Antakya 6 Şubat’ı andı: Yas, öfke ve dayanışma aynı meydandaydı
6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde Antakya’da birden fazla noktada anma programları düzenlendi. Uğur Mumcu Bulvarı’nda bulunan Deprem Anıtı önünde bir araya gelen yurttaşlar, hayatını kaybeden binlerce kişi için mumlar yakarak kayıplarını andı. Aynı saatlerde Cumhuriyet Meydanı’nda da depremde yaşamını yitirenler için yapılan anmada, yurttaşlar sessiz bir yürüyüş ve saygı duruşuyla acılarını paylaştı.
Anmaya depremde yakınlarını kaybeden aileler, yurttaşlar ve sivil toplum temsilcileri katıldı. Saatler 04.17’yi gösterdiğinde kalabalık derin bir sessizliğe büründü. Anma sırasında buhur yakıldı; depremde yitirilenlerin anısına reyhanlar ve karanfiller anıtın önüne bırakıldı. Bu sessizlik ve ritüel, yalnızca bir yas değil; aynı zamanda unutulmayan acının, dinmeyen öfkenin ve yarım bırakılmış adaletin ifadesiydi.
Deprem Anıtı önünde yapılan konuşmalarda yalnızca yas değil, açık bir sorumluluk çağrısı da vardı. Konuşmacılar, depremin bir doğa olayı olmasına rağmen yaşanan büyük yıkımın ve on binlerce can kaybının ihmaller zinciriyle derinleştiğine dikkat çekti. Antakya’nın depremin ardından günlerce arama kurtarma, sağlık ve temel ihtiyaç hizmetlerinden yoksun bırakıldığı hatırlatılarak, bu sürecin siyasi ve idari sorumlularının hâlâ hesap vermemiş olması eleştirildi. Yaşananların “kader” ya da “kaçınılmazlık” olarak sunulmasına karşı çıkılırken, kamu otoritelerinin sorumluluklarını yerine getirmediği vurgulandı. Bununla birlikte konuşmalarda, depremin ardından Antakya’da yaraların devlet eliyle değil; halkın kendi kurduğu dayanışma ağlarıyla, komşuluk ilişkileriyle ve gönüllülerin emeğiyle sarıldığına dikkat çekildi. Dayanışmanın bu topraklarda yalnızca bir refleks değil, hayatta kalma biçimi olduğu ifade edilirken, adalet talebinin de bu ortak hafızadan ve birlikte direnme iradesinden güç aldığı vurgulandı. Anma alanında sık sık “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok!” sözleri yükseldi.
Anma, yakılan mumların ve tüten buhurun kokusu eşliğinde son bulurken, Antakya’da yasın hâlâ taze olduğu ve bu acının yalnızca bir tarih değil, dayanışmayla ayakta tutulan bir hafıza ve ömür boyu taşınacak bir yara olduğu bir kez daha hissedildi.
Yorumlar kapalıdır.