Türkiye’de ücretler neden çok düşük ve eşitsiz? Çözüm için ne yapmalı?

Date:

Share post:

Eurostat 2026 verilerine göre 29 Avrupa ülkesi içinde Türkiye asgari ücrette 25. sırada bulunuyor. Bu verilere göre Türkiye; Macaristan, Romanya, Sırbistan, Karadağ gibi ülkelerin dahi gerisinde. Üstelik asgari ücret bahsi geçen ülkelerde ortalama ücreti ifade etmiyor. Bir kısmında zaten resmi bir asgari ücret bulunmuyor. Türkiye’de ise asgari ücret özel sektörde neredeyse ortalama bir ücret haline gelmiş durumda. Çalışanların yarıdan fazlası asgari ücret ve civarı bir ücret alıyor. Haziran 2026 verilerine göre dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 116 bin lira, açlık sınırı 36 bin lira. Buna mukabil asgari ücret 28 bin 75 lira. Nitekim satın alma gücü paritesine göre Türkiye yine listenin sonlarında yer alıyor. Kısacası Eurostat’ın gösterdiği düşük ve eşitsiz ücret tablosu kısmi değil, Türkiye’de tüm bir çalışma rejimini karakterize ediyor.

Üstelik tablo bu olmasına rağmen temmuz ayında asgari ücrete zam yapılmadı. Dolayısıyla özel sektör çalışanlarının hiçbiri ara zam alamamış oldu. Oysa altı aylık enflasyon yüzde 17’yi geçmiş durumda. Yıl sonunda yüzde 30’u aşması bekleniyor. 2026 sonuna dek asgari ücret 28 bin 75 lira olarak kalacak. Buna mukabil en düşük memur maaşı temmuz ayındaki yüzde 13,5 zamla birlikte 70 bin 224 lira oldu. Bir bakıma memurlar için asgari ücret 70 bin 224 lira denebilir. 

Kuşkusuz hayat pahalılığı ve 116 bin lirayı geçen yoksulluk sınırı hesaba katıldığında 70 bin liranın da insan onuruna uygun bir yaşam için yetersiz olduğu ortada. Bu noktada sorun iktidarın özel sektör çalışanları için 28 bin lirayı asgari geçim ücreti olarak reva görürken, ki bu sermaye için altın tepside sunulmuş bir yoğun sömürü imkânı, memurlar için bu sınırın 70 bin lira olması. Eğer geçim için asgari sınır 70 bin lira ise özel sektör çalışanları niçin 28 bin liraya mahkûm ediliyor? Yok eğer iktidar, “28 bin lira insani ölçüde asgari yaşam için yeterlidir” diyorsa 70 bin lira memur başlangıç maaşı ne anlama geliyor? Öyle ya işçi de memur da aynı çarşı pazardan alışveriş yapıyor!

Çok açık ki en düşük ev kirasının 35-40 bin liraları geçtiği günümüzde 70 bin lira memur maaşı yetersiz. Bunun tartışılacak bir yanı yok. 28 bin liralık asgari ücret ise tam anlamıyla bir sefalet ücreti. 23 bin liralık en düşük emekli aylığının ise, emek düşmanlığı dışında, izahı yok. İşçi, memur, emekli, hiçbir emekçinin geliri yoksulluk sınırının altında kalmamalı. 

Ücretlerin bu derece düşük ve eşitsiz olmasının temel nedeni emeğin örgütlü ve birleşik bir güce sahip olmaması. Emeğin üretimden gelen gücünü etkin şekilde kullanamaması. Bunun sağlanabilmesinin temel koşulu; her çalışanın ve emeklinin sendikalı olması, toplu iş sözleşmesi yapabilmesi, sendikasında söz ve yetki sahibi olması, iş güvencesinin her çalışan için sağlanması, işten atmaların yasaklanması, ücretlerde kesinti olmaksızın çalışma saatlerinin kısaltılarak işlerin tüm çalışanlara paylaştırılması, işçi denetiminin kurulması, kaynakların emekçiler ve toplum için kullanılmasıdır.

Son Yazılarımız

spot_img