ABD ve İsrail bu sabah İran’a karşı “Epik Öfke Operasyonu” adını verdikleri ortak ve kitlesel bir saldırı başlattı. Aşırı sağcı Donald Trump ve soykırımcı Netanyahu’nun emriyle gerçekleştirilen bombardımanlar, başkent Tahran ve İsfahan, Tebriz, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi şehirleri hedef alarak askeri ve nükleer tesisleri vurdu. Ancak İran hükümeti, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir kız ilkokulunda sivil kurbanlar olduğunu bildirdi. İlk raporlara göre, 24 ila 51 öğrenci hayatını kaybetmiş olabilir.
Aşırı sağcı Trump, İran ABD’ye 11.900 km uzaklıktayken saldırıyı “Amerikan halkının güvenliği için” olduğu yalanıyla gerekçelendiriyor. Bu nedenle hedeflerinin İran’ın füze sanayisini, donanmasını ve nükleer tesislerini yok etmek olduğunu söylüyor. Oysa geçen yılın haziran ayında İran’ın nükleer programını bitirdiklerini iddia etmişti. İranlılara “çok sayıda bomba düşeceği” için evlerinden çıkmamalarını söyleyerek de küstahça bir açıklama yaptı.
Trump, İsrail’in Filistin ve Ortadoğu’daki katliamlarını sürdürmesi ve ABD’nin petrol ve siyasi çıkarlarını savunmak için dünyanın polisi olduğunu bir kez daha teyit ediyor.
İran ise, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ABD askeri üslerine; ayrıca Kudüs, Hayfa ve Tel Aviv’e karşı füzelerle karşılık veriyor ve buralarda füze isabetleri bildiriliyor.
Ocak ayının sonundan bu yana ABD, 2003’teki Irak işgalinden beri Ortadoğu’daki en büyük askeri yığınağı başlatıp, Akdeniz’den Umman Denizi’ne kadar İran’ı kuşattı. Bölgeye dünyanın en büyüğü olan nükleer uçak gemisi USS Gerald Ford’u ve gemiler, savaş uçakları, elektronik harp unsurları, gözetleme uçakları ve stratejik bombardıman uçaklarını içeren taarruz grubunu konuşlandırdı.
Bu saldırı, geçen yıl haziran ayında İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ve birkaç gün sonra ABD’nin İran nükleer tesislerine dünyanın en güçlü nükleer olmayan silahları olan GBU-57 “sığınak delici” bombalarla vurmasının devamıdır.
ABD’nin Ortadoğu halklarına karşı uzun bir saldırı geçmişi var: 1981 ile 1984 arasında Lübnan; 1981’den 1989’a kadar Libya; 1987’den 1988’e kadar İran; 1991’de Irak’a işgal; 1991’de Sudan’a ve 1998’de Somali’ye bombardıman; 2001’de Afganistan’a işgal; 2003’te Irak’a yeni işgal; 2009’dan günümüze Yemen… İsrail ise 1948’de kan ve ateşle kuruluşundan bu yana Filistin halkını anavatanından sürmüş, tüm komşu ülkelere karşı çok sayıda savaş başlatmış ve bugün “Büyük İsrail”i yaratmaya yönelik saldırgan yayılmacı politikası çerçevesinde Suriye ve Lübnan’a saldırmaya devam etmektedir.
ABD ve İsrail’in bu yeni saldırısını kınıyor; ABD emperyalizmi ve Siyonizmin canice saldırısına karşı İran’ın kendini savunma hakkını destekliyoruz. Ortadoğu ve dünya halklarına yönelik her türlü saldırıyı reddediyor ve İran’ın nükleer programını geliştirme ve nükleer silahlara sahip olabilme hakkını savunuyoruz.
Bu saldırıyı, mollaların diktatörlük ve teokratik rejimine karşı tam bir siyasi bağımsızlık içinde reddediyoruz ve bu rejime hiçbir siyasi destek vermiyoruz. Bu bağlamda, kitle hareketini, işçi sınıfını ve İran halkını; özellikle de kadınların taleplerini bastıran kapitalist ve otoriter rejime karşı İranlı kadınların ve kitlelerin protestolarını her zaman destekledik.
İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) olarak dünyanın halklarını, Trump ve Netanyahu gibi savaş suçlularının önderlik ettiği İran’a yönelik bu yeni askeri saldırıya karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Onları yenilgiye uğratmak için en geniş eylem birliğini geliştirmeye çağırıyoruz. Bu mücadele, Filistin halkının etnik temizliğe ve Siyonist soykırıma son verme ve nehirden denize özgür bir Filistin elde etme yönündeki kahramanca mücadelesinin de bir parçasıdır.
İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)
28 Şubat 2026
Yorumlar kapalıdır.