Kazanmak için birleşik mücadele şart!
1 Mayıs gelip geçerken Türkiye’nin dört bir yanında emekçiler hakları için mücadele etmeye devam ediyorlar.
Eskişehir Mihalıççık’ta faaliyet yürüten Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te yaklaşık 130 işçi, gasp edilen maaşlarını ve tazminatlarını elde edebilmek için Bağımsız Maden-İş öncülüğünde 13 Nisan’da Ankara’ya yürüyüşe başladı. 20 Nisan’da Ankara’ya ulaşan maden işçileri bu tarihten itibaren mücadelelerini Kurtuluş Parkı’nı kalıcı direniş alanına çevirerek devam ettirmişlerdi. Mücadeleleri esnasında gerek işçiler gerek başta Başaran Aksu olmak üzere Bağımsız Maden-İş yetkilileri defalarca polis şiddetiyle ve gözaltı saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Doruk Madencilik işçileri, ulusal gündemde ses getiren ısrarlı mücadeleleri sonucu 28 Nisan günü devletin garantörlüğünde alacaklarının hesaplarına yatırılacağının sözünü almayı başardılar.
Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği’nin (MİP) taşeronu olan Özgüneş Taşımacılık tarafından 31 Aralık’ta işten çıkartılan 185 liman işçisinin direnişi 120 günü aştı ve işçiler mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyorlar. TÜMTİS önderliğinde ve aileleriyle beraber eylemlerini sürdüren işçilerin ana talebi sendikalı olarak işlerine geri dönebilmek.
Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin toplu iş sözleşmesi sürecinin tıkanması sonucu başlattıkları grev 90 günü aşkın süredir devam ediyor. Tez-Koop-İş Sendikasında örgütlü olan öğretmenler bir yandan okul yönetimiyle, bir yandan MEB’in grev kırma saldırılarıyla, diğer taraftan ise İtalyan devletinin ayrımcı tutumuyla mücadele ediyorlar. Bu mücadelede önemli bir kazanım da elde ettiler. MEB’in grev kırıcı öğretmen atama uygulaması sendikanın açtığı dava sonucu durduruldu.
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da gerçekleşen okul saldırılarının ardından başta Eğitim-Sen ve Eğitim-İş olmak üzere kamuda örgütlü eğitim sendikaları, 15 Nisan tarihinde üç gün boyunca iş bırakma kararı almıştı. Binlerce eğitim emekçisinin dahil olduğu iş bırakma eyleminde eğitimde şiddete karşı ortak mücadele vurgusu öne çıktı. İş bırakma eylemi boyunca gerçekleştirdikleri “Yaşam Nöbeti” eylemi ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) önünden ayrılmayan Eğitim-Sen’li emekçiler MEB Başkanı Yusuf Tekin’in istifasını talep ederken okullarda şiddete karşı mücadelenin güvenlikçi politikalardan değil laik, bilimsel ve anadilinde eğitimi ve psikososyal destek mekanizmalarını tesis etmekten geçtiğinin altını çizdiler.
Gaziantep Başpınar’da faaliyet gösteren Sırma Halı fabrikasında yaklaşık 400 işçi ödenmeyen ücretler, zam ve fazla mesai alacakları için mart ayında 15 günlük bir direniş gerçekleştirmişti. BİRTEK-SEN öncülüğünde gerçekleşen direniş, işyerindeki bölümler arasında bağın kopması sonucu sona ermişti. Direnişin sonra ermesinin en önemli nedenlerinden biri ise 16 Mart tarihinde, Sırma Halı işçilerine destek verdiği bir konuşması sebebiyle BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanması olmuştu. Mehmet Türkmen’in bir ayı geçen tutukluluğu, rejimin işçi hareketine karşı uyguladığı baskı politikalarının ve saldırıların en çıplak biçimidir.
Kazanmak için birleşik mücadele şart!
Son dönemde gerçekleşen grevler ve direnişler, mücadelenin seyri hakkında önemli dersler barındırıyor. Bunlardan ilki, ekonomik krizin ve rejimin baskı politikalarının emek mücadelesini savunmacı bir çizgiye çekmiş olması. Emekçiler atıldıkları işlerine geri dönebilmek, hukuki olarak tanınan ücret ve tazminatlarını elde edebilmek gibi en temel hakları için bile hem patronlara hem rejime karşı mücadele etmek zorunda. Bu temel gerçeklik ise çok daha önemli bir derse kapı aralıyor: Bu çetrefilli mücadeleyi tek başımıza veremeyiz! Sermaye ve rejim bu kadar örgütlü iken işçilerin de sektör sınırlarını, konfederasyon sınırlarını aşan bir birlikteliğe ihtiyacı var. Ancak böyle bir mücadele ittifakını inşa edebilirsek karşı karşıya kaldığımız bu saldırılara cevap üretebilir, daha güçlü talepler için daha güçlü bir mücadele verebiliriz.
Yorumlar kapalıdır.