Temmuz ayında asgari ücrete yine ara zam yapılmadı. En düşük emekli aylığına yapılan yüzde 17,76’lık artış da hayat pahalılığı karşısında bir anlam ifade etmiyor. Orta Vadeli Program’ın “bütçe disiplini” diyerek ücretlerine zam yapmadığı, kemer sıkmasını istediği insanlar zaten kira ve market giderini bile karşılamak için borç içinde yaşayan emekçiler. Hanehalkı kredi ve kredi kartı borcu 7 trilyon liraya dayanmış durumda. Bu rakam son beş yılda yaklaşık yedi kat artmış.
Peki diğer kalemlerde durum nasıl? 2026 bütçesinde faize ayrılan kaynak 2 trilyon 742 milyar lira. Bu tutar, eğitim veya sağlığa ayrılan ödeneğin üzerinde. Toplanan her 5 liralık verginin yaklaşık 1 lirası faiz ödemelerine gidiyor. Faiz ödemeleri bütçenin dokunulamayan kalemlerinden biriyken ücretler ve aylıklar enflasyon karşısında bilinçli olarak baskılanıyor. Disiplin burada yok.
Bu bütçeyi onaylayan milletvekillerinin maaşı bugün 273 bin 196 lira, yani asgari ücretin yaklaşık 10 katı. Emekli milletvekili aylığı ise 177 bin 658 lira, o da ortalama bir emekli aylığının katbekat üzerinde. Milyonlarca emekçiye “mali disiplin”, “dezenflasyon programı” ve “fiyat istikrarı” gerekçesiyle ücret artışlarının sınırlandırılması gerektiği anlatılıyor. Milletvekili maaşlarının bir tasarruf kalemi olması gündemde bile değil, disiplin burada da yok.
Aynı kararlılık sermaye söz konusu olduğunda da ortadan kayboluyor. Ücretler baskılanırken büyük şirketlere vergi istisnaları, muafiyetler ve aflar sağlanıyor. Mecliste haziran ayında kabul edilen düzenleme ile şirketlerin kamu borçlarını ödeme süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı, 1 milyon liraya kadar olan borçlar için ise teminat gösterme zorunluluğu kaldırıldı. Sermayeye de disiplin yok.
Emekçiler ücretlerini zamanında alamazsa geçinemiyor, kredi kartı borcunu ya da faturasını geciktirdiğinde banka emekçinin kapısına dayanıyor, hesaplarına haciz ve bloke işlemleri kısa sürede başlayabiliyor. Büyük şirketler ise hem vergi borçlarının hem de işçilerin alacaklarının ödemesini yıllarca erteleyebiliyor. Bu yıl Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin aylarca ödenmeyen ücret ve tazminatlarını alabilmek için Ankara’ya yürümek, holding önünde günlerce direniş yapmak zorunda kalması bunun en somut örneklerinden biriydi.
İktidarın beceriksizliği yüzünden yoksullaşmıyoruz. Sermayeyi koruyan ve sadece emekçileri disipline gönderen bilinçli ve becerikli bir ekonomi programının sonucu yoksullaşıyoruz. Bu saldırıya karşı emekçilerin acil talepleri zenginlerden artan oranlı servet vergisi alınması, sermayeye tanınan vergi istisna ve muafiyetlerinin kaldırılması, borca ve faize yapılan ödemelerin durdurulması ve bu şekilde yaratılacak kaynakların insanca yaşayacak ücretler ile kamusal hizmetler için kullanılması olmalıdır.
