Bir kavram: görünmeyen emek
Görünmeyen emek; ücretlendirilmeyen ve karşılıksız yapılan ev işi, hasta, yaşlı ve çocuk bakımı gibi işler için kullanılan bir kavramdır. Esas olarak 1960’larda özel (kişisel, hane içinde) olanın politik olduğunu öne süren ikinci dalga feminizmle kavramsallaştırılmıştır. Görünmeyen emek denilen bu işler, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kadınların “doğal” görevleri olarak kabul görür. Bu erkek egemen yapı, kapitalizm için olmazsa olmazdır. Örneğin kadınlar, hane içinde karşılıksız olarak yaptıkları işlerle her gün emek gücünün yeniden üretimini üstlenirler. Yani yemek, temizlik gibi işleri hallederek işçiyi bir sonraki işgününe hazırlar; yaşamı ve toplumu yeniden üretmiş olurlar. Kadınları aile içinde, denetim altında tutan erkek egemen kapitalist sistemin devamlılığı böylece görünmeyen/karşılıksız emek sayesinde sağlanmış olur. Ayrıca kadınların ev içi emeğinin karşılıksız olması; emeklerine kocalar, babalar, erkek kardeşler, kısacası erkekler tarafından el konduğu anlamına gelir.
Feminist politikada görünmeyen emek kavramının sınırları duygusal emeğin yanı sıra aile işletmelerinde kadınların ücretsiz çalışması ve işyerinde de devam eden toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle hane dışını kapsayacak şekilde genişletilebilir. İşgücü piyasasındaki kadınlar için çifte yük söz konusudur. Ücretli bir işte çalışan kadın, evde ücret olarak karşılığını almadığı işleri yapmaya devam eder. Böylece kadınlar “çifte sömürü” dediğimiz ücretli-ücretsiz emek kıskacına hapsedilmiş olur. Bu erkek egemen sistemin bir diğer sonucu da kadınların işgücü piyasasında daha güvencesiz, ikincil ve istikrarsız bir konuma itilmeleri olur.
Görünmeyen emek, feminist hareketin başlıca mücadele alanlarından biridir. Feminist politika, görünmeyen emeği görünür kırmaya çalışır. Feministler yıllar içinde ev işlerinin ücretlendirilmesi ve/veya kamusallaştırılması, kadınlar ve erkekler arasında eşit işbölümünün toplumsal bir norm haline getirilmesi gibi çeşitli öneriler geliştirmiş ve bu konuda politika üretmiştir. Örneğin 1972’de aralarında Mariarosa Dalla Costa, Silvia Federici ve Selma James’in olduğu feministler “Ev İşine Ücret” kampanyasını başlatarak, politik bir strateji olarak ev işlerinin ücretlendirilmesini talep etmiş ve cinsiyetçi işbölümünü teşhir etmiştir. Türkiye’de 2007 yılında Sosyal Haklar İçin Kadın Platformu, ev içi emeği yok sayan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasa taslağına itiraz ederek kadınlar için yıpranma payı, ev kadınlarına emeklilik hakkı gibi talepler öne sürmüştür. 2010 yılında Sosyalist Feminist Kolektif, “Erkeklerden Alacaklıyız” kampanyasında “Ev işlerine harcadığımız saatlerimizi, günlerimizi, yıllarımızı geri istiyoruz… Erkeklerin bize borcu var! Karşılığı ödenmemiş emeklerimiz için alacaklıyız!” diyerek cinsiyetçi işbölümünün politik olduğunu vurgulamıştır.
Sosyalist feminist perspektif, görünmeyen emeğe çözüm olarak ev ve bakım işlerinin toplumsallaştırılmasını/kamusallaştırılmasını önerir. Bunun anlamı kreş, yemekhane, çamaşırhane ve bakım merkezi gibi ücretsiz, yaygın ve erişilebilir kolektif çözümlerdir. Bu toplumsallaştırma talebi kadınların iş hayatına eşit şekilde katılmalarına, cinsiyetçi işbölümünün ortadan kalkmasına ve genel olarak kapitalizm ve patriyarka ile mücadeleye yönelik politikalarla desteklenir.
Yorumlar kapalıdır.