Özel İtalyan Lisesi grevi üzerine
Tez-Koop-İş sendikasında örgütlenen Özel İtalyan Lisesi öğretmenleri 2 Şubat’ta greve çıktı ve Türkiye’de bir yabancı okulda ilk kez bir öğretmen grevi gerçekleşti. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 2026 yılı için yüzde 15, 2027 yılı içinse yüzde 0 zam teklif eden okul yönetimine karşı öğretmenlerin temel talepleri insan onuruna yaraşır ücret almak ve ağır iş yükü ile ayrımcılığın son bulmasıydı. Okuldaki çalışma koşullarını öğretmenler “aynı okul, iki farklı dünya” diye özetliyor. Nöbetleri sadece Türk öğretmenlerin tuttuğu, İtalyan öğretmenlerin Türk öğretmenlerin 5-6 katı maaş aldığı, öğretmenlerin müdür tarafından azarlandığı ayrımcılık koşulları mevcut.
Türkiye’de kamu çalışanı olan öğretmenlerin yasal olarak grev hakkı yok. Bu nedenle eğitim emekçileri iş bırakma gibi eylemlerle ancak fiili grev yapabiliyor. Keza başta Eğitim-Sen olmak üzere eğitim sendikalarının temel talepleri arasında, öğretmenlerin grev hakkı var. Kamuda durum böyleyken, söz konusu özel okul öğretmenleri olduğunda iş karmaşıklaşıyor. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olup işçi statüsündeki özel okul öğretmenleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa da tabiler ancak “torba işkolu” denen 10 No’lu Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkolu kapsamındalar. Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi, sendikalaşma önündeki kısıtlamaların çarpıcı bir örneğini sunan bu koşullarda cisimleşti.
Bu koşullar altında öğretmenler, iş güvencesi ve pazarlık yapabilme gücü elde etmek için TİS yetkisi olan bir sendikaya yöneldiler, sendikayı bir mücadele aracı olarak kullanabildiler ve harekete geçirmeyi başardılar. Grevi birliklerini bozmadan yöneten öğretmenler Eğitim-Sen gibi başka sendikalarla ve aynı zamanda diğer direnişlerle iletişimini sürdürdü. Okul yönetimi, MEB, Dışişleri Bakanlığı, İtalya Konsolosluğu, İtalya devleti gibi farklı farklı muhataplarla durumun katmerlendiği bir grevde çok yönlü bir mücadele veriyorlar. Maalesef ki bu süreçte öğretmenleri sırf sendikasından dolayı desteklemekten imtina eden, sınıf dayanışmasından uzak tutumlar da gördük. Ve bu tutumlar sendika bürokrasisiyle mücadeleye bir katkıda bulunmadığı gibi, öğretmenlerin grevine de herhangi bir fayda sunmadı.
Öğrencilerin desteğini arkasına alan, greve öğrencilerin alkışlarıyla çıkan öğretmenlere velilerden de destek geldi. Grevin muhataplarından biri olan velilerle de iletişimi sürdürdüler, velilerle basın açıklaması yaptılar. Esas sorumlular olarak okul yönetimini ve grevdeki öğretmenlerin yerine görevlendirmeye yaparak grev kırıcılığı yapmaya çalışan MEB’i işaret etmek yerine öğretmenlerden desteğini esirgeyen veliler içinse okulun edebiyat öğretmeni Sabri Ergül şöyle diyordu: “Okul anlaşmayarak, öğretmenlerin hakkını vermeyerek, ayrımcılık yaparak öğrencilerin eğitim hakkını engelliyor. Veliler bize ‘Biz öğrenciden tarafız,’ diyor. Evet, doğru ama öğrenciden, çocuğundan yana olmak istiyorsa öğretmenden yana olmalı. Öğretmen ayrımcılığa uğrarken, sömürülürken, mutsuz edilirken çocuğunuzun yanında yer alamazsınız.”
Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin grevi başarıyla taçlanırsa sadece işçi sınıfı tarihine önemli bir kazanım olarak yazılmayacak, aynı zamanda iş güvencesi, sendikalaşma, eşit işe eşit ücret gibi taleplerini savunan özel sektör öğretmenlerinin mücadelesine de katkıda bulunacaktır. Son dönemlerde Smart Solar ve Özel Okmeydanı Hastanesi’nde olduğu gibi başka kazanımlar da yaşadık. Bize düşen bu deneyim ve kazanımları ileriye taşıyacak bir sınıf önderliği inşa etmek, sendika ayrımı yapmaksızın işçinin yanında durmak ve sermayeden bağımsız, emekten yana bir hat oluşturmak için çaba göstermektir.
Yorumlar kapalıdır.