinden, MESS üyesi Türk Traktör’ün tedarikçisi olan firmanın üst yönetimi, mücadeleci işçilere mobbing ve baskı uygulayarak onları sendikadan istifa ettirmeye çalışsa da bu saldırı işçilerce boşa çıkarıldı. İşçiler, bir öncü işçinin işten çıkarılmasının ardından fabrika önünde başlattıkları direnişlerini atılan arkadaşlarının işe geri alınması, sendikal haklarının tanınması ve toplu iş sözleşmesi için masaya oturulması talepleriyle devam ettiriyor.
Kocaeli/Dilovası’ndaki Omsa Metal’de ise işveren Birleşik Metal-İş Sendikası’na verilen yetkiye itiraz ederek işçilerin insanca yaşam mücadelesine ket vurmaya çalıştı. Buna karşılık işçiler sendikal haklarına yönelik bu engellemeye dair protestolar gerçekleştirirken patron, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin ardından 57 işçiyi işten atarak saldırının boyutunu artırdı. Omsa işçilerinin direnişi ikinci ayını doldurmak üzere.
İki işyerinde de patronların sendikal hakları hedef alarak ve benzer yöntemler kullanarak giriştiği saldırılar, farklı yerlerde yürütülen mücadelelerin birbirleriyle alakasız olmadığını; tam aksine işçilerin aynı talepler etrafında mücadele ederken oldukça benzer, hatta kimi zaman aynı yıldırma taktikleriyle karşı karşıya kaldıklarını bizlere göstermekte.
Sermaye sınıfı bizleri içine hapsetmek istediği bu sömürü düzeninin devamını ortak ve organize saldırılarla sürdürmeye çalışırken, işçi sınıfının buna cevabı birleşik bir mücadeleyi örmek olmalıdır.
Yorumlar kapalıdır.