Kırılgan anlaşmadan emperyalist saldırganlığa

Date:

Share post:

ABD ve Siyonizm, 28 Şubat tarihinde İran’a yönelik olarak başlattığı ortak saldırıda “hedeflerine” ulaşamamış ve aldığı yenilginin ardından 17 Haziran tarihinde Trump ile İran arasında kırılgan bir ateşkes imzalanmıştı.

ABD emperyalizmi için bir yenilgi anlamına gelen bu kırılgan ateşkesin imzalanmasının arka planında İran’ın beklenmedik sert direnişi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmış olmasının dünya kapitalizminin krizindeki derinleştirici etkisi ve ABD içerisinde savaşa karşı oluşan kitlesel halk tepkisi etkili olmuştu. ABD ve İran arasında imzalanan 14 maddelik anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere savaşın tüm cephelerde durdurulmasını da içerse de kısa sürede kırılganlığını gözler önüne serdi.

Trump, aldığı yenilgi sonrası geri adım atmak zorunda kalsa da bölgedeki en büyük ortağı soykırımcı Netanyahu, Filistin’deki “sahte ateşkese” uymadığı gibi ABD-İran anlaşmasına da uymayarak Lübnan’daki işgal ve saldırılarına devam etti. Keza hem Siyonizmin varlığının bölgedeki herhangi bir mutabakatın kalıcılığını mümkün kılmayışı hem de Trump’ın emperyalist kapitalizmin hiçbir sorununa merhem olamayan saldırgan politikasının bir sonucu olarak, 8 Temmuz tarihinde ateşkes Trump tarafından sonlandırıldı.

ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlatmasına İran, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini yeniden vurarak karşı yanıt verdi. Gelinen noktada ABD geniş çaplı bombardımanlar yerine deniz ablukasını şu an için ön plana çıkarmış olsa da ve diplomatik temasların yeniden gündeme gelme olasılığından söz edilse de hem Trump’ın emperyalizmin hegemonya krizini saldırgan politikalarla çözme girişimi hem de soykırımcı Netanyahu’nun savaşı sürekli olarak yayma girişiminin yeni askeri saldırıların önünü açma olasılığı da mevcut. Keza Trump ve Netanyahu’nun Oval Ofis’te yapacağı görüşmenin gündemlerinden bir tanesi de İran’a yönelik yeni bir ortak saldırı planı ihtimali olacak.

Tam da bu nedenle, İran’a yönelik emperyalist saldırganlığın nihai olarak sona ermesini mümkün kılacak olan, dünya halklarının birleşik seferberliği olmayı sürdürüyor. İran halkının haklı davasının yanında olmaya devam edip, ancak bununla birlikte İran’daki kapitalist, diktatoryal ve teokratik rejime siyasi destek vermeksizin ve ona güven aşılamaksızın. Yine Siyonizmin Filistin’de sürdürmekte olduğu soykırım ve işgal ile Lübnan’da devam ettirmekte olduğu işgale karşı dayanışmayı da bölgedeki emperyalist saldırganlığa karşı seferberliğin bir parçası haline getirmek en acil görevlerden biri olmayı sürdürüyor.

Son Yazılarımız

spot_img