Hürmüz’ün faturasını emekçiler ödeyecek

Emekçileri açlığa mahkûm eden bu düzenden kurtuluş, Türkiye’yi Ortadoğu’daki emperyalist savaşın bir parçası yapma potansiyeli taşıyan NATO’dan derhal çıkmaktan, emperyalizme hizmet eden İncirlik ve Kürecik üslerini kapatmaktan geçer

ABD emperyalizmi ve soykırımcı Siyonist yapının İran halkına yönelik gayri meşru ve pervasız saldırganlığı sadece Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmekle kalmadı, küresel kapitalizmin şah damarlarından birini, Hürmüz Boğazı’nı da ateşe attı. Savaşın alevleri içinde Hürmüz’ün fiilen kapanmasının dünya emekçilerine olduğu kadar doğrudan doğruya Türkiye emekçilerinin cebine ve geleceğine etki edebilecek bir potansiyel taşıdığını belirtmeliyiz.

Türkiye, enerjide yapısal olarak dışa bağımlı bir ülkedir. Tükettiğimiz petrolün yüzde 90’ından fazlasını, doğalgazın ise neredeyse tamamını ithal ediyoruz. 2010’lardan sonra yenilenebilir enerji konusunda hız kazanılmış olsa da çeşitli enerji kaynaklarının tüketim paylarını incelediğimizde yüzde 31,6’sının petrol, yüzde 24,5’inin doğalgaz, yüzde 24,04’ünün ise kömür olduğunu görürüz (2024 verileri). Tüketilen enerjinin yüzde 80’i hâlâ fosil kaynaklardan elde ediliyor. Küresel petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın tıkanmasıyla dışa bağımlılık kendini üretim maliyetlerinde bir artışa, yani var olan enflasyonu daha da harlayan bir duruma yol açacak. Küresel ölçekte fırlayan enerji fiyatları, Türkiye’nin dış ticaret açığını da elbette büyütecektir.

İktidarın, Mehmet Şimşek eliyle sermayeye güven, işçiye ise acı reçete sunmak için hazırladığı Orta Vadeli Program (OVP) zaten bertaraf olmuştu. Şimdi ise tüm hedefleriyle birlikte Hürmüz’ün sularına gömüldü. OVP’nin enflasyon hedefleri, zaten işçi sınıfının ücretlerini baskılamak için uydurulmuş, tutması imkânsız birer masaldı. Şimdi, patlayan enerji fiyatlarıyla birlikte bu hedefler resmen çöp oldu.

Petrol sadece otomobilin deposuna giren yakıt demek değildir. Petrol aynı zamanda tarladaki traktörün mazotudur. Kimyasal gübrenin hammaddesi amonyaktır. İthal doğalgaz ise amonyak üretimi için birincil enerji ve hammaddedir. Hürmüz’ün kapanması küresel gübre tedarik zincirinin yaklaşık yüzde 33’ünü aksatarak kimyasal gübre fiyatlarının yüzde 50’den fazla artmasına neden odu. Türkiye tarımı, iktidarın 20 yılı aşan politikalarıyla çokuluslu tarım tekellerine ve ithalata göbekten bağımlı hale getirilmiştir. Bu artışlardan anında etkilenmektedir.

Bugün gübre ve mazot fiyatlarına gelecek yeni bir küresel şok, gıda tedarik zincirinde ciddi kırılmalara yol açacaktır. Asgari ücretin daha yılın başında açlık sınırının altında olduğu bir denklemde, acil sübvansiyonlar uygulanmaz, gıda sektöründe fiyat sabitlemeleri yapılmaz ise emekçiler için hayat pahalılığı artık bir geçim sıkıntısı değil, doğrudan doğruya bir hayatta kalma mücadelesine dönüşecektir.

Bağımlılık kader değil, sınıfsal bir tercihtir

İktidar, yıllardır kürsülerden yerli ve milli enerji nutukları atmasına rağmen, Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak bir yana, ülkeyi küresel kapitalist pazara çok daha derin bağlarla entegre etmiştir. Ülkenin enerji altyapısı, TÜPRAŞ’tan devasa elektrik dağıtım şebekelerine kadar sermayeye peşkeş çekilmiş, yenilenebilir enerji kaynakları bile holdinglerin rant ve talan alanına dönüştürülmüştür. Ülkenin kaderi, emperyalist merkezlerin ve küresel enerji tekellerinin iki dudağı arasına terk edilmiştir. İktidar, dışa bağımlılığı azaltacak kamusal, planlı bir üretim modeli kurmak yerine, kaynakları sermayeye açmıştır. İran’a yönelik emperyalist savaş ve Hürmüz’ün kapanması bize bir kez daha, çok sert bir şekilde gösteriyor ki, kapitalizm sınırları içerisinde kalarak emperyalist krizlerden, savaşlardan ve yoksulluktan korunmak mümkün değildir. Enerjide dışa bağımlılığı yaratan özelleştirme politikalarını derhal tersine çevirmek için tüm enerji şirketlerini ve rafinerilerini işçi denetiminde tazminatsız kamulaştırmak gerekir. Emekçileri açlığa mahkûm eden bu düzenden kurtuluş, Türkiye’yi Ortadoğu’daki emperyalist savaşın bir parçası yapma potansiyeli taşıyan NATO’dan derhal çıkmaktan, emperyalizme hizmet eden İncirlik ve Kürecik üslerini kapatmaktan geçer. Aksi takdirde, emperyalistlerin bölgede ateşlediği her füze, Hürmüz’den geçemeyen her damla petrol, bizim soframızdaki ekmeği gasp etmeye devam edecektir.

Yorumlar kapalıdır.