İstanbul Onur Yürüyüşü’nün ardından
24. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü bu yıl Açık S’açık temasıyla gerçekleştirildi. Ben de uzun yıllardan sonra Onur Yürüyüşü’ne katılma fırsatı bulmuş bir lubunya olarak duygu ve düşüncelerimi sıcağı sıcağına yazmak istedim.
Öncelikle temaya da yansıdığı üzere yürüyüşün yapılacağı yer ve günün önceden açıkça duyurulmuş olmasını çok kıymetli bulduğumu belirtmek isterim. Tek Adam rejimi cinsiyet kimliklerimizi ve cinsel yönelimlerimizi kamusal alanda görünmez kılmak için tüm devlet gücünü seferber ederek bizi sokaklardan sökmeye uğraşırken, bizim varoluşumuzun tartışılmaz meşruiyeti ile davranmaktan vazgeçmememiz hayati önemde.
Birkaç ayrı toplanma noktasında birden başlattığımız yürüyüşümüzün benim de içinde bulunduğum noktada daha pankartın açıldığı anda sivil polislerin saldırısı ile engellenmesi, beni ve beraber gözaltına alındığım arkadaşlarımı üzmüş olsa da farklı noktalarda daha uzun süren eylemlerin yapılabilmiş olması, tüm engellemelere rağmen renklerimizin görünür kılınabilmesi son derece mutluluk vericiydi.
Yürüyüşümüzün görece cılız halini açıklamaksa zor değil. Ne de olsa tüm demokratik hakları ve temel özgürlükleri ayaklar altına alan bir baskı rejimi altında yaşıyoruz. NATO Zirvesi bahanesiyle sosyalistleri hukuksuzca hedef alırken, konuyla hiçbir alakası olmayan TEMA Vakfı üyelerini dahi tutuklayabilecek kadar da pervasızca işleyen bu baskı aygıtının hemen her kesimden insanı tedirgin ettiği ortada. Üstelik lgbti+lar yıllardır tek adamdan bakanlarına, ekran yüzlerinden sosyal medya trollerine varana dek rejimin her kademeden mensubu tarafından şeytanlaştırılıp, hedef haline getirilmişken kalbi orada atan birçoğumuzun sokağa çıkmaktan endişe etmesi gayet anlaşılır.
Fakat rejimin sayısız hamlesine karşılık günden güne yoksulluğun acısını daha derinden yaşamakta olan emekçi halkın homofobik panik siyasetini gündemine almadığını, rejimin varoluşumuzun meşruiyetini kalabalıklar nezdinde bir tehdit olarak algılatmayı başaramadığını da unutmamalıyız. Bu yüzden önümüzdeki yıl tüm onur haftası etkinliklerine ama en çok da bize tamamen yasaklanmak istenen yere, yani sokağa, yani yürüyüşe daha kitlesel bir katılımla çıkmayı nasıl mümkün kılabileceğimiz meselesi, şu anda üzerinde en çok düşünmemiz gereken şey olsa gerek. Ben de bu düşüncelerle önümüzdeki yıl Pride sürecinin örgütlenmesine doğrudan katılarak, halihazırda sarf edilmekte olan kolektif emeğe ve akla biraz olsun katkı sunmak için kendime söz verdim. Seneye hem açık olalım hem daha kalabalık!
Yorumlar kapalıdır.