Siyonizmin darağacı: Knesset’in barbarlığa yürüyüşü
İsrail parlamentosu Knesset, 30 Mart 2026’da, “milliyetçi tehditler” olarak tanımladığı Filistinli tutsaklar için idam cezasını yasalaştırarak devletin uzun süredir gizli tutmaya çalıştığı şiddeti resmiyete döktü. Netanyahu–Ben-Gvir koalisyonunun aşırı sağ, dinci-faşist unsurları tarafından başı çekilen bu yasa, yönetimin tamamen askerileştirilmesi yönünde belirleyici bir adım anlamına geliyor ve yargı makamını sistematik bir imha aracına dönüştürüyor. Bakanlar, yasanın geçmesini darağacı rozetleriyle ve şampanyayla kutladı. Bu mide bulandırıcı güç gösterisi, rejimin terörü sınırsız bir şekilde benimsediğini gözler önüne seriyor.
Yasa, hem Filistinlilere zulmetmeye hem de devlet kontrolü sağlamaya yönelik olarak tasarlanmış iki yönlü bir yargı sistemi oluşturuyor. Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler, idam cezasının verilmesi için basit bir çoğunluğun yeterli olacağı askeri mahkemelere tabi tutuluyor ve temyiz hakkı bulunmuyor. Devlet aygıtının hukuki engeller olmadan işlemesini sağlayacak olan yasa, iktidarı bir güç tiyatrosuna dönüştürüyor. Her madde, her prosedürel boşluk, devletin ölümcül baskı kapasitesini en üst düzeye çıkarmaya ayarlanmış durumda; bu da Filistinli toplulukları iktidarın keyfi uygulamalarına tamamen açık hale getiriyor.
Arka planda bölgesel kaos ve küresel emperyalist krizlerin olduğu bir durumda bu yasanın zamanlaması kasıtlı. Yasa, finans kapitalin ve askeri-endüstriyel kompleksin gücünü konsolide ediyor ve “birleşik devlet” illüzyonunu sürdürmek için Filistinlilerin hayatını feda ediyor. Artık yasal bir politika haline gelen; onlarca yıldır süren idari gözaltı, toprak gaspı ve haklardan sistematik olarak mahrum bırakma uygulamalarının bir uzantısı bu yasa. Darağacı hem araç hem sembol haline geliyor: mahkemelerin, bürokrasinin ve seçimlerin topyekûn kontrolü sağlayamadığı bir durumda otoritenin nihai ilanı.
Bu yasa; hukuka, diplomasiye veya prosedürlere bağlı olmaksızın terörü politika olarak kullanan emperyalist bir rejimi gözler önüne seriyor. Dış güçler endişe beyanlarını ifade etseler de, baskı aygıtına verdikleri maddi destek bu söylemleri anlamsız kılıyor. Sürekli bir tehdit altında olan Filistinlilerin hayatları, yasalarla onaylanan keyfi güç uygulamalarına tabi tutuluyor. Bu yasanın geçmesi sadece bir cezalandırma aracı değil; devletin zoru infaza, hukuku ise darağacına dönüştürmeye hazır olduğunu ilan ediyor.
Yorumlar kapalıdır.