Talepler ortak ve acil, mücadeleler tekil ve yalıtık

İçinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasal tabloda işçi sınıfı bir cendereye sıkışmış durumda. Sefalet düzeyindeki ücretler ve artan güvencesizlik emekçilerin yaşam koşullarını her geçen gün ağırlaştırıyor. Bu tablo, sendikalaşmaya dönük fiili engellerle birleşince işçilerin harekete geçme süreçleri de zorlaşıyor. Ancak tüm baskı ve engellere rağmen bugün topyekûn saldırılar karşısında kısmi ama güçlenme potansiyeli taşıyan mücadele dinamikleriyle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu mücadelelere baktığımızda üç temel hatta yoğunlaştıklarını görüyoruz: ücret mücadelesi, sendikalaşma mücadelesi ve iş güvencesi mücadelesi.

Şubat ayında sonuçlanan, Birleşik Metal-İş’e üye işçilerin Smart Solar grevi ile Migros depo işçilerinin DGD-Sen’le yürüttükleri direniş önemli örnekler oldu. Bu deneyimler, işçilerin ancak örgütlü mücadele ile kazanım elde edebildiğini bir kez daha gösterdi. Geri adım atmadıklarında işverenlerin düşük zam tekliflerini artırmayı başardılar. Ancak kazanımların, ortaya koyulan mücadele söz konusu olduğunda yine de sınırlı kaldığını görmek gerekiyor. İşçiler zam oranlarını göreli olarak yükseltmeyi başarsa da kabul edilen oranlar çoğu zaman alım gücünü korumaya yetmiyor. Sistematik yoksullaşma eğilimi sürüyor. Özellikle ücretler söz konusu olduğunda kazanımların sınırları o mücadelelerin tek başına kendi dinamikleri içinde belirlenmiyor, işçi sınıfının sermaye karşısındaki toplam gücü ve örgütlülüğü belirleyici oluyor. Bu açıdan Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkı ile iç içe geçen ücret mücadeleleri de tüm emekçiler için önemli bir deneyim olmayı sürdürüyor.

Sendikalı olma mücadelelerinde tablo daha çarpıcı. Temel Conta ve Digel Tekstil’de bir yılı aşan direnişler, sendikalaşma hakkının fiilen nasıl engellendiğinin yalnızca iki örneği. İşten atmalar, yetki davaları, TİS masasına oturmayan işverenler artık istisna değil. Yıpratma, yıldırma ve zaman kazanma taktikleri, sermayenin iktidarla işbirliği içinde uyguladığı temel yöntemlere dönüşmüş durumda. Mersin Limanı’nda taşeron firma Özgüneş’te çalışan ve TÜMTİS’e üye olduktan sonra işten çıkarılan 150 işçi, bu durumun en güncel somut örneklerinden biri.

Diğer yandan iş güvencesi ve TİS’lerle kazanılmış haklar dahi giderek kırılganlaşıyor. Soma ve Kınık’ta maden işçilerinin devam eden eylemleri buna bir kez daha işaret ediyor. Ücretlerin ödenmemesi, toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaması, işten çıkarmalar ve özelleştirme politikalarının yarattığı belirsizlik binlerce işçiyi harekete geçirmiş durumda. Kınık’ta Polyak Madencilik’te binin üzerinde işçi usulsüz devir sürecine karşı direniyor. Soma Termik Santrali işçileri hem santralin kapatılmasına hem de ücretsiz izne çıkarılan 87 işçinin durumuna karşı eylemlerini sürdürüyor. Yeni Anadolu Madencilik ve İmbat Madencilik işçileri ise ücretlerin zamanında ödenmesi ve enflasyon farklarının yatırılması için mücadele ediyor.

Bu üç başlık birbirinden kopuk değil; ücretleri baskılayan, sendikalaşmayı engelleyen ve güvencesizliği yaygınlaştıran bütünlüklü bir saldırının parçaları. Sermayenin iktidarla el ele yürüttüğü bu program karşısında işçi sınıfı uzun süredir savunmada. Ancak en büyük sorun, bu savunmanın dahi ortaklaştırılamamasında. Sorunlar ortak ve acil, mücadeleler ise hâlâ büyük ölçüde tekil ve yalıtık.

Belli işyerlerinde kararlı mücadeleler yaşanıyor, bunlar birbirine muhakkak umut ve güç de veriyor; fakat ortak bir hatta birbirine bağlanamıyor. Bu tablo değişmediği sürece her kazanım kendi sınırlarında kalma, her direniş kendi işyerinin duvarlarına çarpma tehlikesi taşıyor.

Daha önce de çeşitli yazılarımızda belirttiğimiz gibi belki küçük ama somut adımlardan başlayarak ortak mücadele zemininin yeniden oluşturulması gerekiyor. Çeşitli işyeri mücadeleleri arasında koordinasyonlar, temel acil talepler etrafında eylem birlikleri gibi somut adımları hayata geçirmemiz, bunu işçi sınıfının ortak mücadele hattının bir ifadesi olacak emek ittifakına doğru genişletmemiz gerekiyor. Bugün birçok farklı sektörde mücadele veren işçilerin deneyimlerini ve seslerini ortaklaştıracak, bu mücadeleleri işçi sınıfının acil talepleri etrafında birleştirecek bir hatta ısrar etmeliyiz.

Yorumlar kapalıdır.