2026’da gençliğe ayrılmayan bütçeler
2025, işçi-öğrenci gençliğin önemli mücadele deneyimlerinin içinden geçtiği bir yıl oldu. Yeri geldi 19 Mart gibi demokratik bir seferberliğin önemli bir aktörü oldu; yeri geldi yemekhane ve yurt hakları için harekete geçti. Bütün bu mücadeleler parçalılığını aşamasa da geriye önemli dersler bıraktı.
Bu dağınıklığın karşısında ise sermaye ve rejim kanadı saldırılarını sistematik ve planlı bir şekilde devam ettiriyor. Malum sene sonunda bütçe görüşmeleri nihayete erdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçesi 300 milyar 302 milyon TL ile 2025’teki yüzde 1,45 oranından, hiçbir ihtiyacı karşılamayacak olan cüzi bir artışla, yüzde 1,46 oranına denk geldi. Orta vadede bu oranın düşürülmesinin hedeflendiğini unutmayalım. Bu bütçenin yüzde 78,6’sı ile en yüksek payını Yükseköğretim Programının almasına rağmen bu da öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaktan hayli uzak. Gençlik Örgütleri Forumu’nun 2026 bütçesi bilgi notuna göre “İstanbul’da 100 öğrenciye yalnızca 6,5 yatak, Ankara’da 14,9, İzmir’de 23,6 yatak düşüyor.” Bu yataklardan birine “düşen” bir öğrenciyi ise niteliksiz yemekhaneler, hijyen, çamaşırhane ve ısınma sorunları bekliyor.
KYK burs ve kredileri ise gençliğe ayrılmayan bütçenin diğer bir yüzünü oluşturuyor. 2025 yılında 3 bin TL olan KYK burs miktarının bu sene 4 bin TL’ye çıkarılması öngörülüyor. Daha önce bu satırlarda dile getirdiğimiz üzere 2020 yılında asgari ücretin yaklaşık dörtte birine denk gelen burs miktarı, bu sene en iyi ihtimalle yedide birine denk gelecek gibi duruyor. Bu miktarın öğrencileri sefalet koşullarına mahkûm ettiği yetmezmiş gibi, Bakanlık öğrencilerin sadece yüzde 16,68’ine burs vermeyi öngörüyor. Kredi alan öğrenci sayısındaki beklenen düşüş ise gençlerin işsiz kalma tehlikesinin farkında olduklarını gösteriyor.
Diğer yandan kadın öğrenciler bu kötü şartlarda bile erkek öğrencilerle “eşitlenemiyor”. Kadın öğrenciler, giriş-çıkış saatlerinin kontrol edilmesiyle yurtlarda bir tahakküm ve denetim altında yaşıyorlar. Yurda geç girdikleri takdirde ailelerine mesaj atılarak bu şiddet cenderesi daha da daraltılıyor. Gençlerin önemli bir kısmının ailelerinden destek almadan yaşamayacaklarını göz önünde bulundurursak, kadın öğrencilerin bu baskıdan kurtulma konusunda seçeneksiz kaldıklarını görüyoruz.
Tüm bunlar bize gösteriyor ki bizim hayatlarımızı bu kadar doğrudan ilgilendiren, bütçelerin konuşulduğu bu masalarda bizler yokuz. Bizlere “kaynak yok” yalanını tekrarlayanlar MESEM’li öğrencilerin ücretlerinin ve sigortalarının bile patronların cebinden çıkmasını istemiyor, çocuk işçi emeğini sermayenin önüne altın tepsilerde sunuyor. Tüm bu saldırılara karşı bizim de en geniş eylem birliği çerçevesinde bir araya gelmemiz, bütçe görüşmelerine kendi özörgütlerimiz üzerinden katılmak için Öğrenci Temsilciliği Kurulları’nı (ÖTK) inşa etmemiz ve güçlendirmemiz, yurtlarda komiteler kurmamız, yani bize ayrılacak kaynakları ancak kendi mücadelemizle elde edebileceğimizi görmemiz gerekiyor. En acil talep olarak da KYK burslarına her üç ayda bir gerçek enflasyon oranında zam istemeli ve bütün kredilerin bursa çevrilmesini ön plana çıkarmalıyız.
Yorumlar kapalıdır.