Sistem-patron el ele: kıdem tazminatı ve işsizlik maaşı

Kıdem tazminatı, genel anlamda işveren nezdinde en az 1 yıllık çalışması olan işçinin kanunda sayılan sebepler ile iş akdinin sona ermesi halinde hak kazanacağı, 30 günlük giydirilmiş brüt ücret karşılığı tazminattır. İşveren için işten çıkarmalar bakımından caydırıcı özelliği olan kıdem tazminatına, günümüzde yargının yavaşlığı ve yüksek enflasyon sebebiyle erişim oldukça zorlaştı.

İşçiler gerek haklı veya geçerli bir sebeple iş akdini sona erdirdiklerinde, gerekse işveren tarafından haklı veya geçerli bir neden olmaksızın işten çıkarıldıklarında hak ettikleri işçilik alacaklarının derhal ödenmeme riski ile karşılaşıyor. İşveren sıcak parayı derhal işçiye ödemek yerine, yargılamaların uzun sürmesini ve paranın kaybettiği değeri fırsat bilerek işçiye ödeme yapmaktan kaçınıyor. İşveren bu durumu fırsat bilip ayrıca yine kendi tarafından “önerilen” ve hukuka aykırı olarak fabrikalara getirilen arabulucularla yürütülen müzakere sürecinde de oldukça düşük meblağlar teklif ederek işçilerin hak ettiği kıdem tazminatı ve sair alacaklardan “tasarruf” etmeye çalışıyor. Arabuluculuk aşamasında anlaşmayan işçiye mahkeme yolu gözüküyor. Dava sonucunda faiziyle birlikte kıdem tazminatına hükmedilse de daha üst mahkeme süreci var. Yargılamalar uzun sürmüyormuş gibi işverenin bu süreçte mal kaçırdığı da oluyor. Sistem şirketlerin başka şirketler üzerinden ticari faaliyetlerine devam etmesine o kadar izin veriyor ki, sözde “batmış” gibi görünen şirketlerin aktif bir şekilde başka şirketler üzerinden faaliyetlerine devam ettiğini sıklıkla görüyoruz. Bu sebeple işçinin kıdem tazminatına ulaşması daha da zorlaşıyor.

İşsizlik maaşı ise son üç yılda en az 600 gün prim ödemiş olmak ve son 120 gün kesintisiz çalışmış olmak kaydıyla işçiye bağlanıyor. Burada da dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, eğer işveren işçinin işten ayrıldığınıza dair SGK’ya bildirim yaparken haksız şekilde işten ayrıldığını ifade eden bir çıkış kodu ile bildirim yapar ise işçi işsizlik maaşı alamıyor. Yani burada da işverenin “iyi niyetine” bağlı tek taraflı bir durum söz konusu. Böyle bir durumda işçi, davasını kazanması ile birlikte veya arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlaması ile birlikte İŞKUR’a yeniden başvuru yaparak işsizlik maaşını geriye dönük alabiliyor.

Sistem ne kadar işverene çalışıyor olursa olsun bu karamsar tablo işçilerin yalnız başına verdikleri hukuki mücadele için geçerli. Son dönemde Migros depo emekçilerinin direnişi de, Özel Okmeydanı Hastanesi emekçilerinin mücadelesi de gösterdi ki; işçiler belki de dava açsalar dahi ulaşamayacakları taleplerine (tazminat, kadroya geçiş, işe iade vb.) yan yana geldiklerinde, üretimden gelen güçlerini kullandıklarında ulaşabiliyor. Bu deneyimler, hukuki yolların önemsiz olduğu anlamına gelmese de, mevcut tabloda asıl belirleyici gücün örgütlü mücadele olduğunu gösteriyor. Dağınık ve bireysel başvuruların karşısında sermayenin gücü ağır basarken, birleşen işçilerin iradesi denklemi değiştirebiliyor.

Yorumlar kapalıdır.