Yeni torba kanun teklifi temmuz ayı içerisinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü ve kabul edildi. Ancak sermayenin kâr hırsı torba değil ki büzesin; teklifin içeriği yine emekçilere yönelik saldırılarla dolu.
İlk saldırı maddesi İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili. Kanun maddesine göre imalat sektöründe istihdamın korunması için fondan sağlanan teşvik ve destekler 31 Aralık 2026’dan 2028’e kadar uzatıldı. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli işletmeler mayıs-aralık dönemi için fondan SGK prim desteği alacak. Hatırlarsak, geçen sene TBMM’de kabul edilen düzenleme ile turizm işçilerinin haftalık izinleri gasp edilmiş ve turizm işçileri 10 gün üst üste çalışmaya zorlanmışlardı.
Eşyaya ismiyle hitap etmek gerekirse bu fon bir işsizlik fonu değil, bir teşvik fonu. Fondan işsizlere ayrılan kısmın her geçen yıl azalması bu durumu teyit ediyor. Geçtiğimiz günlerde İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de yayımlandı. Kararnameye göre, fondan işsizler için değil, “istihdamı korumak ve yeni iş alanları” için ayrılan kısım yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıktı. Bu değişikliğin neyin kılıfı olduğunu yukarıdaki örnekler gösteriyor.
Torba yasanın gündeme getirdiği bir diğer mesele emekli aylıkları. Temmuz ayı itibarıyla en düşük emekli aylığı 20 bin TL değil, 23.552 TL olacak! Bu sefalet zammı tabii ki emeklilerin sosyal ve ekonomik şartlarında bir iyileşme sağlamayacak. Geçen ay bu sayfalarda Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Sekreteri Nuran Kesiktaş ile yapılan söyleşiyi hatırlarsak; her üç emekliden biri kirada yaşarken 2 milyon 100 binin üzerinde emekli kayıtlı olarak, binlercesi de kayıtsız olarak çalışmak zorunda. DİSK-AR’ın raporlarına göre bu sayı her üç emekliden ikisine tekabül ediyor.
Saldırı torbasının diğer bir maddesi PTT çalışanlarını ilgilendiriyor. Yasanın öngördüğü şey, PTT’de kalan görece güvenceli son istihdam rejimini ortadan kaldırmak ve tüm çalışanları İdari Hizmet Sözleşmeli (İHS) statüsüne geçirmek. PTT’de çalışanların bir kısmı, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT) çalışma rejimini düzenleyen KHK kapsamında çalışmaktaydı. Şimdi yapılmak istenen, 399 sayılı KHK’ye tabi olan çalışanları ya başka kamu kurumlarına göndermek ya da kalmak isteyenleri iş güvencesini idarenin yetkisine bırakan İHS ile çalışmaya zorlamak.
Uzun lafın kısası, milyonlarca emekçi torbasını dolduramazken, Tek Adam rejimi tüm bu saldırı tekliflerini tek torbaya doldurmaya çalışıyor. Turizm emekçilerinden emeklilere kadar işçi sınıfının tüm kesimlerine yönelen bu büyük saldırı karşısında bizlerin de mücadeleleri birleştirmemiz gerektiği ortada. İşsizlik Sigortası Fonu’nun yağmalanışı kaynakların emekçilere ayrılmadığını gösteren örneklerden yalnızca biri. Bu örnek ışığında “tüm kaynaklar emekçilere ayrılsın” demek için, bizim de en acil taleplerimizi “tek torbada” bir araya getirdiğimiz bir eylem programına ihtiyacımız var. “Emekli aylıklarına ve maaşlara üç ayda bir enflasyon oranında zam”, “vergide adalet” ve “sendikal örgütlenme önündeki engellere son” talepleri bizim torbamızın en acil talepleri.
